Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Bagfra og forfra omslutter du mig, du lægger din Hånd på mig.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Bakfra og forfra omgir du mig, og du legger din hånd på mig.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Chúa bao phủ tôi phía sau và phía trước, Ðặt tay Chúa trên mình tôi.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Chúa bao_phủ tôi phía sau và phía trước , Ðặt tay Chúa trên mình tôi .
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Detrás y delante me rodeas y sobre mí pones tu mano
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Du omsluter mig på alla sidor och håller mig i din hand.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Elõl és hátul körülzártál engem, és fölöttem tartod kezedet.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Engkau mengelilingi aku dari segala penjuru, dan Kaulindungi aku dengan kuasa-Mu
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.주께서 나의 전후를 두르시며 내게 안수하셨나이다
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Obkľúčil si ma odzadu i odpredu a položil si na mňa svoju ruku.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Sinä olet saartanut minut edestä ja takaa ja laskenut kätesi minun päälleni.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu mă înconjori pe dinapoi şi pe dinainte, şi-Ţi pui mîna peste mine.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu me cercaste em volta, e puseste sobre mim a tua mão.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu m`entoures par derrière et par devant, Et tu mets ta main sur moi.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.U bent bij mij, naast mij, voor mij, achter mij. Uw hand rust op mij.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Von allen Seiten umgibst du mich und hältst deine Hand über mir.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Zadaj in spredaj me obdajaš in name pokladaš roko svojo.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Z tyłu i z przodku otoczyłeś mię, a położyłeś na mię rękę twoję.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Z zadu i z předu obklíčils mne, a vzložils na mne ruku svou.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Με περικυκλονεις οπισθεν και εμπροσθεν, και εθεσας επ' εμε την χειρα σου.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Ти си пред мен и зад мен, И турил си върху мене ръката Си.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.אחור וקדם צרתני ותשת עלי כפכה׃
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.من خلف ومن قدام حاصرتني وجعلت عليّ يدك.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.你 在 我 前 後 環 繞 我 、 按 手 在 我 身 上
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.你 在 我 前 後環繞 我 、 按手 在 我 身上
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.(103:9) Ты положил предел, которого не перейдут, и не возвратятся покрыть землю.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi , Không còn trở_lại ngập đất nữa .
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi, Không còn trở lại ngập đất nữa.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Du hast eine Grenze gesetzt, darüber kommen sie nicht und dürfen nicht wiederum das Erdreich bedecken.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.du satte en Grænse, de ej kommer over, så de ikke igen skal tilhylle Jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En gräns satte du, som vattnen ej fingo överskrida, så att de icke åter skulle betäcka jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En grense satte du, som de ikke skal overskride; de skal ikke vende tilbake for å dekke jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Hai posto un limite alle acque: non lo passeranno, non torneranno a coprire la terra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Határt vetettél, a melyet át nem hágnak, nem térnek vissza a földnek elborítására.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Kautentukan batas-batas yang tak boleh ia lalui, supaya jangan kembali menggenangi bumi
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.주께서 물의 경계를 정하여 넘치지 못하게 하시며 다시 돌아와 땅을 덮지 못하게 하셨나이다
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Le-ai pus o margine, pe care nu trebuie s'o treacă, pentruca să nu se mai întoarcă să acopere pămîntul.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Les pusiste un límite, el cual no traspasarán, ni volverán a cubrir la tierra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Limite lhes traçaste, que não haviam de ultrapassar, para que não tornassem a cobrir a terra.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Mejo si jim postavil, da je ne prestopijo, da se ne povrnejo pokrit zemljo.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Meze jsi položil, aby jich nepřestupovaly, ani se navracovaly k přikrývání země.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Položil si hranice, aby neprekročily, aby sa nevrátily pokryť zem.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Sinä panit rajan, jonka yli vedet eivät käy eivätkä palaja peittämään maata.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.U hebt aan het water grenzen gesteld, die niet worden overschreden. De aarde heeft niets meer te vrezen.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Zamierzyłeś im kres, aby go nie przestępowały, ani się wracały na okrycie ziemi.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.εθεσας οριον, το οποιον δεν θελουσιν υπερβη ουδε θελουσιν επιστρεψει δια να σκεπασωσι την γην.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Положил си предел на водите, за да не могат да преминат, Нито да се върнат пак да покрият земята.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.גבול שמת בל יעברון בל ישובון לכסות הארץ׃
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.وضعت لها تخما لا تتعداه. لا ترجع لتغطي الارض
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界 限 、 使 水 不 能 過 去 、 不 再 轉 回 遮 蓋 地 面
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界限 、 使 水 不 能 過去 、 不 再 轉 回 遮蓋 地面
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Anda memasangnya di halaman depan blog Anda.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Ati pus-o pe prima pagina a blogurilor.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Bạn viết nó trên trang đầu của blog bạn.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Ihr habt es auf die Startseite eurer Blogs gesetzt.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Je hebt het op de eerste pagina van je blog gezet.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.그래서 당신은 그걸 블로그 메인에 올렸지.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.L'avete messo in prima pagina sul vostro blog.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Lo pusiste en la página principal de tu blog.
Blogunuzun ana sayfasına koydunuz.Még a blogjuk főoldalára is kitették.