kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Partiyi küçük tutmak istiyoruz.We want to keep the party small.
Küçük şeylerin çok şey demek olduğunu biliyorum.I know little things mean a lot.
Tom orduya katılamayacak kadar küçük.Tom is too young to join the army.
Birkaç küçük hasar aldık.We sustained some minor damage.
Tom sadece küçük yaralanmalar yaşadı.Tom suffered only minor injuries.
Tom şoke edildi ve küçük düşürüldü.Tom was shocked and humiliated.
Maaş çekleri küçülmeye devam etti.Paychecks continued to shrink.
Öğeleri büyükten küçüğe doğru sıralayın.Sort the items from large to small.
Küçük bankalar mücadele ediyorlar.Small banks are struggling.
Tom'un bir küçük erkek kardeşi vardı.Tom had one younger brother.
Tom'un küçük siyah bir köpeği var.Tom has a small black dog.
Küçük şeyler önemli midir?Do little things matter?
Bu küçük bir görev değildir.This is no small task.
Tom küçük ama serttir.Tom is small but tough.
Tom küçük ve zayıf.Tom is small and weak.
Tom küçümsemenin altında.Tom is below contempt.
Tom'un küçük yaraları vardı.Tom had minor wounds.
Eisbach, Münih'teki küçük bir yapay nehirdir.The Eisbach is a small manmade river in Munich.
Bu çok küçük mü?Is this too little?
Tom küçük bir adamdır.Tom is a small man.
Atomlar mikroskopla görülemeyecek kadar küçüktürler.Atoms are submicroscopic.
Küçük bir tutam tuz ekleyin.Add a tiny pinch of salt.
Bebek küçücük elini Tom'un parmağına sardı.The baby wrapped his tiny hand around Tom's finger.
Hayatta küçük şeyler için bile şükret.Be thankful, even for the little things in life.
Bu zevk ile acı arasında küçük bir adım.It's a small step between pleasure and pain.
Ben son kez onların evindeyken onlar küçük iki odalı bir dairede yaşıyorlardı.When I was at their place last time, they were living in a small, two-roomed flat.
Konrad küçük bir masal yazmak istiyor.Konrad wants to write a little tale.
Sütyenim fazla küçük.My bra is too small.
Küçük mutfaktaki masada birlikte yemek yedik.We ate together at the table in the small kitchen.
Küçük köpek Tom'un elini ısırdı ve biraz kan aktı.The small dog bit Tom's hand and drew a little blood.
Bu durumu küçümsemeye nasıl cesaret edersin!How dare you make light of this situation!
Beni küçümsemeye nasıl cüret edersin!How dare you defy me!
O küçük kız, babasının karakterine sahip.That little girl has her father's character.
Tom insanları küçük düşürmeyi sever.Tom likes humiliating people.
Şimdi kendini nasıl hissediyorsun küçük Timmy?How do you feel now, little Timmy?
Mary'nin küçük göğüsleri var.Mary has small breasts.
Küçük bir kahve ister misin?Would you like a small coffee?
Küçük çocuklar soyut düşünme yetisinden yoksundur.Young children are incapable of abstract thinking.
O sizi küçümsemek için her fırsatı kullanır.He takes every opportunity to belittle you.
Küçümser olduğunuzu bilmiyor musunuz?Don't you know that you're being dismissive?
Tom insanları küçümsemekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy putting people down.
O zaman sadece küçük bir çocuktum.I was just a little kid then.
Bizim bile küçük bir oyun alanımız var.We even have a small playground.
Sen benim küçük sevimli bebeğimsin.You're my lovely little baby.
Ben küçüğüm.I'm small.
Ben hala küçüğüm.I'm still a minor.
Lütfen bana küçük bir iyilik yapar mısın?Could you please do me a small favor?
Fadil annesini ve babasını küçükken kaybetti.Fadil lost his mother and father when he was just little.
Biz küçükken babam bizi terketti.My father left us when we were small.
Tom çok küçük bir dairede yaşıyor.Tom lives in a very small apartment.
Tom rakibini küçümsedi.Tom underestimated his opponent.
Ben Tom'un küçük erkek kardeşiyim.I'm Tom's younger brother.
Ben Tom'un küçük kız kardeşiyim.I'm Tom's younger sister.
Benim küçük bir arabam var.I have a small car.
Burada en küçük benim.I'm the youngest one here.
Yaşım o kadar küçük değil.I'm not that young.
Tom yatak odasını küçük erkek kardeşiyle paylaştı.Tom shared his bedroom with his younger brother.
Tom çok küçük bir liseye gitti.Tom went to a very small high school.
Fadıl küçük bir kırsal kasabada büyüdü.Fadil was raised in a small rural town.
Fadıl yedi çocuğun en küçüğüydü.Fadil was the youngest of seven children.
İlgili Sayfalar