Bugün tehlike altında bulunan türlerin korunması amacıyla ada da koruma altına alınmıştır.Danmark er forpligtet til at beskytte arten, hvor den findes.
Manastır kütüphanesinde Codex 1092 adı altında korunmaktadır.Jugrerne omtales i Nestorkrøniken 1092.
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.2) Listeforgyldning og -forsølvning.
O anki sınırlar korunuldu ve Macaristan yine de Osmanlı hakimiyeti altında kaldı.Ungarn blev erobret af de osmanniske tropper, og Steiermark blev grænseland mod det Osmanniske Rige.
Onun koruma statüsü, Dünya Korunma Birliği tarafından en az endişe verici olarak kategorize edilir.Hæren var den lavest prioriterede af udestyrkens værn.
Smith’in kendi koleksiyonu da Dernek tarafından korunmaktadır.Selv sangens titel blev holdt skjult.
Bazı ihlâllerin işlendiğini kabul eden PYD, bunun sivillerin korunması için gerekli olduğunu savundu.Han forsvarede disse dreb som nødvendige for at sikre magten.
Yiyecekler, içecekler korunmalıdır.Her er det også servering av mat og drikke.
Havaalanı, Devamlı Destek Misyonu ve Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri (ANSF) tarafından korunmaktadır.Flyplassen drives av den Resolute Support Mission og de Afghanske nasjonale sikkerhetstyrker (ANSF).
Ruh ve ahirete dair inanç özellikle vücudun korunmasında yoğunlaşmıştı.Trosforestillingene om sjelen og etterlivet fokusert i stor grad på å preservere kroppen.
Hammerfest garnizonun da yaklaşık 4.000 mayın ve çok sayıda uçaksavar silahları ile korunmaktaydı.Garnisonen i Hammerfest ble også beskyttet av rundt 4 000 landminer og et stort antall anti-luftskyts.
Ancak Helenistik kültür, özellikle geçmişinin korunmasında bazı bölgelerde başarılı olmuştur.Likevel, i den del felter blomstret hellenistisk kultur, særlig i bevarelsen av fortiden.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.I tillegg er språket beskytta av den europeiske traktaten for vern av regionale minoritetsspråk.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Enhver har rett til å danne og gå inn i fagforeninger for å beskytte sine interesser.
Aynı zamanda daha iyi korunmuştur.Disse ble stadig bedre beskyttet.
Elyazması adını, yüzyıllar boyu korunmuş olduğu Kells manastırından almıştır.Manuskriptet har sitt navn fra klosteret Kells abbedi i Kells hvor boken ble oppbevart i århundrer.
İlk anatomi tiyatrosu 1594 yılında Padova Üniversitesinde inşa edilmiş olup halen de korunmaktadır.Verdens første anatomiske teater ble bygget i 1594 ved Universitetet i Padova.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.Kashmir ble erobret av muslimske styrker.
Yalnızca iyi ve güçlü kaleler ile korunan şehir ve manastırlar bu saldırılara karşı koyabildi.Bare befestede byer og klostre kunne motstå angrepene.
İmparatorluğun erken dönemlerinde cumhuriyetçi devlet yapısı görünüşte korundu.I tidlig keisertid ble den republikanske styreformen tilsynelatende opprettholdt.
Fakat bu gizliliğin ne derece korunduğu tartışılagelmiştir.Dette gir uttrykk for hvor sterkt de er beskyttet.
Avrupa Birliği'nde yaban hayatı, Natura 2000 programı uyarınca korunmaktadır.Store deler av øya er beskyttet under EU-programmet Natura 2000.
Hac ve tapınım, kendileri için bir korunma olarak kabul edilirdi.Han har hørt min bønn og gitt meg en sønn!»
Evi bir müze olarak korunmaktadır.Hans hus har blitt bevart som et museum.
McGonagall tarafından Hogwarts'ın korunması için yapmıştır.Han var ansatt av Gondorff for å passe på Hooker.
Büyük değerler yüksek öğrenim kalite standartlarini koruyarak korunur.Her benyttes datatypen real til å lagre fakultetverdier.
Dördüncü Hanedanlık'tan itibaren bazı iç organlar, özel toprak kavanozlarda korundu.Fra og med det fjerde dynasti ble noen deler av kroppen bevart adskilt i egne kanopiske krukker.
Draco'nun yasalarından korunan tek şey, eski yasanın cinayetle ilgili bölümleriydi.De eneste delene av Drakon lovtekst som Solon beholdt var lovene angående drap.
