Şimdi, kritik noktaları bulalım.Najděme tedy kritické body.
Şimdi, kritik noktaları bulalım.Нека наперим критичните точки
Şimdi, kritik noktaları bulalım.Теперь найдем критические точки.
Şimdi, kritik noktaları bulalım.اذاً دعونا نجد النقاط الحرجة
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Ahora, algo crucial a destacar aquí es que esta es una afirmación fáctica.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Ceea ce trebuie neapărat observat este că aceasta e o afirmaţie faptică.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Ezen a ponton fontos megjegyeznünk, hogy ez is egy tényszerű kijelentés:
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Het cruciale punt is dat dit een feitelijke claim is.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Kľúčová vec, ktorá by nemala uniknúť našej poroznosti, je, že toto je konkrétne tvrdenie.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Kluczową rzeczą jest to aby dostrzec tutaj, że jest to rzeczywiste stwierdzenie.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.그 여기에서 주목해야할 것은 이것이 사실적 주장이라는 것입니다.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.La chose fondamentale à retenir ici est qu'il s'agit d'un énoncé de faits.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.O que é fundamental ter em atenção aqui é que isto é uma afirmação factual.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Ora la cosa importante che dovremmo notare qui è che questa è l'affermazione di un fatto.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Tässä on ratkaisevan tärkeää huomata, että kyseessä on tosiasiaväite.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Vấn đề quan trọng phải chú ý ở đây là đây là một lời nhận định thực tế:
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Τώρα, το κρίσιμο στοιχείο που παρατηρούμε εδώ είναι ότι αυτό είναι ένας πραγματολογικός ισχυρισμός:
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Здесь важно заметить, что данное утверждение - это заявка на некие факты.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.Това, което трябва да забележим в случая е, че това е фактическо твърдение.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.הנקודה הקריטית כאן היא שמדובר בטענה עובדתית.
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.والان الشيء المهم التي يجب التنوه له هنا ان ما سبق ليس سوى حقيقة واقعية
Şimdi kritik olan şey bu iddianın gerçeklere ilişkin olduğunun farkına varmak.これは主張であるということ 正しい主張かもしれませんが
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• abordarea priorităţilor esenţiale de mediu pe măsură ce acestea apar pe agenda politică;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• affrontando le principali priorità ambientali che emergono nei programmi politici;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• at behandle prioriterede miljøspørgsmål af kritisk betydning, når de kommer på den politiske dagsorden
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• en traitant les priorités environnementales critiques à mesure qu'elles se présentent à l'agenda politique;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• foglalkozunk a kritikus környezetvédelmi problémákkal, amint azok napirendre kerülnek;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• garantizando el acceso continuo a datos, información y servicios ambientales de alta calidad;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• riešením závažných environmentálnych priorít tak, ako sa objavia v politickom programe;
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• ta itu med kritiska miljöprioriteringar i takt med att de dyker upp på den politiska dagordningen,
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• αντιμετωπίζοντας άμεσα τις κρίσιμες περιβαλλοντικές προτεραιότητες όταν εμφανίζονται στην πολιτική ατζέντα
• siyaset gündeminde kritik çevresel öncelikler ortaya çıktığı anda, bunları ele almak;• като се справяме с критични екологични приоритети при появата им в политическия дневен ред;
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Alors elle a sorti le CD des images du scanner, et a regardé tous ces points chauds.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Aşa că ea a scos CD-ul cu imaginile scanării, şi s-a uitat în toate acele locuri critice.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.그녀는 스캔 이미지가 있는 CD를 가져갔고, 그리고 여기 이곳을 한번 보세요.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Dia mengambil CD dari pemindaian gambar itu dan melihat pada titik-titik itu.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.E così lei si è presa il CD con le immagini della scansione, e osservato tutte quelle chiazze rosse.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Então ela pegou no CD das imagens da cintigrafia, e olhou para todos aqueles pontos quentes.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Entonces ella extrajo el CD de las imágenes del barrido, y se fijó en todos esos puntos críticos.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Hon tog fram CD:n med bilderna, och titta på alla dessa punkter.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Więc wzięła płytę CD z jej skanami i spójrzcie na te wszystkie gorące punkty.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Ze maakte de CD van de scanbeelden, en kijk naar al die hotspots.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Γι αυτό πήρε το CD της τομογραφίας, και κύτταξε όλα αυτά τα θερμά σημεία.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Она все же запустила CD диск с изображениями скана, и увидела все эти очаги воспаления.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.Тя си взе CDто със себе си със сканираните изображения и вижте всичките тези горещи точки.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.ובכן היא לקחה את הדיסק של התמונות הסרוקות, והסתכלה על כל הנקודות החמות.
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.فأدارت الإسطوانة فى جهاز مُشغل الصور ، ونظرت إلى كل تلك النقط الواضحة .
Sonuç filmlerinin CDsini aldı ve bütün bu kritik noktalara baktı.注目するべき箇所を見ていきました。 現在、彼女はブログを通して、
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.A supercondutividade é um estado quântico da matéria e ocorre apenas abaixo de certa temperatura crítica.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.초전도 현상은 물질의 양자역학적 상태로 온도가 특정한 수준 이하로 낮아져야만 나타날 수 있습니다.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.La superconductividad es un estado cuántico de la materia y se da solo bajo ciertas temperaturas críticas.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Nadprzewodnictwo to kwantowy stan materii, który występuje jedynie poniżej pewnej temperatury krytycznej.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Superconductivitatea e o stare cuantică a materiei și se petrece doar sub o anume temperatură critică.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Supergeleiding is een kwantumstatus van de materie die enkel onder een bepaalde temperatuur voorkomt.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Superprevodnost je kvantno stanje snovi, ki se pojavi le izpod določene kritične temperature.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Supraleitung ist ein Quantenzustand von Materie, der nur unterhalb einer kritischen Temperatur möglich ist.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Supravodivosť je kvantový stav hmoty a objavuje sa iba pod určitou kritickou teplotou.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Supravodivost je kvantový stav látky, který nastává pouze pod určitou - kritickou - teplotou.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.Свръхпроводимостта е квантово състояние на материята, и се среща само под определена критична температура.
Süperiletkenlik maddenin kuantum halidir ve bu ancak kritik sıcaklıklar altında gerçekleşir.מוליכות על הינה מצב קוואנטי של חומר, שקורה רק מתחת לטמפרטורה קריטית כלשהיא.