kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O ne kadar küçük?How small is it?
Ne kadar küçük bir tornavidaya ihtiyacın var?How small a screw do you need?
Parkın yanındaki küçük kahvehanede hızlı bir öğle yemeğini alalım.Let's grab a quick lunch at that small coffeeshop near the park.
Küçük erkek kardeşim, İngilizce okumayı öğreniyor.My younger brother is learning to read English.
Tom'u küçümsüyorsun.You underestimate Tom.
Tekerlekli sandalyedeki küçük çocuk Tom'a saati sordu.A young boy in a wheelchair asked Tom what time it was.
Onun küçük ayakları var.He has small feet.
Tom ofise gitmeden önce küçük bir atış talimine girmek istedi.Tom wanted to get in a little target practice before he went into the office.
Bu küçük çömlek tarihidir; o seksen yaşından daha fazladır.This little jug is historic; it's more than eighty years old.
Bu giysiler onun için çok küçük.These clothes are too small for him.
Bu elbiseler onun için çok küçük.These clothes are too small for her.
Tom beni yenemezsin.Küçükten beri tenis oynarım.You can't beat me, Tom. I've been playing tennis since I was a kid.
Bu küçük kasabada hiçbir şey ilginç değildir.Nothing interesting happens in this small town.
Tom birkaç küçük ayrıntıyı gözden kaçırdı.Tom overlooked a few minor details.
Mary küçükken oyuncak düdük çalardı.Mary played the tin whistle when she was young.
Kız, küçük bir balık yakaladı.The girl caught a small fish.
Gelcek hafta Vancouver'a gideceğim ve küçük kızkardeşimi ziyaret edeceğim.Next week I will go to Vancouver and visit my younger sister.
Bu büyük kanepe küçük bir oda için gerçekten uygun değil.This big sofa is really not suitable for a small room.
Çatıdan düşen fayanslar çok küçük parçalara ayrıldı.The tiles that fell from the roof broke into very small pieces.
Küçükler bu barın içinde içki içiyor.Minors are drinking alcohol inside this bar.
Tom çok küçük bir gölette sadece büyük balık.Tom is just a large fish in a very small pond.
Tom küçük bir balıkçı köyünde yaşadı.Tom lived in a small fishing village.
Sadece bunu küçük sırrımız olarak saklayalım.Let's just keep this our little secret.
Bu küçük sırrımızı saklayalım.Let's keep this our little secret.
Bir küçük erkek kardeş istiyorum.I want a little brother.
Sadece Tom'u küçük düşürmek istiyorum.I just want to humiliate Tom.
Tom'u küçük düşürmek istemiyorum.I don't want to humiliate Tom.
Beş çocuğun en küçüğüyüm.I am the youngest of five children.
Kendim küçük bir not yazmak istedim.I wanted to write myself a little note.
Küçücük bir kıvılcım büyük bir yangın olabilir.A tiny spark may become a great conflagration.
Onlar Moskova'nın dışında küçük bir kasabada yaşıyorlar.They live in a small town on the outskirts of Moscow.
Sanırım senin küçük sorunun için bir çözüm bulmuş olabilirim.I think I may have found a solution to your little problem.
Yapmanı istediğim bu küçük işe sahibim.I've got this little job I want you to do.
Tom kolayca taşımak için yeterince küçük bir bilgisayar istiyor.Tom wants a computer small enough to easily carry.
Biraz daha küçük bir şey istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want something a little smaller?
Tatlı ve mutlu küçük bir kız gördüm.I saw a little girl who was sweet and happy.
Ben küçük bir kızken oyuncak bebeklerle oynardım.I used to play with dolls when I was a little girl.
Tom ve Mary satranç oynarken bahçede küçük bir masada oturdu.Tom and Mary sat at a small table in the garden playing chess.
Büyük balık, küçük olanı yer.The big fish eat the small ones.
Moncalvo en küçük İtalyan şehridir.Moncalvo is the smallest Italian city.
Moncalvo çok küçük bir İtalyan şehridir.Moncalvo is the smallest Italian city.
Anna küçük bir kız.Anna is a little girl.
Neden insanları küçümsüyorsun?Why do you despise people?
Buraya gel küçük köpek.Come here doggie.
Onlar küçük.They're small.
Ne küçültücü!How humiliating!
Biz küçülüyoruz.We're downsizing.
Küçük kız kardeşimin elini tuttum ve koşmaya başladım.I grabbed my little sister's hand and started running.
Ben küçük kızkardeşimin elini tuttum ve ikimiz koşmaya başladık.I grabbed my little sister's hand, and the two of us started running.
Küçük kız kardeşimin elini yakaladım ve ardından ikimiz koşmaya başladık.I grabbed my little sister's hand, and the two of us started to run.
"Küçük Prens" birçok dile çevrilmiş çok popüler bir kitaptır.“The Little Prince” is a very popular book that was translated into many languages.
Gitar çalan oğlan benim küçük erkek kardeşim.The boy playing the guitar is my younger brother.
Küçük hayvanlara kötü davranma!Don't mistreat small animals!
Ken ve onun küçük erkek kardeşi çok benzerler.Ken and his little brother are very alike.
Şimdi küçük çocuklar için yatma vakti.It's time for small children to go to bed now.
Kasırga küçük eve hasar verdi.The hurricane damaged the small house.
Küçük konforlu bir evimiz olacak.We will have a small comfortable house.
Senin kedin ne kadar da küçük!How small your cat is!
Bu ev küçük ama bizim için yeterince büyük.That house is small, but it's big enough for us.
Seni küçük hergele!You little runt!
İlgili Sayfalar