Bir kız kalabalığın arasından krala yaklaştı.A girl approached the king from among the crowd.
Yaşlı adam yıllarca krala hizmet etti.The old man served the king for many years.
Üçüncü yıldız belirli bir krala ait oldu.The third star belonged to a certain king.
Üçüncü yıldız belirli bir krala aitti.The third star belonged to a certain king.
Mütevazi görünümlü yaşlı adam krala takdim edildi.A humble-looking old man was presented to the king.
İnsanlar krala karşı ayaklandı.People rose in revolt against the King.
Kral hariç kimse krala hayranlık duymuyor.Nobody except the king admires the king.
Bir krala ihtiyacınız var mı?Do you need a king?
Krala ölüm!Death to the king!
Eğer teşekkür edilmeyi bekliyorsan krala git!If you expect to be thanked, go to the king!
Bir yargıç krala değil hukuka uymak zorundadır.A judge must obey not the king, but the law.
Bir yargıç krala değil, hukuka uymak zorundadır.A judge has to obey the law, not the king.
Carlos krala karşı kılıcını çeker.Enraged, Carlos draws his sword against the King.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Members of the Council swear an oath of allegiance to the King.
Bir krala ait olduğu düşünülmektedir.It is believed to represent a king.
Pers kuvvetlerinde hiç de karmaşık olmayan bir komuta sistemi vardı, herkes krala karşı sorumluydu.The Persians had a unified command system, and everyone was answerable to the king.
Hasekura Krala Date Masamune'den olan mektubu iade etmiştir, aynı şekilde bir antlaşma önermiştir.Hasekura remitted to the King a letter from Date Masamune, as well as offer for a treaty.
An-32B-120 : An-32B-110'nin krala özgü varyantıdır.An-32B-120 : Imperial (non-Russian) avionics variant of An-32B-110.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.He is said to have shouted to the King.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.In return, the barons renewed their oaths of fealty to King John on 19 July 1215.
Alessandro Aminta'ya krala uygun giysiler giyip şehir halkına tanıtılmaya hazır olmasını söyler.Alessandro tells Aminta to dress like a king so he can be presented to his subjects.
Prensler krala bağlıydılar ve prenslikleri onun emirleri doğrultusunda yönetiyorlardı.The grandees reminded the king how they had been faithful in implementing his orders.
Delhi'ye geldiler ve hakkında krala şikayette bulundular.They come to Delhi and they complained about him.
Yonadav krala, ‹‹İşte oğulların geliyor! Kulunun dediği gibi oldu›› dedi.Jonadab said to the king, "Behold, the king's sons are coming! It is as your servant said."
Krala git ve ona söyleyeceklerimi ilet.›› Sonra kadına neler söyleyeceğini bildirdi.Go in to the king, and speak like this to him." So Joab put the words in her mouth.
Kadın, ‹‹İzin ver de, efendim krala bir söz daha söyleyeyim›› dedi. Kral, ‹‹Söyle›› dedi.Then the woman said, "Please let your handmaid speak a word to my lord the king." He said, "Say on."
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Someone went in, and told his lord, saying, "The maiden who is from the land of Israel said this."
Bu tasarı krala da topluluğa da uygun göründü.The thing was right in the eyes of the king and of all the assembly.
Sus Kalesinde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.On that day, the number of those who were slain in the citadel of Susa was brought before the king.
Ey Tanrı, kalkanımıza bak, Meshettiğin krala lütfet!Behold, God our shield, look at the face of your anointed.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.But you have rejected and spurned. You have been angry with your anointed.
Kulun Davutun hatırı için, Meshettiğin krala yüz çevirme.For your servant David's sake, don't turn away the face of your anointed one.
Oğlum, RABbe ve krala saygı göster, Onlara başkaldıranlarla arkadaşlık etme.My son, fear Yahweh and the king. Don't join those who are rebellious:
Herkese saygı gösterin. İmanlı kardeşlerinizi sevin, Tanrıdan korkun, krala saygı gösterin.Honor all men. Love the brotherhood. Fear God. Honor the king.
