Kralın ülkesi bir ejderha tarafından terörize edildi.The king's realm was terrorized by a dragon.
Canavar Grendel her gece kral Hrothgar'ın en büyük salonuna saldırdı.The monster Grendel attacked king Hrothgar's great hall every night.
Bir anksiyete krizi yaşıyorum ve nedenini bilmiyorum.I'm having an anxiety attack and I don't know why.
Tom bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino.
Tom, Monte Carlo'daki bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino in Monte Carlo.
Tom Mary'ye bir kraliçe gibi davrandı.Tom treated Mary like a queen.
Kralın kızının atına Falada deniliyordu ve konuşabiliyordu.The horse of the King's daughter was called Falada, and could speak.
Pancar çorbası genellikle dereotu ve ekşi krema ile süslenir.Borscht is often garnished with dill and sour cream.
Tom'a bir kral gibi davranıldı.Tom was treated like a king.
Tom kronik sırt ağrısından muzdarip.Tom suffers from chronic back pain.
Onlar John'a "Kral John" dediler.They called John "King John".
Tom bana neden bir ceket ve kravat giydiğimi sordu.Tom asked me why I was wearing a coat and tie.
Bu kredi kartı, uluslararası olarak kabul edilir mi?Is this credit card accepted internationally?
Bu kredi kartı uluslararası çalışıyor mu?Does this credit card work internationally?
Ben bu kredi kartını uluslararası olarak kullanabilir miyim?Can I use this credit card internationally?
Bu kredi kartı uluslararası olarak kullanılabilir mi?Can this credit card be used internationally?
Tom kreşe gidiyor.Tom goes to kindergarten.
Kahvaltı için krep yiyeceğimizi umuyorum.I hope we're having pancakes for breakfast.
Finaller yaklaşırken neredeyse sinir krizi geçirecektim.As finals approached, I nearly had a nervous breakdown.
Kırmızı kravatımı gördün mü?Have you seen my red tie?
Tom hepimiz için krep yaptı.Tom made pancakes for all of us.
Tom krep yaptı.Tom made pancakes.
Ülke kriz içinde.The country is in crisis.
Beyoncé bir kraliçe.Beyoncé is a queen.
Tom kredi kartıyla her şeyi ödedi.Tom paid for everything with his credit card.
O kredi kartını görebilir miyim?Can I see that credit card?
Tom kredi kartı ile ödeme yaptı.Tom paid with a credit card.
Kral kasabanın mümkün olduğunca sağlamlaştırılmasını emretti.The king ordered that the town should be fortified as well as possible.
Dün bu kravatı taktım.I wore this tie yesterday.
Kristal topunda bir şey görüyor musun?Do you see anything in your crystal ball?
Shakespeare'in oyunları kronolojik hatalarla doludur.Shakespeare's plays are full of anachronisms.
Alternatif yakıt kaynakları bulunamazsa, dünyamız bir enerji krizi geçirir.Our world will have an energy crisis if alternative fuel sources are not found.
Vatikan seçilmiş bir kral ile mutlak bir monarşidir.The Vatican is an absolute monarchy with an elected king.
Tom babasına Babalar Günü'nde bir kravat verdi.Tom gave his father a tie on Father's Day.
Tom bankadan bir kredi çekti, bu yüzden bir ev satın alabildi.Tom took out a loan from the bank, so he could buy a house.
Mary kristal topunu ovuşturdu.Mary rubbed her crystal ball.
Mary sihirli kristal topunda Tom'un geleceğini okudu.Mary read Tom's future in her magic crystal ball.
Resmi olarak Kraliçe'yle çay içmeye davet edildim. Ne yazık ki meşgulüm.I have been formally invited to have tea with the Queen. Unfortunately I am busy.
Az önce bir tabak dolusu kruvasan yedim. Şimdi tokum.I have just eaten a plate full of croissants. Now I am full.
Ofiste biraz krep yapmak eğlenceli olurdu.It would be fun to make some crepes in the office.
Kral protesto etti.The king protested.
İspanya'da çocuklara hediyelerini getiren Üç Kral'dır.In Spain, it's the Three Kings that bring the children their presents.
Keşke tüm krediyi alabilseydik.I wish we could take all the credit.
Kralın tuvaleti bile bir tuvalettir.Even the king's toilet is a toilet.
Tüketici güveni kritiktir.Consumer confidence is critical.
Tom maça kraliçesini kaldırdı.Tom held up the queen of spades.
Krek kokain ne kadar bağımlılık yapıyor?How addictive is crack cocaine?
Bunun için krediyi hak ediyorsun.You deserve the credit for it.
Hiçbir kredi kartı kabul edilmiyor.No credit cards are accepted.
Bir kalp krizi gibi görünüyor.It looks like a heart attack.
Ayrım kritiktir.The distinction is critical.
Bir krizle uğraşıyordum.I was dealing with a crisis.
Tom çok kredi hak ediyor.Tom deserves a lot of credit.
Tom biraz krediyi hak ediyor.Tom deserves a bit of credit.
Tom onun için kredi alabilir.Tom can take credit for that.
Tom'a kredi vermek zorundasın.You have to give Tom credit.
Tom benim için güzel bir kravat buldu.Tom found a nice tie for me.
Bu değişiklik kritikti.This change was critical.
Tom'un kravatında sos var.Tom has gravy on his tie.
Onun için Tom'a kredi verin.Give Tom credit for that.