Ana içeriğe geç
Sözlük

koy ile cümle

koy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendini onun yerine koymaya çalış.Try to put yourself in his shoes.
Koyu bir fincan kahve uyanık kalmama yardım eder.A strong cup of coffee helps me wake up.
Bana karşı koyma.Don't resist me.
Kim yatağıma bir kurbağa koydu?Who put a frog in my bed?
Biri onun içkisine bir şey koydu.Someone put something in her drink.
Bir aslanın yelesi daha koyu olsa dişileri için daha çekici olur.The darker the mane of a lion is, the more attractive to females it is.
Sandalyeleri arka arkaya koydun.You arranged the chairs in a row.
Köyümüzün önünden nehir geçiyor.The river flows in front of our village.
Onun sıkıntılarını bir kenara koyman daha iyi olurdu.It would be better to put his troubles aside.
Beni aptal yerine mi koyuyorsun?Do you take me for an idiot?
O hep yaptığı gibi, anahtarı masanın üzerine koydu.He put the key on the desk, as he always does.
Seçimler için adaylığını koymayı düşünmelisin.You should consider running for office.
Adaylığını koymayı düşünmelisin.You should consider running for office.
İnşallah köpeklerine Cookie adını koymazlar.I hope they don't name their dog Cookie.
Onu buzdolabına koy.Put it in the freezer.
Ben küçük bir köyde yaşarım.I live in a small village.
Köyümüzdeki tüm yaşlı erkeklerin uzun sakalları var.All the old men in our village have long beards.
Tom Mary'nin parmağına bir bandaj koydu.Tom put a bandage on Mary's finger.
Tom pencerelerin üzerine kontrplak koydu.Tom put plywood over the windows.
Sırt çantanı yere koy.Put down your backpack.
Bu köydeki insanların şebeke suyu yok.People in this village have no running water.
Askerler köyü kuşattı.The soldiers surrounded the village.
Bazı çiftçiler koyunlarını vahşi köpeklerden korumak için eşekleri kullanıyorlar.Some farmers are using donkeys to protect their sheep from wild dogs.
O, köylü değil.He is not provincial.
O eski köyde asla hiçbir şey olmaz.Nothing ever happens in that old village.
Tom'un şapkayı önüne koyup kendisiyle yüzleşmesi lazım.Tom needs to take a long, hard look at himself.
Tom seni aptal yerine koymuş olabilir ama beni aptal yerine koymayacak.Tom might've fooled you, but he won't fool me.
Tom'a anahtarlarını nereye koyduğunu sor.Ask Tom where he put his keys.
İlerleme kaydetmek için faaliyetlerini organize et, sıraya koy, düzenle.Get your act together.
Koyun meler.The sheep bleats.
Bunu öyle koyalım!Let's put it like that!
O, örümceği bir teraryuma koydu.He put the spider in a terrarium.
Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever.
Bu çevredeki koyoteler çok zeki değildirler.The coyotes in this neighborhood aren't very clever.
Köyden okumak için ayrıldı.He left the village in order to study.
Mary'nin uzun koyu renk saçları ve koyu renk gözleri var.Mary has long dark hair and dark eyes.
Garson masaya beyaz bir masa örtüsü koydu.The waitress put a white tablecloth on the table.
Bir zamanlar yaşlı bir adam ve karısı küçük bir köyde birlikte yaşarmış.Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village.
"Unu ölçüyle mi koyayım?" "İstersen göz kararı da koyabilirsin.""Should I measure the flour out?" "You can eyeball it if you want."
O kitabı bulduğun yere geri koy.Put that book back where you found it.
Çay içerken kırmızı ( koyu kırmızı; kıpkırmızı) patates yemeyi severim.I eat red potatoes while drinking tea.
Biz bu köyde yaşayıp Kadazan dilini öğrenmek istiyoruz.We would like to live in this village and study the Kadazan language.
Kitabımı nereye koydun?Where did you put my book?
Kitabına macun koyan kişi ben değilim.I am not the one who put paste on your book.
O bisküviyi kutuya geri koy!Put that cookie back in the box!
Sivrisinekler koyu giysiler giyen insanlar için daha çekici görünmektedir.Mosquitoes seem to be more attracted to people wearing dark clothes.
Bombayı koyan kişi yakalanmadı.The person who planted the bomb hasn't been caught.
Tom bakkaliye çantasını masaya koydu.Tom put the bag of groceries on the kitchen table.
Tom saatini çıkardı ve masanın üzerine koydu.Tom took his watch off and laid it on the table.
Tom notlarını evrak çantasına geri koydu.Tom put his notes back into his briefcase.
Kendini Tom'un yerine koymaya çalış.Try to put yourself in Tom's shoes.
Tom nadiren koyu renkler giyer.Tom rarely wears dark colors.
Tom cümleyi Tatoeba'ya koymadan önce bir yerli konuşurdan tavsiye istedi.Tom sought advice from a native speaker before putting the sentence on Tatoeba.
Tom her zaman koyu elbiseler giyer.Tom always wears dark clothes.
Oyuncaklarını kutuya geri koy.Put your toys back in the box.
Oyuncaklarını kutuya geri koy ve sonra kutuyu rafa koy.Put your toys back into the box and then put the box on the shelf.
Onun köyü sınırın hemen karşısında yer almaktadır.His village is just across the border.
Onun köyü sadece sınırın üzerinde.His village is just over the border.
Sol bacağına biraz buz koy.Put some ice on your left leg.
Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.Put some ice on your ankle to keep the swelling down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod