Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.There will be an economic crisis at the end of this year.
Biraz şeker ve krema ekleyin.Add a little sugar and cream.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Ölüm nedeni bir kalp kriziydi.The cause of death was a heart attack.
Kaleler ve krallar hakkında konuştuk.We talked about cabbages and kings.
İsa Mesih ve Kral Charles adına buradayız.We are here in the name of Jesus Christ and King Charles.
Biz bir restorana girdik ve akşam yemeğimizi yerken enerji krizini tartıştık.We entered a restaurant and discussed the energy crisis over our dinner.
Benim için bir kravat seçer misin?Will you pick out a tie for me?
Amcam amatör bir kriket oyuncusudur.My uncle is an amateur cricket player.
Dayım amatör bir kriket oyuncusudur.My uncle is an amateur cricket player.
Babamın mavi gri bir kravatı var.My father has a blue and gray tie.
Senin o kravatını seviyorum.I like that tie of yours.
Ben kriket oynayabilirim.I can play Chopin.
Ben kraliçeyi görme niyetindeyim.I intend seeing the queen.
Mezun olmak için yeterli kredim yok.I don't have enough credits to graduate.
Ona bir kravat aldım.I bought him a tie.
Ona güzel bir kravat seçtim.I chose him a nice tie.
Babama bir ipek kravat verdim.I gave my father a silk tie.
Jiro Fuji dağının krokisini çizdi.Jiro made a sketch of Mt. Fuji.
Bütün kredi kartlarını kabul ediyoruz.We accept all major credit cards.
Tüm kredi kartları kabul edilir.All major credit cards are accepted.
Kurşun, onun göğsüne girdi, onu kritik durumda bıraktı.The bullet penetrated his chest, leaving him in critical condition.
Onlar Kraliçe'den sonra gemiye Queen Mary adını verdiler.They named the ship Queen Mary after the Queen.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kraliçe muhteşem bir gümüş elbise giyiyordu.The queen was wearing a magnificent silver dress.
Kraliçe bizi davet etmek için yeterince nazikti.The queen was gracious enough to invite us.
Kraliçe maçtan sonra her oyuncu ile tokalaştı.The queen shook hands with each player after the game.
Kraliçe müzeyi ziyaret etti.The queen visited the museum.
Önümüzdeki hafta kraliçe parlamentoya hitap edecek.The queen is going to address parliament next week.
Kraliçe, önümüzdeki sene Çin'i ziyaret edecek.The Queen is to visit China next year.
Tanrı, Kraliçe'yi korusun!God save the Queen.
Tanrı kraliçeyi korusun.God save the Queen.
Kraliçe çok yaşa!Long live the Queen!
İşimden dolayı her zaman kravat takmak zorundayım.I always have to wear a tie because of my job.
Ceketin ve kravatın uymuyor.Your jacket and tie don't go together.
Kredi firmaları kendi müşterilerine aylık faturalar gönderir.Credit companies send their customers monthly bills.
Bana biraz kredi verin.Give me some credit.
Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake.
Ben bir kalp krizi geçirdim.I had a heart attack.
Kredi kartımı kullanabilir miyim?Can I use my credit card?
İnsanlar krizin bittiğini söylüyor.People are saying that the crisis is over.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyorlar.People are saying that the crisis is over.
İnsanlar ona kral olarak seslendiler.People hailed him as king.
Yüzerken bacağıma kramp girdi.I got a cramp in my leg while swimming.
Küresel bir kriz yakındır.A global crisis is at hand.
Hükümet programa katılan firmalara faizsiz kredi sağlayacak.The government will provide interest-free loans to firms that participate in the program.
İnsan fizyolojisi üç kredilik bir derstir.Human physiology is a three-credit course.
Özel günümde kötü kramplarım oluyor.I have bad cramps when I have my period.
Mavi takım, beyaz gömlek ve kırmızı kravat tüm erkek işçiler için gereklidir.A blue suit, white shirt and red tie are essential for all male workers.
Bir zamanlar İngiltere'de çok kötü bir kral yaşarmış.Once there lived a very wicked king in England.
Uzun zaman önce, küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.A long time ago, there lived an old king on a small island.
Uzun zaman önce küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.Long, long ago, there lived an old king on a small island.
Taktığın güzel bir kravat.That's a nice tie you're wearing.
İyi bir kredin olmadıkça bir ev almak imkansızdır.Unless you have good credit, buying a house is impossible.
Kabine krizi görüşmek üzere bugün buluşuyor.The Cabinet is meeting today to discuss the crisis.
Japonya'da kronik bir pirinç fazlalığı vardır.There is a chronic oversupply of rice in Japan.
Japon ekonomisi krizde.The Japanese economy is in depression.
O kalp krizi geçirdiğinde ben oradaydım.I was on the spot when he had a heart attack.
Onun kravatı çözüldü.His tie came undone.
Cesur kararı sayesinde krizi atlatmayı başardı.Thanks to his bold decision, he was able to ride out the crisis.