Ey Tanrı, adaletini krala, Doğruluğunu kral oğluna armağan et.Give the king thy judgments, O God, and thy righteousness unto the king's son.
(Yusuf, krala): "Beni ülkenin hazineleri üstüne bakan yap.Joseph said: "Place me in charge of the treasures of the land.
Kaçınılmaz olarak, uygulanan adalet düzensiz oluyordu ve temyiz başvurusu doğrudan krala yapıldı.Inevitably, the justice administered was patchy and appeals were made direct to the king.
Saf çocuk krala ne yapması gerektiğini sorunca karanlık bir zindana atılır.When the naive boy asks the king what he should do, he is thrown into a dark dungeon.
Yulaf lapasının krala ve kraliçeye gün boyunca canlılık verdiği düşünülüyordu. [1]The porridge was thought to give vitality to the king and queen throughout the day.[5]
Her bölgenin krala karşı sorumlu bir valisi vardı.Each district had a governor, responsible to the king.
Kısa süre sonra taarruza geri döndüler ve tekrar krala karşı yürüdüler. IV.They soon returned to the offensive and again marched against the king.
Buda, Kātyāyana'yı krala öğretmesi için gönderdi.The Buddha sent Kātyāyana to teach the king.
Soruşturmalar, rüşvetin üst kademelere ve hatta krala bile ulaştığını gösterdi.Investigations showed bribes had reached into high places—even to the king.
Marquis, Krala Karlos’un mektup çantasını teslim eder.Der Marquis händigt dem König die Brieftasche Karlos’ aus.
Ama bunun için genç bir krala ihtiyaçları vardır.Darauf ein junger König.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.Alle mal herhören!, rief der König.
Hasekura Krala Date Masamune'den olan mektubu iade etmiştir, aynı şekilde bir antlaşma önermiştir.Hasekura übergab dem König einen Brief von Date Masamune sowie ein Vertragsangebot.
Lord Hastings (genç krala kayıtsız şartsız sadık olduğu düşünülerek olacak) ertesi gün hemen idam edildi.Gonzalo wurde am folgenden Tag durch Enthauptung hingerichtet.
Semeka Kraliçesi muneccimi gorur; Krala onun kim oldugunu sorar.Der König lässt Allerleihrauh holen und fragt, wer sie sei.
Yüce Tanrı ileride olacakları işte böylece krala bildirmiştir.Le grand Dieu a fait connaître au roi ce qui doit arriver après cela.
Burada Selahaddin Krala kendi eliyle bir bardak su verdi.Par ordre du roi, on y avait mis aussi un verre d'eau.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Tous prêtent serment de fidélité au roi.
Dalí ise bu jeste karşılık olarak, krala Avrupa'nın Başı adlı çizimini hediye etti.Dalí réalisa pour le souverain son dernier dessin intitulé Tête d'Europe.
Ama bunun için genç bir krala ihtiyaçları vardır.La revanche attendra un nouveau roi.
Halk krala karşı ayaklandı.El pueblo se rebeló contra el rey.
Carlos krala karşı kılıcını çeker.Carlos saca su espada contra el rey.
Bunun üzerine baronlar da 19 Temmuz 1215 günü krala bağlılıklarını bildirmişlerdi.A cambio, los barones renovaron su juramento de fidelidad al rey Juan el 19 de julio de 1215.
Hasekura Krala Date Masamune'den olan mektubu iade etmiştir, aynı şekilde bir antlaşma önermiştir.Hasekura envió al Rey una carta de Date Masamune ofreciendo un tratado.
An-32B-120 : An-32B-110'nin krala özgü varyantıdır.An-32B-120: Variante de aviónica imperial (no rusa) de An-32B-110.
Krala söyleyin!) diye bağırmıştır.¡He tomado al rey!'"