Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Men nogen av dem sa: kunde ikke han som har åpnet den blindes øine, også ha gjort at denne ikke var død?
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Men nogle af dem sagde: "Kunde ikke han, som åbnede den blindes Øjne, have gjort, at også denne ikke var død?"
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Şi unii din ei au zis: ,,El, care a deschis ochii orbului, nu putea face ca nici omul acesta să nu moară?``
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.А некоторые из них сказали: не мог ли Сей, отверзший очи слепому, сделать, чтобы и этот не умер?
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Деякі ж з них казали: Чи не міг Сей, що відкрив очі слїпому, зробити, щоб і він не вмер ?
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.ומקצתם אמרו הפקח עיני העור הלא יכל לעשות שגם זה לא ימות׃
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.وقال بعض منهم ألم يقدر هذا الذي فتح عيني الاعمى ان يجعل هذا ايضا لا يموت
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.其 中 有 人 說 、 他 既 然 開 了 瞎 子 的 眼 睛 、 豈 不 能 叫 這 人 不 死 麼
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.其中 有 人 說 、 他 既然 開 了 瞎子 的 眼睛 、 豈 不 能 叫 這人 不死麼
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir.그러나 보호구역인 해양은 바로 지금까지는 평평하지만,
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Ale chránená morská oblasť je v podstate rovná čiara až doteraz - zdá sa, že začína stúpať nahor.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Ale oblast chráněného oceánu je víceméně přímá čára až přibližně do teď, kdy zdánlivě stoupá.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Az óceán védett területei azonban gyakorlatilag egy lapos vonal egészen mostanáig.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Dar zona protejată a oceanului este de fapt o linie plată cel puţin până acum -- când pare s-o ia în sus.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Die Meeresschutzgebiete haben jedoch eine Stagnation erfahren, aber offensichtlich tut sich da jetzt was.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Namun daerah lautan yang dilindungi pada dasarnya tidak berubah hingga sekarang -- tampaknya kini mulai naik.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Nhưng diện tích đại dương được bảo vệ về cơ bản là đường thẳng cho đến tầm này - nó đang có vẻ đi lên.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir. Şimdiye kadar--bu artıyor gibi görünüyor.Но океанската защитена зона е на практика права линия, до сега -- изглежда, че се покачва.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir.Но количество охраняемых территорий в мировом океане - это, по сути, горизонтальная прямая.
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir.אבל אזורי האוקינוס המוגנים הם למעשה קו שטוח
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir.و لكن المناطق المحمية من المحيط مازالت خطاً مستقيماً
Ama okyanus korunan bölge... ...temel olarak düz çizgidir.基本的には変化なしです 現在わずかに増加しているかもしれません
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.Én inkább megkérdőjelezni szeretném azok állítását, akik szerint több kezeléssel a prevenció megoldható.
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.하지만 제가 이의를 제기하고 싶은 대상은 치료를 늘리는 것만으로도 충분한 예방이라고 생각하는 사람들이에요.
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.Men vad jag gör är att ifrågasätta de människor som säger att mer behandling är allt förebyggande vi behöver.
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.Nhưng cái ta đang làm là nghi ngờ những người nói rằng điều trị nhiều hơn là tất cả biện pháp phòng trừ ta cần
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.Но това, което правя тук, е да оспоря онези, които казват, че единственото, което ни трябва, е повече лечение.
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.ولكني هنا اطرح الفكرة التي تنص على ان الذي نحتاجه الان هو علاجٌ اكثر لكي نحصل على الوقاية التي نريد ..
Ama yapmaya çalıştığım, ihtiyacımız olan tek korunma, daha fazla tedavidir diyen insanları sorgulamak.十分な予防になると言う人に 疑問をなげかけているのです これは正しいとは言い切れません
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.Ja zdecydowałem się fotografować inwazję z Bagdadu.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.저는 미국 군대가 매우 잘 보호되고 있다는걸 알았고 거기서 바그다드 내부로 침투하는 과정을 취재하기로 마음먹었습니다.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.הבנתי שחיילי ארה"ב יזכו לסיקור טוב מאד, ולכן החלטתי לסקר את הפלישה מתוך בגדד.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.أدركت بأن القوات الأمريكية ستكون مغطاة بشكل جيد، لذا فقد قررت تغطية الغزو من داخل بغداد.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.そこで私は侵攻をバグダッド内部から取材しようと決めました
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Azonban, továbbra is jelentős hiányosságok jelentkeznek a tengeri és parti területek védelme terén.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Continuam, no entanto, a existir lacunas substanciais na protecção das zonas marinhas e costeiras.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Der er dog fortsat væsentlige mangler i besky. elsen af hav- og kystområderne.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Det finns dock avsevärda brister i skyddet för marina och kustnära områden.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Er bestaan echter nog steeds grote leemtes in de bescherming van maritieme en kustgebieden.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Es bestehen aber noch immer erhebliche Lücken im Schutz von Meeres- und Küstenbereichen.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Jednak istnieją nadal znaczne luki w systemie ochrony obszarów morskich i nadbrzeżnych.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Meri- ja rannikkoalueiden suojelussa on kuitenkin edelleen huoma avia puu eita.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Pri ochrane morských a pobrežných oblastí však zostávajú rozsiahle medzery.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Sin embargo, siguen existiendo lagunas importantes en cuanto a su protección.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Toutefois, il subsiste des lacunes considérables dans la protection des zones marines et côtières.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Vendar pa ostaja velik prepad med zaščito morskih in obalnih območij .
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.V ochraně mořských a pobřežních oblastí však nadále zůstává značná mezera.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Εντούτοις, εξακολουθούν να υφίστανται σημαντικά κενά στην προστασία των θαλάσσιων και παράκτιων περιοχών.
Ancak, deniz ve kıyı alanlarının korunmasında önemli boşluklar vardır.Въпреки това, остават значителни пропуски в защитата на морските и крайбрежни райони.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Antarktický led žhne světlem tak oslňujícím, že oslepuje nechráněné oči.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Antarktiksen jää hehkuu niin häikäisevää valoa, että se sokaisee suojaamattoman silmän.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Băng ở Nam Cực phát ra một ánh sáng chói lọi tới mức có thể làm mù mắt ai không đeo kính bảo hộ.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Das Eis der Antarktis leuchtet mit einem derart grellem Licht, dass es das ungeschützte Auge blendet.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.El hielo antártico brilla con una luz tan deslumbrante que ciega los ojos sin protección.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Es Antartika bersinar sangat menyilaukan dan dapat membutakan mata tanpa perlindungan.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Gheaţa din Antarctica străluceşte cu o lumină atât de orbitoare, încât orbeşte ochiul neprotejat.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Het ijs van Antarctica gloeit met een licht waar je duizelig van wordt, het verblindt het onbeschermde oog.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Il ghiaccio dell'Antartide brilla di una luce così abbagliante che acceca gli occhi non protetti.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.남극의 얼음은 굉장히 눈부실 정도로 빛나기 때문에 보안경 없이는 시력을 잃을 수도 있습니다.
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.Ľady Antarktídy žiaria tak oslňujúcim svetlom, že oslepia nechránené oko.