Ana içeriğe geç
Sözlük

krizi ile cümle

krizi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.Saya akan menjelaskan pola serangan jantung pada pria terlebih dahulu.
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.Voi descrie modelul masculin al unui atac de cord.
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.Voy a empezar describiéndoles el patrón masculino de un paro cardíaco.
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.Πρώτα θα περιγράψω το αρσενικό-μοτίβο για το έμφραγμα.
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.И така, първо ще опиша модела на сърдечен удар при мъжете.
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.إذا، سأشرح أولاً نموذج النوبة القلبية عند الذكور أولاً
İlk erkeklere özgü kalp krizini tarif edeyim.ハリウッドでおなじみ ウゥーー
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Ich erinnere mich sehr lebhabft wie ich als Kind in England aufwuchs und die Kubakrise durchlebte.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Ik herinner me heel levendig hoe ik in Engeland als kind de Cubaanse rakettencrisis heb ervaren.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Îmi amintesc foarte viu, copil fiind în Anglia, criza proiectilelor cubaneze.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Jag minns väldigt tydligt hur jag som barn i England upplevde Kubakrisen.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Jako dítě jsem vyrůstal v Anglii a mám v živé paměti, jak probíhala kubánská raketová krize.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Jeg kan meget tydeligt huske som barn at vokse op i England, og leve gennem Cubakrisen.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Je me souviens très bien enfant alors que je vivais en Angleterre, pendant la crise des missiles de Cuba.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,저는 어린 시절 영국에서 지낼 때 일어났던 쿠바 위기를 선명하게 기억하고 있습니다.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Még élénken emlékszem rá, amint Angliában gyermekkoromban átéltem a kubai rakétaválságot.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Muistan hyvin elävästi, kuinka lapsena Englannissa koin Kuuban ohjuskriisin.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Pamiętam bardzo dokładnie dzieci dorastające w Anglii, żyjące podczas Kryzysu Kubańskiego.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Recordo-me vivamente de quando era criança, em Inglaterra, viver a época da Crise dos Mísseis de Cuba.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Saya ingat dengan jelas sebagai seorang anak di Inggris, yang hidup di saat Krisis Misil Kuba.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Tôi nhớ rất rõ như một đứa trẻ lớn lên ở nước Anh sống qua cuộc khủng hoảng tên lửa Cuban
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Veľmi jasne si pamätám, keď som ako dieťa vyrastal v Anglicku, ako sa žilo počas Kubánskej raketovej krízy.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Θυμάμαι πολύ έντονα ως παιδί που μεγάλωσε στην Αγγλία την πυραυλική κρίση στην Κούβα.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Спомням си много ясно като дете, растящо в Англия, живеещо по време на Кубинската ракетна криза.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,Я отчетливо помню, как в то время, когда я был ребенком в Англии, мы переживали Кари́бский кризис.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,אני זוכר מאוד בצבעוניות בתור ילד הגדל באנגליה, החי בזמן משבר הטילים בקובה.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,أتذكرأنّني كصبيٍّ ترعرع في إنجلترا، عايش أزمة الصّواريخ الكوبية.
İngiltere'de, Küba Füze Krizi yıllarında büyümüş bir çocuk olarak çok net anımsıyorum,キューバ危機のことを鮮明に覚えています 数日の間
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.Esas no son las arterias que se obstruyen cuando la gente habla de las cardiopatías o los ataques cardiacos.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.사람들이 생각하는 심장 질환이나 심장 마비에서 말하는 "막히는 것"은 이쪽 동맥이 아닙니다.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.Srdce jako takové je sval a potřebuje kyslík.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.To nie są te tętnice, o których ludzie mówią, że są zablokowane kiedy mówią o chorobie serca, zawale serca.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.Toto nie su cievy,o ktorých ľudia hovoria, že sa upchali ked hovoria o chorobách srdca alebo infarkte
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.Не за тези артерии става дума, когато говорим за запушени артерии, сърдечна болест или сърдечен удар.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.,אלה אינם העורקים שנסתמים .כאשר מדברים על מחלות לב או התקפי לב
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.إن ما يتحدث عنه الناس أنه يحدث له انسداد ليست شرايين، عندما يتحدث الناس عن أمراض القلب أو النوبات القلبية.
İnsanların bahsettiği tıkanan damarlar bunlar değil, kalp rahatsızlığı veya kalp krizinden bahsedilince.心臓病とか心臓発作というわけではないんだ ここでいう動脈は心臓に血液を届けるんだ
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.Bis September 2008 waren insgesamt 29 Schiffsladungen aus Griechenland eingetroffen.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.De nuværende tørke- og vandkriser skal løses hurtigt for at sikre, at folk har adgang til vand.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.Extrémne teplá a suchá, dažde a povodne zasahujú mnohé časti Európy.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.För att lindra vattenkrisen skeppades vatten in från Grekland förra sommaren.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.In september 2008 waren er al 29 scheepsladingen uit Griekenland binnengekomen.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.Los gases de efecto de invernadero están haciendo cambiar nuestro clima.
İnsanların susuz kalmaması için güncel kuraklıklarla ve su kriziyle kısa vadede mücadele edilmelidir.Парниковите газове са причина за изменението на климата.
İşte bu yüzden karamsar olmak için pek çok sebep var. Darfur Krizi, aslında bir kaynak çatışmasıydı.Alors il y a beaucoup de raisons d'être pessimiste. à l'origine, le Darfour est une guerre de ressources.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.A až v tej chvíli, keď sme si posadali k jedálenskému stolu, som si uvedomil, aké nesmierne riziko hrozilo.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Fu solo in quel momento, mentre eravamo seduti a cena, che riconobbi l'enormità del rischio che avevo creato.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.우리가 저녁식사를 하기 위해 앉았을 바로 그 때 저는 제가 만들어 낸 극악무도한 위험을 알아챘습니다.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Şi de-abia în acel moment, servind cina, am înţeles măsura riscului pe care mi l-am asumat.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Und erst als wir uns zum Dinner setzten, erkannte ich das Ausmaß der Gefahr, die ich geschaffen hatte.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Và chỉ đến khi chúng tôi ngồi ăn tối với nhau, tôi mới nhận ra sự nguy hiểm mà chính tôi tạo ra.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.В този момент, както вечеряхме заедно, осъзнах магнитуда на риска, който бях създал.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.И только тогда, когда мы садились к ужину, я вдруг осознал тот чудовищный риск, которому я подвергаюсь.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.ורק ברגע ההוא, שבו התיישבנו כולנו לארוחת ערב, הכרתי בגודל הסיכון שיצרתי.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.وفي تلك اللحظة عندما جلسنا على العشاء أدركت حجم الخطر الذي أوجدته
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.自分が招いた事態の重さに 気づいたのです この二人の巨人 それぞれ 世界の覇者であるこの二人を
İzlanda'da bu krizi geçirttik ya...우리에게 닥친 이 금융 부문 붕괴를 경험했기 때문에 사람들은 의아해해야 합니다.
İzlanda'da bu krizi geçirttik ya... -- ve bu arada Avrupa şu anda hiç iyi görünmüyor--là sau khi chúng ta có cuộc sụp đổ tài chính o Iceland -- và Châu Âu bây giờ cũng đang rất tệ.
İzlanda'da bu krizi geçirttik ya...עכשיו כשהמגזר הפיננסי התמוטט עלינו באיסלנד --
İzlanda'da bu krizi geçirttik ya...لان انهيار القطاع المالي في آيسلندا قد اجتاح البلد بأكلمه
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod