Bulla işe yaramış ve ağabeyini korumuştu.Булла сработала.
Bulla işe yaramış ve ağabeyini korumuştu.הבולה פעל את פעולתו. הוא הגן עליו.
Bulla işe yaramış ve ağabeyini korumuştu.فقد قامت القلادة بمهمتها وقامت بحمايته.
Bunun bileşimi, bunun güzelliği, şekli, ve buna dahil olmuş hikayeler, aynı zamanda içindekini korumuş olması.이 저글링은 그에 얽힌 이야기, 모양, 아름다움들의 조합입니다 그것은 안의 내용물을 보호하기도 하죠
Bunun bileşimi, bunun güzelliği, şekli, ve buna dahil olmuş hikayeler, aynı zamanda içindekini korumuş olması.זה השילוב של זה, היופי של זה, הצורה, והסיפורים שהיו מעורבים בזה, כמו גם העובדה שהם הגנו על התכולה,
Bunun bileşimi, bunun güzelliği, şekli, ve buna dahil olmuş hikayeler, aynı zamanda içindekini korumuş olması.انها مزيح من ذلك في جمالها وشكلها وبكل القصص المرتبطة بها فضلاَ عن حقيقة انها تحمي محتوياتها
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Environmentálne politiky ovplyvňujú predovšetkým výrobné procesy a chránia ľudské zdravie.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Het milieubeleid heeft voornamelijk invloed gehad op productieprocessen en de menselijke gezondheid beschermd.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Politicile de mediu au o influenţă primară în procesele de producţie şi în protecţia sănătăţii umane.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Politiky v oblasti životního prostředí doposud především ovlivňovaly výrobní procesy a chránily lidské zdraví.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Polityka ekologiczna wpłynęła przede wszystkim na procesy produkcyjne i ochronę zdrowia ludzi.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Posvečanje takšnim gručam je lahko dobra priložnost za stroškovno učinkovitejše odzive.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Umweltpolitik hat in erster Linie Produktionsprozesse beeinflusst und die menschliche Gesundheit geschützt.
Çevre politikaları, öncelikle üretim süreçlerini etkilemiş ve insan sağlığını korumuştur.Ympäristöpolitiikat ovat ensisijaisesti vaikuttaneet tuotantoprosesseihin ja suojelleet ihmisten terveyttä.
Çok fazla krater yok. Ve bir de su, havzayı asteroid ve meteorlardan korumuş.Nie ma wielu kraterów, bo woda chroniła basen przed uderzeniami asteroid i meteorytów.
Çok fazla krater yok. Ve bir de su, havzayı asteroid ve meteorlardan korumuş.Nincs túl sok kráter errefelé, mert a víz megvédte a medencét a becsapódó aszteroidáktól és meteoroktól.
Çok fazla krater yok. Ve bir de su, havzayı asteroid ve meteorlardan korumuş.Non ci sono molti crateri, poiché l'acqua ha protetto il bacino dall'impatto di asteroidi e meteoriti.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.A questo punto possiamo inserire le cellule nel fegato conservando le ramificazioni dei vasi sanguigni.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Chúng tôi sẽ phủ đầy khung xương này với tế bào, mà vẫn bảo vệ những mạch máu.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Depois, podemos impregnar o fígado com células, preservando a árvore de vasos sanguíneos.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.En dan kunnen we die lever weer laten volgroeien met cellen, en zo de bloedvatenboom behouden.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.그런 다음 이 간에 세포를 재주입할 수 있습니다. 전체 혈관 구조를 그대로 유지하면서 말입니다.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Możemy wtedy zapełnić ją ponownie innymi komórkami, zachowując naturalne naczynia krwionośne.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Pak můžeme zalít játra novými buňkami, zachovajíc cévní systém.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Şi apoi putem re-îmbiba ficatul cu celule, păstrând arborescenţa vaselor sanguine.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Wir perfundieren die Leber dann wieder mit Zellen, und erhalten damit den Gefäßverlauf.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Y entonces podemos volver a inundar el hígado de células preservando el árbol de vasos sanguíneos.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Και έπειτα μπορούμε να διαποτίσουμε ξανά το ήπαρ με κύτταρα, διατηρώντας το αγγειακό δένδρο.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Затем мы можем сделать перфузию печени клетками, сохранив дерево кровеносных сосудов.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.И тогава може отново да запълним черния дроб с клетки, запазвайки разклоненията на кръвоносните съдове.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.ואז ניתן להזליף עליו תאים תוך שימור של עץ כלי הדם.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.بعد ذلك نقوم بإعادة ملء الكبد بالخلايا، محافظين على تفرعات الأوعية الدموية.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.再び細胞で埋めます 最初 患者自身の血管細胞を
Denklemin iki tarafına da -her zaman yapabileceğimiz gibi- aynı miktarı ekleyerek denkliği korumuş oluyoruz. -Dodajemy taką samą wartość do obu stron równania, co zawsze możemy zrobić mając równanie.
Denklemin iki tarafına da -her zaman yapabileceğimiz gibi- aynı miktarı ekleyerek denkliği korumuş oluyoruz. -즉, 양변에 같은 양을 더한것이고, 이는 어느 공식에서나 가능합니다.
Denklemin iki tarafına da -her zaman yapabileceğimiz gibi- aynı miktarı ekleyerek denkliği korumuş oluyoruz. -Pro zachování rovnosti provádím stejnou operaci na obou stranách rovnice.
Denklemin iki tarafına da -her zaman yapabileceğimiz gibi- aynı miktarı ekleyerek denkliği korumuş oluyoruz. -Vi lægger den samme mængde til på begge sider, og det må vi altid gøre i en ligning.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Als je dat doet kan je natuurlijk ook je tuin beschermen.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Bien sûr, si on fait ça, on peut aussi protéger les arrières-cours.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Claro que, se o fizermos, também podemos proteger o nosso quintal.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Desigur, dacă faci asta, ai putea, de asemenea, să îţi protejezi curtea.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.E inoltre, se ci riusciamo potremmo anche proteggere il nostro giardino.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Klar, wenn man das macht, dann könnte man natürlich auch seinen Garten schützen.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.당연하게도, 그게 가능하다면 당신은 뒷마당도 지킬 수 있습니다.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Por supuesto, si haces eso, también podrías proteger tu patio trasero.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Tất nhiên, nếu làm điều đó, bạn cũng có thể bảo sân sau nhà mình.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Természetesen, ha megcsinálod, megvédheted a kertedet is.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Φυσικά, αν κάνετε αυτό, θα μπορούσατε επίσης να προστατεύσετε την αυλή σας.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Конечно, в этом случае можно защитить и свой двор.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.Разбира се, ако направите това, вие също може да защитите вашия двор.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.כמובן, אם אתה עושה את זה, אתה יכול גם להגן על החצר האחורית שלך.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.و بالطبع لو فعلت ذلك يمكنك أيضا حماية حديقتك الخلفية.
Elbette, eğer bunu başarırsanız kendi arka bahçenizi de korumuş oluyorsunuz.自宅の裏庭を守ることもできます 自然食品会社に売る作物を
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Au final, tu l'as protégée.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Végül te védted meg őt.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Στο τέλος, εσύ... την προστάτευσες.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun....في الحقيقة انت تحميها
Patates ve domates gibi bazıları kasti olarak getirilmiş olup, şimdiye değin ekonomik önemini korumuştur.Initiala beräkningar ger vid handen att motsvarande kostnad i Europa ligger på över 10 miljarder euro per år.
Patates ve domates gibi bazıları kasti olarak getirilmiş olup, şimdiye değin ekonomik önemini korumuştur.Nogle arter som kartoffel og tomat blev indført bevidst og har stadig økonomisk betydning den dag i dag.
Patates ve domates gibi bazıları kasti olarak getirilmiş olup, şimdiye değin ekonomik önemini korumuştur.Η διαδρομή αυτή αποτελεί και σήμερα την κυριότερη πηγή προσβολής.