Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.De oude verlegenheid was angst voor afwijzing.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Die alte Schüchternheit war eine Angst vor Zurückweisung.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Gamla tiders blyghet var en rädsla för att få nej.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.과거 수줍음은 거절에 대한 두려움이었습니다.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La antigua timidez era miedo al rechazo.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La vecchia timidezza era la paura del rifiuto.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La vieille timidité était une peur du rejet.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Rasa malu yang lama adalah takut ditolak.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Stará hanblivosť bola strachom z odmietnutia.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Stara nieśmiałość polegała na strachu przed odrzuceniem.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Vechea timiditate era o teamă de respingere.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Η παλιά συστολή ήταν ο φόβος της απόρριψης.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Колись сором'язливість була страхом неприйняття у колектив.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Ранее стеснительность была страхом отвержения.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Старата срамежливост беше страх от отхвърляне.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.הביישנות הישנה היתה פחד מדחיה.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.الخجل السابق كان خوفا من الرفض.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.見知らぬ土地にいるようです
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Az éneklõmesternek; Dávid zsoltára.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Een psalm van David voor de koordirigent.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.För sångmästaren; en psalm av David.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Hỡi Ðức Chúa Trời, xin hãy nghe tiếng than thở tôi, Gìn giữ mạng sống tôi khỏi sợ kẻ thù nghịch.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Hỡi_Ðức_Chúa_Trời , xin hãy nghe tiếng than_thở tôi , Gìn_giữ mạng sống tôi khỏi sợ kẻ thù_nghịch .
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.하나님이여 나의 근심하는 소리를 들으시고 원수의 두려움에서 나의 생명을 보존하소서
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Náčelníkovi speváckeho sboru. Žalm Dávidov.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Přednímu z kantorů, žalm Davidův.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.(Przedniejszemu śpiewakowi psalm Dawidowy.)
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Salmo. Di Davide. Al maestro del coro
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Til Korherren. Salme af David Hør, o Gud, min røst, når jeg klager, skærm mit Liv mod den rædsomme Fjende;
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Til sangmesteren; en salme av David.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Veisuunjohtajalle; Daavidin virsi.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.למנצח מזמור לדוד שמע אלהים קולי בשיחי מפחד אויב תצר חיי׃
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.لامام المغنين. مزمور لداود. استمع يا الله صوتي في شكواي. من خوف العدو احفظ حياتي.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.〔 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 。 〕 神 阿 、 我 哀 歎 的 時 候 、 求 你 聽 我 的 聲 音 . 求 你 保 護 我 的 性 命 、 不 受 仇 敵 的 驚 恐
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.〔 大衛 的 詩 、 交與 伶長 。 〕 神阿 、 我 哀歎 的 時候 、 求 你 聽 我 的 聲音 . 求你 保 護 我 的 性命 、 不 受 仇敵 的 驚恐
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Ar trebui să clarific, nu încurajez eşecul, descurajez teama de eşec.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Debo ser muy clara, no estimulo el fracaso, desestimulo el temor al fracaso.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Én persze nyilvánvalóan nem a kudarcra bíztatok, hanem a kudarctól való félelem leküzdésére.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Eu tenho que ser clara. Não estou a encorajar o fracasso, estou a desencorajar o medo do fracasso.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Forse dovrei chiarire che non sto incoraggiando la sconfitta, sto scoraggiando la paura della sconfitta.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Ich möchte klarstellen, dass ich nicht zum Versagen animieren will, ich rate nur von der Angst zu Versagen ab.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.더 분명해지자면, 저는 실패를 장려하는 것은 아닙니다. 저는 실패에 대한 두려움을
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Là il me faut préciser, je n'encourage pas l'échec, je décourage
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Měla bych to objasnit, nenabádám vás k selhávání, ale odrazuji vás od strachu ze selhání.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Nu moet ik wel duidelijk zijn, ik moedig falen niet aan, maar ik wil de angst om te mislukken wegnemen.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Powinnam się jasno wyrażać, nie zachęcam do klęski, odradzam strach przed nią.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Сега трябва да бъда ясна, не окуражавам неуспеха, не окуражавам страха от неуспех.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Хочу уточнить, что я не призываю совершать ошибки, я призываю перестать их бояться.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.אני צריכה להיות ברורה, אני לא מעודדת כשלון, אני דוחה
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.عليّ أن أكون واضحة الآن، أنا لا اشجع الفشل، أنا في الواقع أحاول أن أحبط
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.私が勧めているのは 失敗することではなく 失敗への恐怖を なくすということです
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.A kígyókról beszéltünk. de a kígyókról és a kígyóiszonyról beszéltünk, mint fóbiáról.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Kita berbicara tentang ular. namun kita berbicara tentang ular dan fobia akan ular.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Ons gesprek ging over slangen. maar het ging over slangen en de fobische angst daarvoor.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Parlammo di serpenti. ma parlammo di serpenti e della fobia dei serpenti.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Rozmawialiśmy o wężach, strachu przed wężami na poziomie fobii.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Și am vorbit de șerpi. dar am vorbit de șerpi și de frica de șerpi ca fobie.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Wir sprachen über Schlangen. aber wir sprachen über Schlangen und Angst vor Schlangen als eine Phobie.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Y hablamos de serpientes. pero hablamos de serpientes, del miedo a las serpientes como fobia.
Ve neden bilmiyorum ama, yılanlardan bahsettik. Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.Μιλήσαμε για τα φίδια. αλλά μιλήσαμε για τα φίδια και το φόβο για τα φίδια ως μια φοβία.