kot ile cümle

kot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un hiç kötü alışkanlıkları yok.Tom doesn't have any bad habits.
İnsanların kot giydiğini gördüm.I saw people wearing jeans.
Tom, olanlar hakkında gerçekten kötü hissetti.Tom felt really bad about what had happened.
Kötü bir şans yaşıyorum.I've been having some bad luck.
Ben de kötü biz zaman geçirmedim.I didn't have a bad time either.
Kötü ruhların hikayelerine inanmadım.I didn't believe the tales of evil spirits.
Tom, insanların onun hakkında kötü şeyler söyleyeceğini biliyordu.Tom knew that people were going to say bad things about him.
Benim de hukuk okumamış olmam çok kötü.It's too bad I didn't study law either.
Maalesef kötü haberlerim var.Unfortunately, I have bad news.
Kötü bir muhasebeciyi işe aldım.I hired a bad accountant.
Kötü bir muhasebeci tuttum.I hired a bad accountant.
Petrol sızıntıları çevre için kötüdür.Oil spills are bad for the environment.
Tom her zaman kötü bir ruh hali içinde gibi görünüyor.Tom always seems to be in a bad mood.
Artık bu kot pantolona sığmam.I don't fit in these jeans anymore.
Kötü bir esnaf aletlerini suçlar.A bad tradesman blames his tools.
Bunun iyi ya da kötü olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if it's good or bad.
Tom ve Mary kötü bir tartışma yaptı.Tom and Mary had a nasty argument.
Bence bu çok tehlikeli ve genelde kötü bir fikir.I think this is very dangerous, and in general, a bad idea.
Tom'un kötü bir çocuk olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is a bad boy.
Kötü bir şey olmasını istemiyorum.I don't want anything bad to happen.
Tom ve Mary kötü bir ayrılma yaşadı.Tom and Mary had an ugly divorce.
Kötü bir şey olacağını biliyordum.I knew something bad was about to happen.
Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all.
Bu, dünyadaki en kötü şeydir.This is the worst thing in the world.
Şartlar gittikçe kötüleşmeye devam ediyor.Things keep getting worse and worse.
Saldırı kötü bir şekilde koordine edildi.The assault was poorly coordinated.
Daha kötü bir şey düşünemiyordum.I couldn't imagine anything worse.
Ondan sonra kendimi çok kötü hissetmedim.I didn't feel too bad after that.
Kendimi hep duygusal olarak kötüye kullanılmış hissettim.I always felt emotionally abused.
Kötü hükümet kötü hükümettir.Bad government is bad government.
Kesinlikle daha kötüsünü yapamazdın.You certainly couldn't do worse.
Tom en kötüsünün bittiğini düşünüyordu.Tom thought that the worst was over.
Tom kendisini en kötüsü için hazırladı.Tom prepared himself for the worst.
Dün gece özellikle kötüydü.Last night was particularly bad.
Bunun kötü bir haber olduğunu söylemezdim.I wouldn't say this is bad news.
Her zaman kendi en kötü düşmanım oldum.I was always my own worst enemy.
Ben sadece kötüye gidiyor olduğunu görebiliyorum.I can only see it getting worse.
Ne kadar kötü haber getirdin?What bad news have you brought?
Bazı iyi ineklerin kötü buzağıları vardır.Some good cows have bad calves.
Deflasyon hemen hemen her zaman kötüdür.Deflation is almost always bad.
Mavi kotlar da kabul edilebilir.Blue jeans are also acceptable.
Ekonomi giderek kötüleşti.The economy steadily worsened.
Tom çok kötü bir soğuk algınlığına yakalandı.Tom has caught a terrible cold.
Bazıları oldukça kötü biçimde yanmıştı.Some were pretty badly burned.
İyi ve kötü haberlerim var.I have good news and bad news.
Daha kötü hissedersen beni ara.Call me if you feel any worse?
Burada kötü bir şansımız vardı.We've had some bad luck here.
Karışıklık daha da kötüleşti.The confusion only got worse.
Tom tamamen kötümser değildir.Tom isn't totally pessimistic.
En kötü kabusum gerçek oldu.My worst nightmare came true.
Özellikle ne kötü görünüyor?What specifically looks bad?
Tom'a yalan söylediğim için kendimi kötü hissediyorum.I feel bad about lying to Tom.
Lütfen kötü Fransızcamı bağışlayın.Please excuse my bad French.
Sadece kötü bir karar verdim.I just made a poor decision.
O konuda kendimi bütün gün kötü hissettim.I felt bad about it all day.
O konuda kendimi kötü hissetmiyorum.I don't feel bad about that.
Notlar, gerekli bir kötülüktür.Grades are a necessary evil.
Çok kötü görünmüyorsun.You're not too bad-looking.
Tom durumu kötüleştirdi.Tom aggravated the situation.
Kötü koku bayıltıyor.The stench is overpowering.

İlgili Sayfalar