kralım ile cümle

kralım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.하나님은 예로부터 나의 왕이시라 인간에 구원을 베푸셨나이다
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Pedig Isten az én királyom eleitõl fogva, a ki szabadításokat mível e föld közepette.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Sejak semula Engkaulah rajaku, ya Allah, Engkaulah yang menyelamatkan kami
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Sin embargo, Dios es mi Rey desde los tiempos antiguos. Él es quien obra salvación en medio de la tierra
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Toch is God al sinds mensenheugenis onze Koning! Hij zorgt overal voor bevrijding.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Todavia, Deus é o meu Rei desde a antigüidade, operando a salvação no meio da terra.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Totuş, Dumnezeu este Împăratul meu, care din vremuri străvechi dă izbăviri în mijlocul acestei ţări.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Vendar pa je Bog kralj moj že od nekdaj, ki dela rešitve na zemlji.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Vor Konge fra fordums Tid er dog Gud, som udførte Frelsens Værk i Landet.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Však jsi ty, Bože, král můj od starodávna, působíš hojné spasení u prostřed země.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Wszakeś ty, Boże! zdawna królem moim; ty sprawujesz hojne zbawienie w pośród ziemi.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.Αλλ' ο Θεος ειναι εξ αρχης Βασιλευς μου, εργαζομενος σωτηριαν εν μεσω της γης.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.А Бог е от древността Цар мой, Който изработва избавления всред земята.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.ואלהים מלכי מקדם פעל ישועות בקרב הארץ׃
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.‎والله ملكي منذ القدم فاعل الخلاص في وسط الارض‎.
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.神 自 古 以 來 為 我 的 王 、 在 地 上 施 行 拯 救
Ama geçmişten bu yana kralım sensin, ey Tanrı, Yeryüzünde kurtuluş sağladın.神 自古 以 來為 我 的 王 、 在 地上 施行 拯救
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Det hendte engang at trærne vilde salve sig en konge, og de sa til oljetreet: Vær konge over oss!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Die Bäume gingen hin, daß sie einen König über sich salbten, und sprachen zu dem Ölbaum: Sei unser König!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Drevesa so šla, da si pomazilijo kralja, in so dejala oljki: Kraljuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Engang tog Træerne sig for at salve sig en Konge. De sagde da til Olietræet: Vær du vor Konge!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Foram uma vez as árvores a ungir para si um rei; e disseram � oliveira: Reina tu sobre nós.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.하루는 나무들이 나가서 기름을 부어 왕을 삼으려 하여 감람나무에게 이르되 너는 우리 왕이 되라 하매
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Los árboles iban a elegir un rey sobre ellos y dijeron al olivo: "¡Reina sobre nosotros!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Puut lähtivät voitelemaan itsellensä kuningasta. Ja he sanoivat öljypuulle: `Ole sinä meidän kuninkaamme`.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Raz boly odišly stromy pomazať nad sebou kráľa a povedaly olive: Kraľuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Sešlo se některého času dříví, aby pomazalo nad sebou krále. I řekli olivě: Kraluj nad námi.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Si misero in cammino gli alberi per ungere un re su di essi. Dissero all'ulivo: Regna su di noi
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Zeszły się drzewa, aby pomazały nad sobą króla, i rzekły do oliwnego drzewa: Króluj nad nami.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.مرّة ذهبت الاشجار لتمسح عليها ملكا. فقالت للزيتونة املكي علينا.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時 樹 木 要 膏 一 樹 為 王 、 管 理 他 們 、 就 去 對 橄 欖 樹 說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時樹 木 要 膏一樹為王 、 管理 他 們 、 就 去 對 橄欖樹說 、 請 你 作 我 們 的 王
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.A stromy povedaly fíku: Poď ty a kraľuj nad nami!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây cối lại nói cùng cây vả rằng: Hãy đến cai trị chúng tôi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây_cối lại nói cùng cây vả rằng : Hãy đến cai_trị chúng_tôi .
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Då sade träden till fikonträdet: 'Kom du och bliv konung över oss.'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sa trærne til fikentreet: Kom du og vær konge over oss!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sprachen die Bäume zum Feigenbaum: Komm du und sei unser König!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Dissero gli alberi al fico: Vieni tu, regna su di noi
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Então disseram as árvores � figueira: Vem tu, e reina sobre nós.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Et les arbres dirent au figuier: Viens, toi, règne sur nous.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.In drevesa reko smokovemu drevesu: Pridi ti in nam kraljuj!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.I řeklo dříví fíku: Poď ty a kraluj nad námi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.나무들이 또 무화과나무에게 이르되 너는 와서 우리의 왕이 되라 하매
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.kor a fügefának szólottak a fák: Jer el te, [és] uralkodjál rajtunk!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Lalu kata pohon-pohon kepada pohon ara, 'Kau saja menjadi raja kami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Luego dijeron los árboles a la higuera: "¡Ven tú, y reina sobre nosotros!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Niin puut sanoivat viikunapuulle: `Tule sinä ja ole meidän kuninkaamme`.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Rzekły potem drzewa do figowego drzewa: Pójdź ty, króluj nad nami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Så sagde Træerne til Figentræet: Kom du og vær vor Konge!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Şi copacii au zis smochinului: ,Vino, tu, de împărăţeşte peste noi!`
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Toen zeiden ze tegen de vijgeboom: 'Wilt u onze koning zijn?'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Και ειπον τα δενδρα προς την συκην, Ελθε συ, βασιλευσον εφ' ημων.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.И сказали дерева смоковнице: иди ты, царствуй над нами.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Тогава дърветата рекли са смокинята: Дойди и царувай над нас.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ויאמרו העצים לתאנה לכי את מלכי עלינו׃
İlgili Sayfalar