Tom kronometreyi ayarladı.Tom set the timer.
Bir krizimiz var.We have a crisis.
Bu kritik.This is critical.
Bir krediye ihtiyacım var.I need a loan.
Ben kraliçeyi gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing the queen.
Bu kravatı bağlamak zor.This necktie is hard to tie.
Dışarıya çıkmadan önce güneş kremi sürün.Apply sunscreen before you go outdoors.
Tipik Bavyera kahvaltısı beyaz sosis, buğday birası ve tuzlu krakerden oluşmaktadır.A typical Bavarian breakfast consists of white sausage, wheat beer and pretzels.
Kraliyet ailesi kraliyet evinde yaşar.The royal family lives in the Royal House.
Krom bir geçiş elementidir.Chromium is a transition element.
Londra, Birleşik Krallık'ın başkentidir.London is the capital of the United Kingdom.
Hiç kimse yeniden doğmadan Tanrı'nın krallığını göremez.No one can see the kingdom of God unless he is born again.
Yüzerken bacağıma kramp girmişti.I had a leg cramp when swimming.
Arkeologlar, Kral Davud'un(Davud peygamber) sarayını bulduklarını düşünüyorlar.The archeologists think that they have discovered King David's palace.
Kral çıplak!The king is naked!
ATM, kredi kartını yuttu.The ATM swallowed the credit card.
Kredi kartım var.I have a credit card.
Tom masaya peynir ve kraker dolu bir tabak koydu.Tom put a dish with cheese and crackers on the table.
En son ne zaman Tom'un bir kravat taktığını gördün?When was the last time you saw Tom wear a tie?
Tom'a yarın bir kravat takması gerektiğini söyle.Tell Tom that he needs to wear a tie tomorrow.
Tom hariç herkes kravat takıyordu.Everyone except Tom was wearing a tie.
Tom her gün farklı bir kravat takar.Tom wears a different tie every day.
Tom kırmızımsı turuncu bir kravat takıyor.Tom is wearing a reddish-orange tie.
Tom mavi kravat takan adam.Tom is the man wearing the blue tie.
Buradaki çoğu erkek her gün kravat takar.Most men here wear ties every day.
En azından bir kravat takmalısın.You should at least wear a tie.
Tom benim için bu kravatı seçti.Tom picked this tie out for me.
Tom'a güneş kremi kullanmasını söyledim.I told Tom to wear sunblock.
Bir kravat takman gerekecek.You'll need to wear a tie.
Bir kravat takmıyorsun.You're not wearing a tie.
Tom kronometreyi başlattı.Tom started the timer.
Kralcılar Kanada'ya kaçtı.The Loyalists fled to Canada.
O tüm krallıktaki en güzel kadındı.She was the most beautiful woman in the whole kingdom.
Onun bir platinum kredi kartı var.He has a platinum credit card.
Onun bir altın kredi kartı var.She has a gold credit card.
O, kralına ve ülkesine ihanet ediyor.He betrays his king and country.
O, kraliçeden üç gemi aldı.He received three ships from the Queen.
Bunun için kredinin hepsini alamam.I can't take all of the credit for it.
Tom Mary'nin kocasından ödünç aldığı bir kros kayağı taşıyordu.Tom was carrying a pair of cross-country skis that he'd borrowed from Mary's husband.
Bu sihirli kristal, negatif titreşimleri yok etmeye yardım edecek.This magic crystal will help eliminate negative vibrations.
Kral ülkeyi yönetir.The king rules over the country.
Kral, vatandaşları üzerinde hüküm sürer.The king rules over his subjects.
Morgan le Fay güçlü bir büyücüydü ve Kral Arthur'un üvey kız kardeşiydi.Morgan le Fay was a powerful sorceress and the half-sister of King Arthur.
Kral Arthur'un kılıcı Excalibur, Avalon adasında dövüldü.King Arthur's sword Excalibur was forged on the island Avalon.
Kral Arthur'un kılıcı Excalibur, Avalon adasında üretildi.King Arthur's sword Excalibur was forged on the island Avalon.
Guinevere, Kral Arthur'un karısıydı.Guinevere was King Arthur's wife.
Mordred, Kral Arthur'a ihanet etti.Mordred betrayed King Arthur.
Gölün kraliçesi, Avalon hükümdarıydı.The Lady of the Lake was the ruler of Avalon.
Uther Pendragon, Kral Arthur'un babasıydı.Uther Pendragon was the father of King Arthur.
Lancelot, Kral Arthur'un karısı Guinevere'e aşık oldu.Lancelot fell in love with King Arthur's wife Guinevere.
Tom, Kraliçe Mary tarafından şövalye ilan edildi.Tom was knighted by Queen Mary.
Almanya finansal kriz tarafından çarpıldı.Germany was hit hard by the financial crisis.
Mali kriz Almanya'yı vurdu.Germany was hit hard by the financial crisis.
İş için takım elbise giyip kravat takmam gerekiyor.I am required to wear a suit and tie to work.
Çalışmak için takım elbise giymen ve kravat takman gerekiyor, değil mi?You are required to wear a suit and tie to work, aren't you?
Tom çalışmak için takım elbise giymek ve kravat takmak zorunda değil.Tom doesn't have to wear a suit and tie to work.
Onun çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi gerekiyor.He is required to wear a suit and tie to work.
Çalışmak için takım elbise giymemiz ve kravat takmamız gerekiyor.We are required to wear a suit and tie to work.
Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.They are required to wear a suit and tie to work.
Tom babasının kredi kartını çaldı.Tom stole his dad's credit card.