kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu oda bizim için çok küçük.This room is too small for us.
Oda küçükten başka her şeydir.The room is anything but small.
Bu odada elli kişiyi almak için çok küçük.This room is too small to contain 50 men.
Masa bu odada küçük görünüyor.The desk seems small in this room.
Bu yolda küçük bir otomobil trafiği var.There is little automobile traffic on this road.
Bu taşra yolu, on mil uzaktaki küçük bir kasabaya gider.This country road leads to a small town ten miles away.
Bu büyük kapı küçük bahçeye göre oransızdır.This big gate is disproportionate to the small garden.
Bu büyük kanepe küçük bir odada uygunsuz olurdu.This large sofa would be out of place in a small room.
Bu nehir küçük balık doludur.This river abounds in small fish.
Bu nehirde yakalanan balık sayısı çok küçüktü.The number of fish caught in this river was very small.
Bu ayakkabılar giyemeyeceğim kadar çok küçük.These shoes are too small for me to put on.
Bu makine, küçük bir elektrik motoru ile çalıştırılır.This machine is driven by a small electric motor.
Bu makine küçük bir motor tarafından çalıştırılıyor.This machine is driven by a small motor.
Bu küçük bir ev ama bizim için yeterli.This is a small house, but it will do for us.
Bu hamster cebinizde taşınacak kadar küçük.This hamster is small enough to carry in your pocket.
Bu gömleği daha küçük bir bedenle değiştirebilir miyim?May I exchange this shirt for a smaller size?
Bu gömlek benim giymem için fazla küçük.This shirt is too small for me to wear.
Bu oyun küçük çocuklar tarafından oynanabilir.This game can be played by young children.
Bu kamera küçük, ama çok iyi.This camera is small, but very good.
Bu Tişört benim için çok küçük.This T-shirt is too small for me.
Kouji şanslıydı; onun trafik kazası yalnızca arabasının yanında küçük bir çizik bıraktı.Kouji was lucky; his traffic accident left only a minor scratch on the side of his car.
Zavallı küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The poor little girl did nothing but weep.
Senin için küçük bir şey alacağım.I will pick up a little something for you.
Hollanda küçük bir ülkedir.The Netherlands is a small country.
Avustralya’yı ziyaret edene kadar, Japonya’nın ne kadar küçük olduğunu anladım.It was not until I visited Australia that I realized how small Japan was.
Japonya'nın ne kadar küçük olduğunu Avustralya'yı ziyaret edinceye kadar fark etmedim.I didn't realize till I visited Australia how small Japan really is.
Avustralya Güney Amerika'dan daha küçüktür.Australia is smaller than South America.
Avustralya dünyadaki en küçük kıtadır.Australia is the smallest continent in the world.
Evan sadece küçük bir çocuk. Ne yapacağını nasıl bilmeli?Evan is just a little boy. How should he know what to do?
Ben klimalı küçük bir araba istiyorum.I want a compact car with an air conditioner.
Küçük erkek kardeşim uykulu olduğunda sayıklıyor. En garip şeyleri söylüyor.My little brother gets delirious when he's sleepy. He says the weirdest things.
Bahçemizde küçük bir gölet var.There is a small pond in our garden.
Sadece küçük bir bahçemiz var.We have only a small garden.
Ann küçük kız kardeşine bir ninni söyledi.Ann sang a lullaby for her little sister.
Ann küçük bir kızdır.Ann is a little girl.
O kutu bütün bu şeylerin sığması için çok küçük.That box is too small to hold all these things.
O büyük çocuk küçük çocuklara zorbalık ediyor.That big boy is bullying the little children.
O küçük yıldız en parlaktır.That small star is brightest.
Şu küçük kız benim kız kardeşimin arkadaşıdır.That little girl is my sister's friend.
Şu küçük olan da benimki.That small one is also mine.
O ne küçük afacan!What a little imp he is!
O ev çok küçüktür.That house is very small.
O güzel küçük kıza bakın.Look at that pretty little girl.
Şu küçük evi görebiliyor musun?Can you see that small house?
Senin köpeğin büyüktür ve benimki küçüktür.Your dog is big and mine is small.
En küçük erkek kardeşinin boyu ne kadar?How tall is your youngest brother?
Sana küçük bir öğüt vermek istiyordum.I'd like to give you a piece of advice.
Yaşlı insanları küçük görmemelisin.You must not look down on old people.
Sen küçük bir kızken sık sık Betty'nin evine çaya gittiğini hatırlıyorum.I remember you often went to Betty's house to tea when you were a little girl.
Görevini yapmazsan, insanlar seni küçük görecekler.If you don't do your duty, people will look down on you.
Küçük kız kardeşi çok tatlı, değil mi?His little sister is very cute, isn't she?
5, 8'den küçüktür.5 is less than 8.
Beş yüz dolar onun için küçük bir miktar.Five hundred dollars is a small sum for him.
10 yıl önce nehrin üzerinde küçük bir köprü vardı.There used to be a small bridge over the river 10 years ago.
On kadar kişi bu küçük evde yaşıyor.As many as ten people live in this small house.
"Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi."I really do," replied the little black rabbit.
"Otuz dolar bu küçük oda için çok fazla" diye düşündü."Thirty dollars is a lot for that small room," he thought.
Kadınların veya küçük çocukların size ne dediklerini anlamakta güçlük çekiyor musunuz?Do you have difficulty understanding what women or small children say to you?
Giremezsin, çünkü sen bir küçüksün.Because you're a minor, you can't enter.
Anne babanın tavsiyesini küçümsememelisin.You must not look down upon parents' advice.
İlgili Sayfalar