kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Küçük bir hata bile büyük sonuçlar doğurabilir.Even a small mistake could have large consequences.
O gerçekten küçük ama çok güçlü.He is truly small but very strong.
Herkes Dan'ın küçümseyen tavrından bıktı.Everybody is fed up with Dan's scornful attitude.
Ben artık senin küçük kızın değilim. Ben şimdi senin yetişkin kızınım.I'm not your little daughter anymore. I'm now your adult daughter.
Mavi çiçek küçüktür.The blue flower is small.
Klitoris aslında gelişmemiş küçük bir penistir.The clitoris is really a small undeveloped penis.
O küçük çocuk gözlük takıyor.That little boy wears glasses.
O küçük oğlan gözlük takıyor.That little boy is wearing glasses.
Sana küçük bir sürprizim var.I have a little surprise for you.
Bana küçük bir iyilik yapar mısın, lütfen?Could you do me a little favor, please?
Ben küçükken babam onu bana verdi.My father gave it to me when I was little.
Küçük kişisel bir iyilik isteyebilir miyim?Can I ask a small personal favor?
Küçük farklılıklar var.There are minor differences.
Bir küçük erkek kardeşin var mı?Do you have a younger brother?
Tom'un küçük bir erkek kardeşi var mı?Does Tom have a younger brother?
Ben bile bu küçük kutuyu kaldıramam.I can't even lift this small box.
Hiç daha küçük banknotların var mı?Do you have any smaller bills?
Küçük bir tavsiyenin sakıncası var mı?Would you mind a little advice?
Örümcekler iğrenç küçük yaratıklardır.Spiders are loathsome little creatures.
Sesinde küçümseyen bir ifade vardı.There was a scornful note in his voice.
Tom yalanları küçümsüyor.Tom despises lies.
Babam, küçükken beni buraya getirirdi.My father used to take me here when I was young­.
Wolfgang Almanya'da küçük bir köyde bir fırıncı.Wolfgang is a baker in a small village in Germany.
Küçük ayak parmağım ağrıyor.My little toe hurts.
Küçük kız pencereyi açtı.The little girl opened the window.
Ben küçük bir kasabada büyüdüm.I grew up in a little town.
Ben küçük bir kızım, okula gitmiyorum, bana sandalet al, ben evleniyorum.I'm a little girl, I don't go to school. Buy me sandals, I'm getting married.
Muplis Lojban cümleleri aramak için küçük bir araçtır.Muplis is a small tool for searching Lojban sentences.
Tom'un en küçük oğlu bir veteriner olmak istiyor.Tom's youngest son wants to be a veterinarian.
Tom'un odası çok küçük.Tom's room is very small.
Her gün iki küçük çocuk onların dönüşünü bekledi.Every day, two little children waited for their return.
Tom'un elleriyle yaptığı küçümseyen jesti nasıl yorumlayacağımızı bilmiyorduk.We didn't know how to interpret the dismissive gesture that Tom made with his hands.
Uzaktan, küçük ada bir kaplumbağa gibi görünüyordu.From a distance, the small island looked like a turtle.
Ken, Tom'dan daha küçüktür.Ken is smaller than Tom.
Güzelliği hep küçük şeylerde görür o.He always sees beauty in the little things.
Küçük şeylerdeki güzelliği her zaman fark eder.He always sees beauty in the little things.
Tom tüm kişisel eşyalarını küçük bir valize koydu.Tom put all his belongings in a small suitcase.
Tom küçük bir bavulda her şeyi paketledi.Tom packed everything in a small suitcase.
Küçük kız gün ağarırken uyandı.The little girl woke at dawn.
Öğretmen tahtaya bir şey yazdı, ama okuyamayacağım kadar küçüktü.The teacher wrote something on the blackboard, but it was too small for me to read.
Küçük ev.It is the toilet.
Sadece küçük bir sorun vardı.There was only one small problem.
Ev küçük ama güzel.The house is small but beautiful.
Ne o, küçük kedi mi? Biraz ekşi krema ister misin?What's that, little cat? Would you like some sour cream?
Türkiye'nin güneyinde küçük bir köyde doğdu.He was born in a small village in the south of Turkey.
Bu, küçük kız kardeşinizle daha iyi olurdu.It would be better with your younger sister.
Bu, küçük kız kardeşinizle daha iyi olabilir.It can be better with your younger sister.
Ben küçük bir dairede yaşıyorum.I live in a small apartment.
O çok küçükken Tom'un anne ve babası boşandılar.Tom's parents got divorced when he was very young.
En küçük gezegen hangisi?Which is the smallest planet?
Küçük çocuklar nereden geldiler?Where did the little kids come from?
Küçük kız oyuncak ayısına sarıldı.The little girl hugged her teddy bear.
O ona küçük bir hediye getirdi.He brought her a small gift.
Tom Mary'ye küçük bir hediye getirdi.Tom brought Mary a small gift.
Tom Mary'ye küçük bir hediye aldı.Tom bought Mary a small gift.
Tom Mary'ye küçük bir hediye verdi.Tom gave Mary a small gift.
Köşede küçük bir grup erkek göründü.A small group of men appeared at the corner.
Benim dört yaşındaki oğlum piyanoda küçük melodiler bestelemeyi sever.My four-year-old son likes composing little melodies on the piano.
Küçük bir kazanım, büyük bir kayba yeğdir.Better a small gain than a great loss.
Benden büyük mü küçük mü bilmiyorum.I don't know whether he's younger or older than me.
İlgili Sayfalar