Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Da ist so ein Schutzbunker gebaut worden, anscheinend während der Kubakrise in den 60ern.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Il y avait un abris, apparemment construit pendant la crise des missiles à Cuba pendant les années 60.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Powstał schron przeciwbombowy, najwidoczniej podczas kryzysu kubańskiego w latach 60-tych.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Sembrerebbe che durante la crisi missilistica cubana degli anni 60, siano stati costruti dei rifugi.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Беше построено някакво бомбоубежище, очевидно по време на кубинската ракетна криза през 60-те.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.Там было построено бомбоубежище, очевидно во времена кубинского конфликта 60-х.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.היו כמה מקלטים נגד הפצצות שנבנו, ככל הנראה בשנות ה-60 בעת משבר הטילים הקובאני .
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.كان هناك بعض الملاجئ بنيت , خلال أزمة الصواريخ الكوبية في الستينيات.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.不動産屋にこれは何かと聞いたところ
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Allo ? Oui...
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Cái máy này làm tôi đau tim quá!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!¡Casi me da un ataque al corazón!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Casi me dio un ataque al corazón!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Det nästan gav mig en hjärtattack!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Het bijna gaf me een hartaanval!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Skoro jsem z toho měla infarkt!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti! Yine vücuduma dışarıdan bakıyordum.Hampir memberi aku serangan jantung! aku keluar dari diriku lagi.
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti! Yine vücuduma dışarıdan bakıyordum.Hampir memberi aku serangan jantung! aku keluar dari diriku lagi.
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!Меня чуть инфаркт не хватил!
Neredeyse bana kalp krizi geçirtecekti!أعطاني نوبة قلبية تقريبا
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Az Új Dél-Walesi kormány napvilágra hozta a radikális megoldását a víz krízisre.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.De regering van New South Wales... heeft een radicale oplossing voor de watercrisis bekendgemaakt.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Die New South Wales Regierung hat eine radikale Lösung für die Wasserkriese enthüllt.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.El gobierno de New South Wales ha presentado una solución radical a la crisis del agua.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.I New South Wales regering har presenterat en radikal lösning till vattnet krisen.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.O governo de New South Wales apresentou uma solução radical para a crise de água.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Rząd NSW zaprezentował radykalne rozwiązanie kryzysu wodnego.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Uuden Etelä-Walesin hallitus on julkistanut vesikriisin radikaalisen ratkaisun.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Vláda Nového Jižního Walesu představila radikální řešení nedostatku vody.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Η κυβέρνηση της νέας νότιας Ουαλίας αποκάλυψε μια δραστική λύση για την λειψυδρία.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.Влада Новог Јужног Велса... представила је радикално решење за кризу са водом.
Oğlu gidince kalp krizi geçirir. Ben onun biraz kötü hissettiğini düşünüyorum.Cred că nu prea era în apele lui...
Oğlu gidince kalp krizi geçirir. Ben onun biraz kötü hissettiğini düşünüyorum. Evet, doğru.Chyba był słabego zdrowia...
Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Ele está a ter um ataque cardíaco, ao mesmo tempo que o seu filho vai-se embora.
Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Er hat einen Herzanfall, als sein Sohn fortging.
Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Han fick en hjärtattack när hans son for.
Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Il a une crise cardiaque quand son fils s'en va.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.AZ AJÁNDÉK
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Dat is waarom de huidige crisis niet zal verdwijnen.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Deshalb wird sich die Krise in der wir uns heute befinden auch nicht auflösen.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Det är därför krisen som vi har idag inte kommer att försvinna.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.E essa é a razão pela qual a crise que temos hoje não irá desaparecer.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.I dlatego kryzys, przed którym stoimy nie zniknie.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Ja sen takia tämä kriisi joka meillä on nyt käynnissä ei mene pois.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Notre planète ne suffit plus pour soutenir cette croissance.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Per questo non è possibile eliminare la crisi odierna.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Y es por esto por lo que la CRISIS que vivimos hoy en día NO SE VA A DESVANECER
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Και για αυτό το λόγο, η κρίση που βιώνουμε σήμερα, δεν πρόκειται να φύγει.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.Разбира се, сега вече се доближаваме до края на икономическият растеж.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.「贈物(ギフト)」
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.A když jsme tam byli, dozvěděli jsme se o závažnosti nedostatku vody v Severní Africe.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Dan saat kami berada di sana kami belajar tentang betapa seriusnya krisis air di Afrika Utara.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Enquanto lá estivemos, conhecemos a gravidade da crise da água no Norte de África.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.En toen we daar waren hebben we geleerd hoe serieus de water crisis is in Noord Afrika.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.És eközben többet tudtunk meg a észak-afrikai ivóvíz krízisről.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.I gdy tam byliśmy, poznaliśmy powagę problemu braku wody w północnej Afryce.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.우리는 사하라 사막에 있는 동안 북아프리카의 심각한 물 부족 위기에 대해 알게 되었습니다.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Là-bas nous avons appris la gravité du problème de l'eau en Afrique du Nord.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Mentre eravamo lì abbiamo constatato la gravità della crisi idrica in Nordafrica.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Și cât am fost acolo am înțeles seriozitatea crizei de apă în Africa de Nord.