Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.Ειδον τας σκηνας της Αιθιοπιας εν θλιψει ετρομαξαν τα παραπετασματα της γης Μαδιαμ.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.Видях шатрите на Етиопия наскърбени; Поклатиха се завесите на Мадиамската земя.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.Грустными видел я шатры Ефиопские; сотряслись палатки земли Мадиамской.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.תחת און ראיתי אהלי כושן ירגזון יריעות ארץ מדין׃
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.رأيت خيام كوشان تحت بلية. رجفت شقق ارض مديان.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.我 見 古 珊 的 帳 棚 遭 難 、 米 甸 的 幔 子 戰 兢
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.我 見古珊 的 帳棚 遭難 、 米甸 的 幔子 戰兢
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.Ingen skal spænde sin Bue eller rejse sig i Brynje. Spar ikke dets Ynglinge, læg Band på hele dets Hær!
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.활을 당기는 자를 향하며 갑주를 갖추고 선 자를 향하여 쏘는 자는 그 활을 당길 것이라 그 청년들을 아끼지 말며 그 군대를 진멸하라
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.אל ידרך ידרך הדרך קשתו ואל יתעל בסרינו ואל תחמלו אל בחריה החרימו כל צבאה׃
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.على النازع في قوسه فلينزع النازع وعلى المفتخر بدرعه فلا تشفقوا على منتخبيها بل حرموا كل جندها.
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.拉 弓 的 、 要 向 拉 弓 的 和 貫 甲 挺 身 的 射 箭 . 不 要 憐 惜 他 的 少 年 人 . 要 滅 盡 他 的 全 軍
Okçu yayını germesin, Zırhını kuşanmasın. Onun gençlerini esirgemeyin! Ordusunu tümüyle yok edin.拉弓 的 、 要向 拉弓 的 和 貫甲 挺身 的 射箭 . 不 要 憐惜 他 的 少年人 . 要 滅盡 他 的 全軍
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.(77:9) Сыны Ефремовы, вооруженные, стреляющие из луков, обратились назад в день брани:
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Albo jako synowie Efraimowi zbrojni, którzy, choć umieli z łuku strzelać, wszakże w dzień wojny tył podali.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Con cháu Ép-ra-im cầm binh khí và giương cung, Có xây lưng lại trong ngày chiến trận.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Con_cháu Ép - ra-im cầm binh_khí và giương cung , Có xây lưng lại trong ngày chiến_trận .
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Efraim fiai, a fegyveres íjászok hátat fordítottak az ütközet napján;
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Efraimin lapset, asestetut jousimiehet, kääntyivät pakoon taistelun päivänä.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Efra'ims barn, de rustede bueskyttere, vendte om på stridens dag.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Efraims barn, välbeväpnade bågskyttar, vände om på stridens dag.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.- Efraims Børn var rustede Bueskytter, men svigted på Stridens Dag -
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Fiii lui Efraim, înarmaţi şi trăgînd cu arcul, au dat dosul în ziua luptei,
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.I figli di Efraim, valenti tiratori d'arco, voltarono le spalle nel giorno della lotta
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Jako synové Efraim zbrojní, ač uměle z lučiště stříleli, však v čas boje zpět se obrátili,
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.에브라임 자손은 병기를 갖추며 활을 가졌으나 전쟁의 날에 물러갔도다
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Les fils d`Éphraïm, armés et tirant de l`arc, Tournèrent le dos le jour du combat.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Los hijos de Efraín, armados con excelentes arcos, volvieron las espaldas en el día de la batalla
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Os filhos de Efraim, armados de arcos, retrocederam no dia da peleja.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Sinovi Efraimovi, lokostrelci oboroženi, so obrnili hrbte ob času bitve.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Suku Efraim yang bersenjatakan panah dan busur, melarikan diri pada waktu bertempur
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Synovia Efraimovi, ozbrojenci, strelci z luku, obrátili sa zpät v deň boja.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.wie die Kinder Ephraim, die geharnischt den Bogen führten, abfielen zur Zeit des Streits.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.ως οι υιοι του Εφραιμ, οιτινες ωπλισμενοι, βασταζοντες τοξα, εστραφησαν οπισω την ημεραν της μαχης.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.Ефремците, макар въоръжени и запъващи лъкове, Върнаха се назад в деня на боя.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.בני אפרים נושקי רומי קשת הפכו ביום קרב׃
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.بنو افرايم النازعون في القوس الرامون انقلبوا في يوم الحرب.
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.以 法 蓮 的 子 孫 、 帶 著 兵 器 、 拿 著 弓 、 臨 陣 之 日 、 轉 身 退 後
Oklarla, yaylarla kuşanmış Efrayimoğulları Savaş günü sırtlarını döndüler.以法 蓮 的 子孫 、 帶著 兵器 、 拿著弓 、 臨陣 之 日 、 轉身 退 後
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.(40:5) Orne-toi de magnificence et de grandeur, Revêts-toi de splendeur et de gloire!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.(40:5) Vậy bây giờ, ngươi hãy trang điểm mình bằng sự cao sang và oai nghi, Mặc lấy sự tôn trọng và vinh hiển.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.(40:5) Укрась же себя величием и славою, облекись в блеск и великолепие;
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Adórnate, pues, de majestad y alteza; vístete de gloria y esplendor
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Aj, hle slon, jejž jsem jako i tebe učinil, trávu jí jako vůl.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Hiasilah dirimu dengan kemegahan dan kebesaran, kenakanlah keagungan dan keluhuran
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Împodobeşte-te cu măreţie şi mărime, îmbracă-te cu strălucire şi cu slavă!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Katso Behemotia, jonka minä loin niinkuin sinutkin; se syö ruohoa niinkuin raavas.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Kijk eens naar het nijlpaard. (A) Ik heb hem gemaakt, net zoals Ik u heb gemaakt. Hij eet gras als een os.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.너는 위엄과 존귀로 스스로 꾸미며 영광과 화미를 스스로 입을지니라
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Nézd csak a behemótot, a melyet én teremtettem, a miként téged is, fûvel él, mint az ökör!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Nože sa ozdob velebnosťou a výsosťou a obleč sa vo veličenstvo a v nádheru!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Odeni se torej z močjo in visokostjo in obleci diko in veličastvo!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Orna-te, pois, de excelência e dignidade, e veste-te de glória e de esplendor.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Ornati pure di maestà e di sublimità, rivestiti di splendore e di gloria
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Ozdóbże się teraz zacnością i dostojnością, a w chwałę i w ochędóstwo oblecz się.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Schmücke dich mit Pracht und erhebe dich; ziehe Majestät und Herrlichkeit an!
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Se, Behemot, han är ju mitt verk såväl som du. Han lever av gräs såsom en oxe.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Se Nilhesten! Den har jeg skabt såvel som dig. Som Oksen æder den Græs.
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Se på Behemot*, som jeg har skapt like så vel som dig; den eter gress som en okse. / {* flodhesten.}
Öyleyse şan ve şerefe bürün, Görkem ve yücelik kuşan.Στολισθητι τωρα μεγαλοπρεπειαν και υπεροχην και ενδυθητι δοξαν και ωραιοτητα.