kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yine senden küçük birine zorbalık ediyorsun!You're bullying someone smaller than you again!
Daha büyük çocuklar küçük olanlara eziyet ederler.The bigger boys torment the little ones.
Babasının öldüğünü anlayamayacak kadar küçük.She is too young to understand that her father died.
Bu toplantı odası küçük.This meeting room is small.
Onun küçük göğüsleri var ama umursamıyorum.She has small breasts, but I don't mind.
O çok küçük mü?Is it too small?
Küçükken her zaman denizde yüzmeye giderdim.I would always go swimming in the sea when I was little.
Ben o küçük kıza gülümsüyorum.I am smiling at that little girl.
Küçük kız parmağını emiyor.The little girl is sucking her finger.
Bu doldurulmuş hayvan küçük kıza ait.This stuffed animal belongs to the little girl.
Dünyanın hem en uzun hem de en küçük adamları bir sirke katıldılar.The tallest and smallest men in the world both joined the circus.
Küçük bir kuş şöyle dursun, bir fare bile öldüremem.I cannot kill a mouse, let alone a little bird.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Tom şimdi mutlu küçük bir çocuk.Tom is now a happy little boy.
Küçük bir kentte büyüdü.He grew up in a small town.
O çok fazla küçük.It's far too small.
Bu ev fazla küçük.This house is far too small.
Onun küçük bir avantajı var.He has a small advantage.
O küçük bir avantaja sahiptir.She has a small advantage.
Uzaydan bakıldığında, dünya nispeten küçük görünüyor.Seen from space, Earth seems relatively small.
Bu çocuklar sık sık küçük sokaklarda oynarlar.These boys often play in the little streets.
En son ne zaman küçük bir çocuğu sünnet ettin?When was the last time you circumcised a little boy?
Küçük kız güzel.The little girl is beautiful.
Evim küçüktür.My house is small.
Onun çocukların babasıyla küçük bir teması var.She has little contact with the children's father.
Bugün küçük kız kardeşimin doğum günü.Today is my little sister's birthday.
Bu ekmek küçük.This loaf of bread is small.
Onun evi çok küçük ve üstelik çok eski.His house is small and moreover it's old.
Bizim dostluğumuz o küçük yanlış anlamaların ötesindedir.Our friendship is beyond those little misunderstandings.
Küçük ama zengin kentten geliyor.He comes from a small but wealthy town.
Lida yıllarca Doğu Nikaragua'da küçük bir yerli amerikan köyünde yaşadı.Lida lived for many years in a small Native American village in eastern Nicaragua.
Küçük şeftali ağacı Almanya'dandır.Little Peach Tree is from Germany.
Küçük bir kızdan mı korkuyorsun?Are you afraid of a little girl?
Küçük bir kızdan mı korkuyorsunuz?Are you afraid of a little girl?
Andorra, İspanya ve Fransa arasında bulunan küçük bir prensliktir.Andorra is a small principality situated between Spain and France.
Onun hakkında küçük bir metin yazacak mısın?Will you write a small text about that?
Bu, Tom'un küçük kirli sırrı.This is Tom's dirty little secret.
Ben senin kirli küçük sırrını buldum.I have found your dirty little secret.
O küçük olsa bile o hâlâ benim dairem.Even though it's small, it's still my apartment.
O küçük olsa bile harika bir restoran.Even though it's small, it's a great restaurant.
Küçük olsa bile hala harika bir arabadır.Even though it's small, it's still a great car.
Çok küçük bir ses duydu.He heard a very small voice.
Küçükken ufak bir köpeğim vardı.I had a small dog when I was small.
Bir midilli küçük bir attır.A pony is a small horse.
O, Çek Cumhuriyeti'nde küçük bir dernek kurdu.He founded a small association in the Czech Republic.
Romanya'da küçük bir ev satın almak istedi.He wanted to buy a small house in Romania.
Sen küçük olduğun için girmene izin verilmez.Since you're a minor, you aren't allowed to enter.
Tom'un arabasını nasıl böylesine küçük bir yere park etmeyi başardığını merak ediyorum.I wonder how Tom managed to park his car in such a small space.
Küçük erkek kardeşim hâlâ uyuyor.My younger brother is still sleeping.
Tom, Bavyera Alpleri'nde küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town in the Bavarian Alps.
Küçük bir kitapçıda Fransızca-İbranice bir sözlük buldum.I found a French-Hebrew dictionary at a small bookstore.
Bu küçük hikaye her şeyi açıklamak için çok yalın.This little story is too simple to explain everything.
Bu çocuk küçük bir şeytan.That kid is a little demon.
O çok küçüktü.It was very small.
Tom'un odası çok küçüktü.Tom's room was very small.
Tom ellerinde küçük bir kutu tutuyordu.Tom was holding a small box in his hands.
Buraya oldukça yakın çok güzel bir küçük otel biliyorum.I know a very nice little hotel quite close to here.
Tom küçük bir malzeme kutusu tutuyordu.Tom was holding a small box of stuff.
Tom küçük bir kutu tutarak mutfağa doğru yürüdü.Tom walked into the kitchen holding a small box.
Onları nerede küçük düşürdün?Where did you humiliate them?
İlgili Sayfalar