kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Leyla cesur, mutlu ve dışa dönük bir küçük kızdı.Layla was a brave, happy and outgoing little girl.
Fadıl küçük bir toplulukta yaşıyor.Fadil lives in a small community.
Fadıl, Wisconsin'deki küçük bir kasabadandır.Fadil is from a small town in Wisconsin.
Küçük kasaba şüphe içinde idi.The small town was in disbelief.
Fadıl, Mısır'daki küçük bir kasabada büyüdü.Fadil grew up in a small town in Egypt.
Ben küçükken köpeğimiz yoktu.Our family didn't have a dog when I was growing up.
Tom, küçük erkek kardeşiyle bir yatak odası paylaşmak zorunda kaldı.Tom had to share a bedroom with his younger brother.
Yıldızlar küçük gibi görünür ama büyükler.The stars seem small, but they are large.
Küçük değişiklikler büyük bir fark yaratabilir.Small changes can make a big difference.
Tom'a verdiğim ayakkabılar onun için fazla küçüktü.The shoes I gave Tom were too small for him.
Sami'ye verdiğim ayakkabılar onun için fazla küçüktü.The shoes I gave Sami were too small for him.
Küçük bir dairede tek başıma yaşıyorum.I live by myself in a small apartment.
Biraz küçük kek pişirdim.I baked some cupcakes.
Sami küçük bir bebeğin cesedini terk edilmiş bir bavulda buldu.Sami found the body of a little baby in an abandoned suitcase.
Orası hiçliğin ortasında sıkıcı küçük bir yerdir.It's a boring little place in the middle of nowhere.
Kütüphane oldukça küçük.The library is pretty small.
Bu küçük bir kütüphane.It's a small library.
Sami küçük bir kaza yaşadı.Sami had a little accident.
Hey! Seni burada görmeyi beklemiyordum. Dünya küçük, değil mi?Hey! I didn't expect to see you here. Small world, isn't it?
Benim komşularım beni küçümser.My neighbors despise me.
Park Caddesinde küçük bir apartman dairesinde yaşıyorum.I live in a small apartment on Park Street.
Tom sakin küçük bir köyde yaşıyor.Tom lives in a quiet little village.
Okula gitmek için çok küçüksün.You're too young to go to school.
Bunu yapmak için henüz çok küçüksün.You're too young to do that yet.
Okula gitmek için çok küçüğüm.I'm too young to go to school.
Tom yaşça benden çok daha küçük.Tom is a lot younger than me.
Ben buradaki en küçük kişiyim.I'm the youngest person here.
Parayı küçümserim.I despise money.
Benim küçük bir evim var.I have a small house.
Dairem çok küçük.My apartment is too small.
Evim çok küçük.My house is too small.
Tom'un dairesi küçüktü.Tom's flat was small.
Küçük kız oynamıyordu.The little girl was not playing.
Küçük olmayan büyük bir eve ihtiyacım var.I need a big and not small house.
Tom, küçük kızlar için yapılmış Japon çizgi filmlerini izlemekten hoşlanıyor.Tom loves watching Japanese cartoons made for little girls.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir sendikanın başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir suç örgütünün başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Mary, Tom'un en küçük torunuydı.Mary was Tom's youngest granddaughter.
Üç küçük kedi birlikte bir ağaçta yaşıyordu.Three small cats lived together in a tree.
Derin okyanusun sadece küçük bir kısmı araştırıldı.Only a small part of the deep ocean has been explored.
Bu kutu çok küçük.This box is too small.
Bu kutu fazla küçük.This box is too small.
Daha küçük bir kutuya ihtiyacım var.I need a smaller box.
Ailenin en küçüğü olmak kolay değildir.It's not easy being the youngest in the family.
Ben iyiyim. Sadece küçük bir kesik.I'm fine. It's just a little cut.
Buraya geri gel, seni küçük çocuk!Come back here, you young whippersnapper!
Leyla, Selma'nın anne olamayacak kadar küçük olduğunu düşündü.Layla thought that Salma was too young to be a mother.
Maria birçok küçük kalbi buzdolabına yapıştırdı.Maria glued many small hearts to the fridge.
Benim için çok küçük güzel bir çift ayakkabım var. Onları ister misin?I have a nice pair of shoes that are too small for me. Would you like them?
Leyla arkadaşlarının önünde Sami'yi küçük düşürdü.Layla humiliated Sami in front of his friends.
Leyla, Sami tarafından ihanete uğradı ve küçük düşürüldü.Layla has been betrayed and humiliated by Sami.
Tom küçük kardeşinin tüm cep harçlığını götürdü.Tom took all of his little brother's pocket money away.
Tom ve Mary birbirini küçümser.Tom and Mary despise each other.
Bu çay fincanı küçücük.This teacup is tiny.
Ben küçük bir aileden geliyorum.I come from a small family.
O küçük bir ayrıntıdır.That's a small detail.
Onu küçük düşürmek istemiyoruz.We don't want to humiliate her.
Bence bu küçük kuş yuvadan düştü.I think this little bird fell from the nest.
Geleceğimiz küçük bir elitin iyi niyetine bağlıdır.Our future depends on the goodwill of a small elite.
Leyla ve Sami tatlı küçük bir akşam geçirdiler.Layla and Sami had a sweet little evening.
İlgili Sayfalar