O ellerini kalçalarına koydu.She placed her hands on her hips.
Tom'un anahtarlarını nereye koyduğunu biliyor musun?Do you know where Tom put his keys?
Tom koyu mavi bir takım elbise giydi.Tom wore a dark blue suit.
Tom koyu kahverengi ayakkabı giyiyordu.Tom was wearing dark brown shoes.
Tom koyu kahverengi bir ceket istiyor.Tom wants a dark brown coat.
Tom dışarıda park etmiş koyu mavi bir araba fark etti.Tom noticed a dark blue car parked outside.
Kahveni hâlâ koyu mu içiyorsun?Do you still drink your coffee black?
Bütün erkekler koyu renk takım elbise ve beyaz gömlek giyiyorlardı.All the men were wearing dark suits and white shirts.
Tom'un koyu kahverengi saçları var.Tom has dark brown hair.
Biri senin arabanın altına bir bomba koydu.Someone planted a bomb under your car.
Elimi Tom'un omzuna koydum.I put my hand on Tom's shoulder.
Tom biraz müzik koydu.Tom put on some music.
Sanırım Tom'un anahtarlarını nereye koyduğunu bilmiyorum.I think I know where Tom put his keys.
Tom, Mary'nin sandalyesine bir yumurta koymanın eğlenceli olacağını düşündü.Tom thought it would be funny to put an egg on Mary's chair.
Neden Tom'u bir akıl hastanesine koydular?Why did they put Tom in a nuthouse?
Tom her çöreğe bir çilek koydu.Tom put one strawberry on each cupcake.
Tom çikolataya bir çilek daldırdı ve sonra onu ağzına koydu.Tom dipped a strawberry in chocolate and then put it in his mouth.
Tom içkisine bir şey koyduğu için Mary'yi suçladı.Tom accused Mary of putting something in his drink.
Bana bunu nereye koyacağımı söyle.Tell me where to put this.
Lütfen bana bunu nereye koyacağımı söyle.Please tell me where to put this.
Bana araba anahtarlarımı nereye koyduğunu söyle.Tell me where you put my car keys.
Bunu nereye koyacağımı bana söyleyebilir misin?Can you tell me where to put this?
Tom'a valizini nereye koyacağını söyledim.I told Tom where to put his suitcase.
Tom bize valizlerimizi nereye koyacağımızı söyledi.Tom told us where to put our suitcases.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu sana söyledi mi?Did Tom tell you where he put his keys?
Tom'a eşyasını nereye koyacağını söyledin mi?Have you told Tom where to put his stuff?
Şemsiyemi nereye koyacağımı bana söyleyebilir misin?Can you tell me where to put my umbrella?
Bana ceketimi nereye koyabileceğimi söyleyebilir misin?Could you tell me where I can put my coat?
Tom'a valizlerini nereye koymasını söyledin?Where did you tell Tom to put his suitcases?
Bana sadece bu kutuyu nereye koymamı istediğini söyle.Just tell me where you want me to put this box.
O, Avusturya'da küçük bir Alp köyünde yaşıyor.He lives in a small Alpine village in Austria.
Tom'un yerine koyacak birini bulmanın o kadar zor olmayacağını onlara söyledim.I told them it wouldn't be that hard to find someone to replace Tom.
Tom kolunu Mary'ye koydu ve onu yanağından öptü.Tom put his arm around Mary and kissed her cheek.
Onu kutuya koyuyorum.I put it in the box.
Bu gizemli felaket tüm köyü perişan etti.This mysterious catastrophe dismayed the whole village.
Mary parmağını dudaklarıma koydu.Mary put her finger on my lips.
Denize yakın bir köy vardı.There was a village near the sea.
Tom arabaya çadır koymayı unutarak kamp gezimizi mahvetti.Tom ruined our camping trip by forgetting to put the tent in the car.
Onu bir yere koydun mu?Did you put it somewhere?
Anahtarlarımı nereye koydum?Where did I put my keys?
Tom gazeteyi katlayıp kolunun altında koydu.Tom folded the newspaper and put it under his arm.
Lütfen bunu güvenli bir yere koy.Please put this in a safe place.
Çiftçinin koyunlarından birkaçı, yabani köpekler tarafından öldürülmüştü.The farmer had several of his sheep killed by feral dogs.
O, kralın başına bir taç koydu.He put a crown on the king's head.
Bagajım kayboldu ya da onlar onu başka bir uçağa koydular.My luggage has been lost or else they have put it on another airplane.
Takılarımı koymak için güzel bir ahşap kutum var.I have a pretty wooden box to keep my jewelry in.
Muhteşem kazaklar, Fransız koyunlarının yününden yapılmış.Magnificent sweaters are made from the wool of French sheep.
Eşyalarınızı yemek odası masasına koymayın.Don't put your belongings on the dining-room table.
Bu küçük köyde huzur buldum.I found peace in this little village.
Cüzdanını cebine koydu.He put his wallet in his pocket.
Alplerdeki köyler resmedilmeye değerdir.The villages in the Alps are very picturesque.
Bizim köy okulumuzda bir Almanca öğretmeni yoktu.There wasn't a German teacher in our village school.
Köydeki okulumuzda hiç Almanca öğretmeni yoktu.In our village school, there was no German language instructor.
Renkleri biraz koyulaştırmalısın.You should darken the colours a little.
Ayakkabıların ıslak. Onları ateşin yakınına koyun.Your shoes are wet. Put them near the fire.
Anahtarını nereye koydun?Where did you put your key?
Onları masanın üzerine koy.Put them on the table.
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
O, Tahran yakınlarındaki bir köyde doğdu.He was born in a village near Teheran.
Tom Mary'nin içeceğine bir şey koydu.Tom put something in Mary's drink.