Kuşanlar, Part İmparatorluğu'na boyun eğdirmiş ve Kabil’i de ele geçirmişlerdir.Den gruppen som måtte forlate landet valgte brødrene Ibor og Aion til høvdinger (eller konger).
Yahudiler sabah ayininde bir dua şalı (Tallit) kuşanırlar.7月、 百済の使人(つかひ)大佐平(だいさへい)智積(ちしゃく)等(ら)に朝(みかど)に饗(あへ)たまふ。
Yüe-çilere, Kuşanlar denmeye başladı.”扑其子,邑人称快。
Buna rağmen eğer modern buke-zukuri tarzında kuşanılırsa hâlâ birer katanadırlar.하지만, 말처럼 완전히 융합되어있는 경우라도, 팔꿈치머리는 여전히 존재한다.
On beş yaşında at binip kılıç kuşanmıştır.만 15세 때 태권도와 복싱을 접했다.
Askerler deri bir göğüs zırhı kuşanmışlardır.הלוחמים לבשו על גופם שריון בד מרופד בעור.
Önceden otonom olan Kuşanlar, I. Şapur'un hükümdarlığını kabul etmek zorunda kaldılar.Gradovi kojima je do tada upravljala Hanza, moraju priznati vlast mjesnih vladara.
Her birinin kendine özgü giyinme ve kuşanma şekli vardır.Kiekvienas kaimas turi savitą drabužių puošybą.
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.El día 24 del mismo mes se reunieron los hijos de Israel en ayuno, vestidos de cilicio y polvo sobre ellos
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.그 달 이십 사일에 이스라엘 자손이 다 모여 금식하며 굵은 베를 입고 티끌을 무릅쓰며
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.Ngày hai mươi bốn tháng ấy, dân Y-sơ-ra-ên nhóm lại, cữ ăn, mặc bao và phủ bụi đất.
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.Ngày hai_mươi bốn tháng ấy , dân Y-sơ-ra-ên nhóm lại , cữ ăn , mặc bao và phủ bụi đất .
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.וביום עשרים וארבעה לחדש הזה נאספו בני ישראל בצום ובשקים ואדמה עליהם׃
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.وفي اليوم الرابع والعشرين من هذا الشهر اجتمع بنو اسرائيل بالصوم وعليهم مسوح وتراب.
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.這 月 二 十 四 日 、 以 色 列 人 聚 集 禁 食 、 身 穿 麻 衣 、 頭 蒙 灰 塵
Aynı ayın yirmi dördüncü günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti.這月 二十四日 、 以色列人 聚集 禁食 、 身穿 麻衣 、 頭蒙 灰塵
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.dan ia memakai topi tembaga dan baju perang tembaga yang beratnya kira-kira lima puluh tujuh kilogram
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Fején rézsisak vala és pikkelyes pánczélba volt öltözve; a pánczél súlya pedig ötezer rézsiklusnyi vala.
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Han havde en Kobberhjelm på Hovedet, var iført en Skælbrynje, hvis Kobber vejede 5.000 Sekel,
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Hij droeg een koperen helm, een koperen borstpantser van 55 kilo en
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.머리에는 놋투구를 썼고 몸에는 어린갑을 입었으니 그 갑옷의 중수가 놋 오천 세겔이며
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Lebka pak ocelivá na hlavě jeho, a v pancíř brněný byl oblečen, kterýžto pancíř vážil pět tisíc lotů oceli.
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.na hlave mal medenú prilbu a oblečený bol v šupinatom pancieri, ktorý vážil päť tisíc šeklov medi;
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Người đội mão đồng trên đầu , mặc áo_giáp đồng vảy cá , nặng năm ngàn siếc - lơ ,
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Người đội mão đồng trên đầu, mặc áo giáp đồng vảy cá, nặng năm ngàn siếc-lơ,
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.På hodet hadde han en kobberhjelm og var klædd i en skjellbrynje, og brynjens vekt var fem tusen sekel kobber.
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Pe cap avea un coif de aramă, şi purta nişte zale de solzi în greutate de cinci mii de sicli de aramă.
