Ana içeriğe geç
Sözlük

kronik ile cümle

kronik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Burada kronik bir ağrım var.I have a chronic pain here.
Japonya'da kronik bir pirinç fazlalığı vardır.There is a chronic oversupply of rice in Japan.
O kronik bir hastalıktan muzdarip.She suffers from a chronic illness.
Tom kronik ağrıdan muzdarip.Tom suffers from chronic pain.
Tom kronik sırt ağrısından muzdarip.Tom suffers from chronic back pain.
Tom kronik bir rahatsızlıktan öldü.Tom died of a chronic condition.
Hindistan'da işsizlik, kronik (örtülü) işsizlik ile tanımlanır.Unemployment in India is characterised by chronic (disguised) unemployment.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.This is a common problem and can result in chronic daily headache.
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.Chronic bacterial infections may also add to this inflammatory state.
Kronik zehirlenmenin tıbbi bir işareti, uzun kemiklerde acı verici yumuşak şişliklerinin varlığıdır.A medical sign of chronic poisoning is the presence of painful tender swellings on the long bones.
Günümüzde Andreapol'un bir parçası olan Dubna Volost, kroniklerinde 1489 yılında belirtilmiştir.The Dubna Volost, currently a part of Andreapol, was mentioned in the chronicles in 1489.
Kronik periodontitis 2010'da yaklaşık 750 milyon insanı ya da popülasyonun %10.8'ini etkilemektedir.Chronic periodontitis affects about 750 million people or about 10.8% of the population as of 2010.
Grechko, çeşitli kronik hastalıklar sonucu 85 yaşında öldü.Grechko died aged 85 as a result of several chronic illnesses.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Testing is not able to distinguish between acute and chronic infections.
Kronik bronşit de normal hava akışı ile gerçekleşebilir ve bu durumda KOAH olarak sınıflandırılmaz.Chronic bronchitis may occur with normal airflow and in this situation it is not classified as COPD.
Post-travmatik yara enfeksiyonu, hastalarda kronik osteomyelitin en sık nedenidir.Post-traumatic wound infection is the most common cause of chronic osteomyelitis in patients.
Endokrin bozuklukların çoğu yaşam boyu bakım gerektiren kronik hastalıklardır.Most endocrine disorders are chronic diseases that need lifelong care.
Bunların toksisitesi akut faz ile sınırlı değildir, ancak kronik etkiler uzun zamanda gözlemlenir.Their toxicity is not limited to the acute phase, however, and chronic effects have long been noted.
Hayatı ile ilgili çok az bilinen vardır; kronik bir hastalık sebebiyle 1928’de ölmüştür.Very little is known about his life; he suffered from chronic illness and died in 1928.
Albümde 'A Moment Like This' dışında hiç kronik şarkı yok."There are no totally chronic songs on Spirit apart from 'A Moment Like This'."
1064 yılında Alp Arslan'ın kroniklerinde belirtilmiştir.It is mentioned in the chronicles of Alp Arslan in 1064.
Bu bulgular bazı bireylerdeki bağımlılığın ciddi ve kronik doğasını açıklamaktadır.This information helps explain the severity and chronicity of addiction in certain individuals.
Kronik olarak hasta insanlar taşıyıcı olarak adlandırılırlar ve enfeksiyöz virüsün rezervuarlarıdır.People chronically infected are known as carriers, as they serve as reservoirs of infectious virus.
Genelde kişinin hayatının tüm alanlarında değişiklikler yaratan kronik bir durumdur.It is often a chronic condition that creates changes in all areas of one's life.
1812 Broussais akut gastritin tedavisiz kaldığında kronikleştiğini keşfetti.1812 Broussais discovers that if acute gastritis is untreated, it can become chronic.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Chronic migraines occur in approximately 1.4 to 2.2% of the population.
Kronik ağrı, bozulmuş hareketlilik ve lomber hiperlordoz genel belirtilerdir.Chronic pain, impaired mobility, and lumbar hyperlordosis are common symptoms.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Chronic disease is diagnosed by finding antibodies for T. cruzi in the blood.
Altı aydan daha kısa sürerse akut; daha uzun sürerse kronik hepatit olarak isimlendirilir.When hepatitis is continued for more than six months it is termed chronic hepatitis.
Kronik tübülointersitisyel nefritin tedavisi yoktur.Chronic tubulointerstitial nephritis has no cure.
Bu tedavi kronik hastalıkta uygulandığında son aşama belirtilerini geciktirebilir ya da önleyebilir.When used in chronic disease, medication may delay or prevent the development of end–stage symptoms.
Hastalığın üç farklı tipi bulunur: "akut", "subakut" ve "kronik".Two different types of infection exist for this disease, "acute" and "chronic."
Kronik rinosinusitiste etkisi olduğu gösterilmiştir.He must have suffered from chronic rheumatism.
İstanbul: Kronik Kitap. s. 252.San Francisco: Chronicle Books. pp. 252.
Ölüm sebebi kronik bronşitti.He suffered from chronic bronchitis.
Nötrofili akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilmektedir.Inflammatory swelling may be either acute or chronic.
Tyson Chandler kronik sırt sakatlığı nedeniyle 30 maç bile oynayamadı.Tyson Chandler was plagued by a chronic back injury, missing more than thirty games.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Broder developed an anxiety disorder at age 12.
Anüs bölgesinde yapılan piercing'ler bazen kronik iltihaplanmalar yaratabilir.Daemons such as cron may also perform defined tasks at scheduled times.
Kronik veya akut olarak ortaya çıkabilir.It can be chronic or acute.
Bir kronike göre 1474'te 52 adet ıhlamur ağacı dikildi.For example, it is shown to have a cereal crop on a 1574 map.
Kronik yorgunluk çeken hastalarla ilgilendiğime dair bir ünüm vardı.I had a reputation as being interested in patients with chronic fatigue.
O en büyük şiddeti kronik irritasyon altında görünüyordu.He seemed under a chronic irritation of the greatest intensity.
AIDS kronik bir hastalık haline gelmişti.AlDS had become a chronic disease.
Çaresi olmayan kronik bir hastalığa yakalandım.And I developed a chronic disease for which there is no cure.
Kronik hastalık için zemin hazırlarsınız.You set the stage for chronic disease.
Bunun kronik ağrı ile ne ilgisi var peki?Now what does it have to do with chronic pain?
Çılgınca değil mi, ama kronik ağrı vakalarında olan gerçekte bu.That's crazy, but that's, in fact, what happens with chronic pain.
Ben kronik şizofreniden muzdarip bir kadınım.So I'm a woman with chronic schizophrenia.
Doktorlarım bana kronik şizofreni tanısı koydular, ve sonumun "mezar" olacağını öngördüler.My doctors diagnosed me with chronic schizophrenia, and gave me a prognosis of "grave."
Örnek olarak kronik acı.Chronic pain is an example.
Onlar birkaç kez geriye dönmezler, bu yüzden o kronik bir yolculuktur.They don't come back several times, so it really chronicles a journey.
Bu, buradaki herbir hücre kültürünün kronik olarak enfekte olduğu ajan.And that is, in fact, what these particular cell cultures are chronically infected with.
Bunlar, aslında, genç insanların kronik rahatsızlıkları.These are, indeed, the chronic disorders of young people.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.And not just us, but the two billion people worldwide who are still chronically undernourished.
Kronik kuru dudaklar gibi ağiz problemlerine birçok doğal ve organik tedaviler vardır.There are so many natural and organic remedies for lip problems like chronic dry lips.
Kronik dudak kuruluğuyla ilgili dediğim gibi daha birçok tedavi yöndemi bulunmaktadır.So there's lots of natural ways of dealing with any number of chronic dry lip problems.
İnkarcılar, kronik yalanlayıcılardır.Yet the infidels persist in denial.
On saat süren operasyon, kronik hepatit hastası 9 yaşındaki bir kız çocuğu üzerinde yapıldı.The ten-hour surgery was conducted on a 9-year old girl with chronic hepatitis.
Arnavutluk sektörde kronik borç sorunu yaşıyor.Albania is suffering from chronic debts in the sector.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod