Sanırım bu kravat takım elbise ile iyi gider.This tie goes well with the suit, I guess.
Bu kravat böyle bir durum için uygun değildir.This tie is not suitable for a situation like this.
Bu kravat ne kadar?How much is this tie?
Bu kravat takımına uyar.This tie matches your suit.
Bu kravat gömleğine uyar.This tie goes with your shirt.
Bu kravat gömleğinle çok iyi gider.This tie goes very well with your shirt.
Bu kravatın fiyatı fazla yüksek.The price of this tie is too high.
En iyisi olarak görünen bu kravatı alacağım.I will take this tie, as it seems to be the best.
Bu kravat ve o ceket birlikte iyi gider.This tie and that jacket go well together.
Bu takım elbise için bana bir kravat seç.Please choose me a tie for this suit.
Bu takım elbise ile gidecek bir kravat seçmeme yardımcı olur musun?Will you help me pick out a tie to go with this suit?
Bu gömleğin o kırmızı kravatla uyacağını sanmıyorum.I don't think this shirt goes with that red tie.
Bu kravat o gömlekle hiç gitmiyor.This shirt doesn't go with that tie at all.
Bu kredi kartı, bize belirli ayrıcalıklar sağladı.This credit card entitles us to certain privileges.
Burada kronik bir ağrım var.I have a chronic pain here.
Lütfen kahveme çok krema koy.Please put a lot of cream in my coffee.
Kahvenizi nasıl istersiniz, sade mi yoksa kremalı mı?How would you like your coffee, black or with cream?
Benim kahveme biraz krema koydum.I put some cream in my coffee.
Kahvenizde biraz krema ister misiniz?Would you like some cream in your coffee?
Ben kredi ile ödeme yapabilir miyim?Can I pay on credit?
Kredi kartım çalındığı için arıyorum.I'm calling because my credit card has been stolen.
Kredi kartınız lütfen.Your credit card, please.
Kredi kartımı kaybettiğim için arıyorum.I'm calling because I've lost my credit card.
Kredi kartların nerede?Where are your credit cards?
Kredi kartın var mı?Do you have a credit card?
Kredi kartıyla ödemek istiyorum.I'd like to pay by credit card.
Lütfen kredi kartı ile değil, nakit ödeme yapın.Please pay cash, not by credit card.
Kremimiz bitti.We have run out of cream.
Kremalı ve şekerli bir fincan kahve alabilir miyim?May I have a cup of coffee with cream and sugar?
Kahve, lütfen, kremalı ve şekerli.Coffee, please, with cream and sugar.
Krem peyniri uzatır mısın, lütfen?Would you pass me the cream cheese, please?
Bir kristal avize masanın üzerinde asılıydı.A crystal chandelier was hanging over the table.
Bir zamanlar, bir zalim kral yaşarmış.Once upon a time, there lived a cruel king.
Üzgünüm efendim ama ceket ve kravat mecburidir.I'm sorry, sir, but a jacket and tie are required.
Öğleden sonra atıştırmalığı için krem karamel yedim.I had some custard pudding for an afternoon snack.
Kraliçe I. Elizabeth 1603 yılında vefat etti.Queen Elizabeth I passed away in 1603.
Hindistan uzun yıllardır Birleşik Krallık tarafından yönetildi.India was governed by Great Britain for many years.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
Tıpkı Amerikalıların Beyzbolu sevdiği gibi, İngilizler kriketi severler.Just as the Americans like baseball, the British like cricket.
O kırmızı kravat takım elbisene uymuyor-Niçin yeşil olanını takmıyorsun?That red tie doesn't go with your suit. Why don't you wear the green one?
Bir kalp krizi geçirecek.He's going to have a heart attack.
İspanya kralını senin liderin olarak kabul etmelisin.You must accept the king of Spain as your leader.
Bunu kredi kartımla ödemek istiyorum.I'd like to pay for this with my Visa card.
Üçüncü yıldız belirli bir krala ait oldu.The third star belonged to a certain king.
Üçüncü yıldız belirli bir krala aitti.The third star belonged to a certain king.
Ona kraliçe tarafından üç gemi verildi.Three ships were given to him by the queen.
1603'te, Kral James iktidara geldiğinde, futbola tekrar izin verildi.In 1603, when King James I came into power, football was allowed again.
Ekonomi hafif bir krizde.The economy is in a slight depression.
Polis kruvazörü kazanın olduğu yere yakın bir durağa çekti.The police cruiser pulled to a stop near the spot where the accident happened.
Kaneko yeni işinde o kadar stresliydi ki sinir krizi geçirdi.Kaneko was so stressed out at her new job that she had a nervous breakdown.
Nakit mi yoksa kredi kartı mı?Cash or charge?
İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.Workers are taking a financial beating in the employment crisis.
Daha sonra kralların kişisel muhafızlarına uydular deniyordu.Later the personal guards of kings were called satellites.
Ben her zaman kredi ile pahalı ürünler alırım.I always buy expensive items on credit.
Amerika Birleşik Devletleri bir cumhuriyettir, Birleşik Krallık değildir.The United States is a republic, the United Kingdom is not.
Kralın şehrimizi ziyaret etmesi büyük bir onur.It's a great honor to have had the King visit our city.
Kral ve ailesi kraliyet sarayında yaşar.The king and his family live in the royal palace.
Kralın en büyük oğlu tahtın varisidir.The king's eldest son is the heir to the throne.
İnsanlar onu kral ilan etti.The people acclaimed him King.
Cehennemin Kralı bu gece dönüyor.Tonight the King of Hell returns.