Aynı zamanda da, korunun alanında bulunan doğa eserleri başka hiçbir yerde bulunmamaktadırlar".I praksis faller stadig deler av menneskeheten utenfor».
Silah mürettebatı zırhlı koruyucular ile korunurlar.De ble der beskyttet av væpnede vakter.
Bu döneme ait en iyi korunmuş olan yollar Malta’dadır.De best bevarte levningene fra den tiden finnes i Pollentia.
Gaz maskesi, zehirli gazlardan korunmak amacıyla kullanılan kişisel aygıt.En gassmaske er en maske som brukes til å beskytte brukeren mot forurensing i lufta, samt giftige materialer.
Ancak bunlardan yedi tanesi korunabilmiştir.Syv av disse er aldersbestemte.
Katolik inancının statüsü tanınsa da inançlara tolerans korundu.De respekterte den katolske kirken, men viste også toleranse overfor andre trosretninger.
Lokomotif korunmuş olup bugün Londra'daki Science Museum'da gösterilmektedir.Dette flyet er bevart og står utstilt i London Science Museum.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.Det er derfor all grunn til å være skeptisk til slike «garantier».
Omurgalılarda beyin kafatası kemikleri tarafından korunmaktadır.I virveldyr som har kranier beskyttes hjernen av skallebeinet.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Bygningene er i seg selv godt bevart lokalhistorie.
Osmanlı toprak bütünlüğü korundu.Det osmanske rikets integritet garanteres.
Marmara Denizi'nde, denizaltılara karşı nakliye gemilerinin korunması için önlemler alındı.Det åpnet Antwerpen for shipping for de allierte.
Termessos kenti iyi korunmuş bir antik yerleşmedir.Alexandria har en stor og vel bevart gamleby.
İshal korunmaya yardım eder.Isøks kan være til hjelp.
İstenirse yeni kanallar eklendiğinde mevcut kanal sıralamanız korunabilmektedir.I påvente av eventuelle alternativer, øker etterspørselen etter å benytte kanalen.
Bölgede koruma altında doğal parklar ve kuş korunakları bulunur.I kommunen finnes Tautra og Svaet naturreservat og fuglefredningsområde.
Aşağıdaki gibi momentumun korunumu denklemi diferansiyel şeklidir.Minuend minus subtrahend er lik differanse.
Momentumun korunumundan dolayı zaman ile değişmez.Det skjer ingen gjennomgripende endringer i løpet av livsløpet.
Mavi alakargalar genellikle bu sesleri şahinlerden korunmak için çıkartırlar.Spillerne bærer vanligvis skinnvotter for å beskytte hendene.
Böylece Narsil korundu.Vi som inntok Narvik.
Ancak saldırıdan kalan bazı mermi izleri korunmuş olup günümüzde görülebilmektedir.Rester etter disse våpnene kan beskues ennå i dag.
Üç köprü kulesi tarafından korunur.Kjernetårnet er omkranset av tre andre tårn.
Silah mürettebatı zırhlı koruyucular ile korunurlar.Bu silah İran ve Romanya'da kullanılmıştır.Skjerfet brukes hovedsakelig av arabiske menn, men brukes også av kurdere, i Tyrkia og Iran.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Sel darah putihnya seharusnya membantu pertahanan tubuh dengan memerangi ancaman, seperti infeksi.)
Korunmaya muhtaçtır.Yang bermakna melindungi.
Sekiz ilin tüm isimleri halen bir şekilde ya da başka bir yerde korunmaktadır.Nama-nama dari delapan provinsi masih dipertahankan sampai saat ini, dalam satu bentuk atau lain.
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri.Pusat Kontrol dan Prevensi Penyakit.
1973 yılından bu yana, Anıt Koruma Yasası ile korunmaktadır.Sejak tahun 1973, bangunan ini dilindungi oleh Undang-Undang perlindungan monumen.
Eski kilisenin orijinal görünümünü ve iç dekorasyonunu son derece iyi bir şekilde korunmuştur. ^Gereja tua tetap mempertahankan penampilan asli dan dekorasi interiornya dengan sangat baik.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Satu-satunya cara efektif untuk mencegah pilek adalah dengan mencegah penularan virus secara fisik.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Namun, dia hanya akan terlindung dari tiga jenis virus lainnya dalam waktu singkat.
Yine de bir yıl kadar daha beslenme ve yırtıcılardan korunma için annesinin korunmasına ihtiyacı olur.Sang anak masih memerlukan nutrisi dan perlindungan dari ibunya selama paling tidak satu tahun berikutnya.