Bu yerine koymak için bulmak istediğim bir kelime.It's a word I'd like to find a substitute for.
Hayallerinize paramı koymakla ilgilenmiyorum.I have no interest in putting my money into your dreams.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Planı uygulamaya koymak çok paraya mal olur.It cost lots of money to put the plan into practice.
Planı uygulamaya koymak mümkün değildir.It is impossible to put the plan into practice.
Bu oda çok küçük, bu yüzden fazla mobilya koymak mümkün değil.This room is very small, so it is impossible to put more furniture in it.
Bu kasabadaki kadınlar evlerine çiçek koymak isterler.The women in this town will want flowers to put in their houses.
Otel kasasına bir şeyler koymak istiyorum.I'd like to put some things in the hotel safe.
Planlar yapmak onları uygulamaya koymaktan daha kolaydır.It is easier to make plans than to put them into practice.
Masaya koymak için birkaç güzel çiçek istiyorum.I want some beautiful flowers to put on the table.
Kahveme bir küp buz koymak istiyorum, çünkü o genellikle çok sıcak.I like to put an ice cube into my coffee, because it's usually too hot.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
O, başkanlığa adaylığını koymak istiyor.He wants to run for President.
Düşmana karşı koymak onların kahramanlığıydı.It was heroic of them to oppose the enemy.
Zarfın üzerine bir pul koymak zorundayım.I have to put a stamp on the envelope.
Uygun olan bir çelik kasaya değerli eşyalarımı koymak istiyorum.I'd like to put my valuables in a safe deposit box, if any are available.
Seni aptal yerine koymak zor mu?Is it hard to fool you?
Yeni klimayı kaldırmak ve onu çatıya koymak için bir vinç kiraladık.We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.
Karşı koymaktan vazgeç!Stop resisting!
Başka bir disk koymak istemez misin? İki saattir bunu dinliyoruz.Don't you want to put in another disc? We've been listening to this one for two hours.
Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice.
İyi bir video kamera alır almaz, online koymak için videolar yapmaya başlayacağım.As soon as I can get a decent video camera, I'll start making videos to put online.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koymaktan vazgeçti.Tom gave up running for class president.
Tom'u hapishaneye koymak için yapmak zorunda olduğum her şeyi yapacağım.I'll do whatever I have to do to put Tom behind bars.
Onu bu hastaneye koymak gerekli değildir.It's not necessary to put him in the hospital.
Tom kendini aptal yerine koymak istemedi.Tom didn't want to make a fool of himself.
Tom'un boynunu sıkma dürtüsüne karşı koymak zordu.It was hard to resist the impulse to wring Tom's neck.
Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing.
"不够" 'den sonra bir sıfat koymak zorundasın.You have to put an adjective after "不够."
Mary'nin fotoğraflarını albümüme koymak istemedim.I didn't like to add Mary's pictures to my album.
Otelin kasasına bir şey koymak istiyorum.I'd like to put something in the hotel safe.
Seni dışarı koymak istemiyorum.I don't want to put you out.
Ben onu yere koymak istemedim.I didn't want to put it down.
Ben sadece onun tamamını bizim arkamıza koymak isterim.I just want to put it all behind us.
Bunu güvenli bir yere koymak isteyebilirsin.You might want to put this someplace safe.
Sanırım yapmayı isteyebileceğin ilk şey arabana biraz benzin koymaktır.I think the first thing you might want to do is put some gasoline in your car.
Bunu içine koymak için bir kağıt torbaya ihtiyacım var.I need a paper bag to put it in.
Sen sobaya daha fazla kömür koymak zorundasın.You have to put more coal in the stove.
Biz yeni bir granit tezgahı koymak istiyoruz.We want to put in a new granite countertop.
O çiçekleri koymak için mükemmel bir yer biliyorum.I know the perfect place to put those flowers.
Şüpheli tüm eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his things on the table.
Şüpheli tüm kişisel eşyalarını masaya koymak zorunda kaldı.The suspect had to lay all his personal effects on the table.
Onu aşağıya koymak istemiyorum.I don't want to put it down.
Bıçağına el koymak zorunda kalacağım.I'll have to confiscate your knife.
Hesaba biraz para koymak istiyorum.I'd like to put some money into my account.
Senin göğüslerin mükemmel. Onlara yüzümü koymak isterim.Your boobs are excellent. I would like to put my face in them.
Tom'un yerine koymak için hiç kimseyi bulamıyoruz.We haven't been able to find anyone to replace Tom.
Tom'un yerine koymak için herhangi birisini bulamıyoruz.We haven't been able to find anyone to replace Tom.
Tom'un yerine koymak için birisini bulamıyoruz.We haven't been able to find anyone to replace Tom.
Tom'un şeyleri yanlış yere koymak gibi bir eğilimi var.Tom has a tendency to misplace things.
Buna bir nokta koymak zorunda kalacağız.We'll have to put a stop to this.
Bir insan hayatı üzerine fiyat koymak zordur.It's difficult to put a price on a human life.
Tom Mary'nin içkisine bir şey koymakla suçlandı.Tom was accused of putting something in Mary's drink.
Tom ayakkabılarını koymak için eğildi.Tom leaned over to put on his shoes.
Takılarımı koymak için güzel bir ahşap kutum var.I have a pretty wooden box to keep my jewelry in.
Bu kutu arabanın bagajına koymak için çok büyük.That box is too big to put in the trunk of the car.
Bu çiçekleri koymak için bir vazoya ihtiyacım var.I need a vase to put these flowers in.
Karşı koymak zorundasın.You've got to fight back.
Tom alt rafa bir şey koymak için çömeldi.Tom squatted down to put something on the lower shelf.
Biri Tom'a karşı koymak zorunda.Someone has to confront Tom.