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.Медный шлем на голове его; и одет он был в чешуйчатую броню, и вес брони его – пять тысяч сиклей меди;
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.וכובע נחשת על ראשו ושריון קשקשים הוא לבוש ומשקל השריון חמשת אלפים שקלים נחשת׃
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.وعلى راسه خوذة من نحاس وكان لابسا درعا حرشفيا ووزن الدرع خمسة آلاف شاقل نحاس.
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.頭 戴 銅 盔 、 身 穿 鎧 甲 、 甲 重 五 千 舍 客 勒
Başına tunç miğfer takmış, pullu bir zırh kuşanmıştı. Tunç zırhın ağırlığı beş bin şekeldi.頭戴銅盔 、 身穿 鎧甲 、 甲 重 五千 舍 客勒
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.-av en levande person i rustningen.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Jeg mærker ikke chi-strømmen - - fra en levende person i rustningen.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Não sinto o fluxo de chi que qualquer pessoa viva emitiria desta armadura.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Nie czuję przepływu qi, którą powinna posiadać osoba w tej zbroi.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Non percepisco il flusso del Chi che una persona dovrebbe avere da questa armatura.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum. Tam olarak ne...-joka ihmisen pitäisi saada haarniskasta.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Δεν νιώθω τη ροή του τσι που έχει κάθε άνθρωπος, μέσα από την πανοπλία.
Böyle bir zırh kuşanmış canlı birinde olması gereken Çi akışını hissetmiyorum.Я не чувствую потока "чи", который должен исходить от человека в таких доспехах.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Allora seicento uomini della tribù dei Daniti partirono da Zorea e da Estaol, ben armati
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.A tak sa pohlo odtiaľ, z čeľade Dánovej, z Caree a z Eštaola, šesťsto mužov, vyzbrojených do boja.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Então seiscentos homens da tribo dos danitas partiram de Zorá e Estaol, munidos de armas de guerra.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.És elment onnét a Dán nemzetségébõl, Czórából és Estháolból, hatszáz férfiú hadiszerszámokkal felkészülten.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.In odrine odondod iz rodovine Danovcev, iz Zore in Estaola, šeststo mož z orožjem, pripravljenih na boj.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.I wyszło stamtąd z pokolenia Dan, z Saraa i z Estaol, sześć set mężów gotowych do boju.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Karena itu, berangkatlah dari Zora dan Esytaol 600 orang suku Dan. Dengan senjata lengkap
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.단 지파 가족 중 육백명이 병기를 띠고 소라와 에스다올에서 출발하여
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Så brød 600 væbnede Mænd af Daniternes Slægt op fra Zora og Esjtaol,
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Så brøt seks hundre menn av danittenes ætt fullt væbnet op derfra, fra Sora og Estaol.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Şase sute de oameni din familia lui Dan au pornit din Ţorea şi Eştaol, încinşi cu armele lor de război.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Six cents hommes de la famille de Dan partirent de Tsorea et d`Eschthaol, munis de leurs armes de guerre.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Tedy vyšlo z čeledi Dan odtud, totiž z Zaraha a Estaol, šest set mužů oděných v odění válečné.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Toen verlieten zeshonderd gewapende mannen van de stam Dan de steden Zora en Estaol.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Vậy , sáu trăm người về dòng Ðan cầm binh_khí , đi từ Xô-rê - a và Ê - ta-ôn
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.Vậy, sáu trăm người về dòng Ðan cầm binh khí, đi từ Xô-rê-a và Ê-ta-ôn
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.И отправились оттуда из колена Данова, из Цоры и Естаола, шестьсот мужей, препоясавшись воинским оружием.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.И тъй, потеглиха от там, от Дановия род, от Сарая и от Естаол, шестотин мъже препасани с войнишки оръжия.
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.ויסעו משם ממשפחת הדני מצרעה ומאשתאל שש מאות איש חגור כלי מלחמה׃
Bunun üzerine Dan oymağından altı yüz kişi silahlarını kuşanıp Sora ve Eştaoldan yola çıktı.فارتحل من هناك من عشيرة الدانيين من صرعة ومن اشتأول ست مئة رجل متسلحين بعدة الحرب.