O, köpeğin korkusundan giremedi.That boy could not enter for fear of the dog.
Kovulma korkusundan kimse işvereni ile çelişmeye cüret edemez.No one dares to contradict his employer for fear of being fired.
O, kapalı yerde kalma korkusundan muzdarip.She suffers from claustrophobia.
O alan korkusundan muzdarip.He suffers from agoraphobia.
Sevilen birini incitme korkusundan daha kötü bir hapishane yoktur.There is no worse prison than the fear of hurting a loved one.
Tom sahne korkusundan muzdarip.Tom suffers from stage fright.
Tom uçma korkusundan muzdarip.Tom suffers from aviophobia.
Tom uçuş korkusundan muzdarip.Tom suffers from aviophobia.
Tom uçak korkusundan muzdarip.Tom suffers from aviophobia.
Tom okul saldırısı korkusundan çocuklarına evde eğitim verdi.Tom's fear of school shootings caused him to homeschool his children.
Sasaniler, pusu korkusundan zorlu arazilerin ötesinde onları takip etmediler.The Persians did not pursue them beyond the rough terrain out of fear of an ambush.
Birçok tecavüz mağduru korkusundan ya da utançından bu konuda sessiz kaldığı düşünülüyor.Many rape victims were thought to have remained silent out of fear or shame.
Bu komünist korkusundan dolayı olmuştur.Americans were seized by a fear of communism.
Yılanlardan ve bir fobi olarak yılan korkusundan bahsettik.We talked about snakes and fear of snakes as a phobia.
Şimdi net olmalıyım, hataya teşvik etmiyorum, hata yapma korkusundan vazgeçirmeye çalışıyorum.Now I should be clear, I'm not encouraging failure, I'm discouraging fear of failure.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Hear my voice, O God, in my prayer: preserve my life from fear of the enemy.
Gök gürültüsü, övgüsüyle, melekler de korkusundan O'nu tesbih ederler.The thunder sings His praises, and the angels too, for awe of Him.
(Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında;And anguish will be heaped upon anguish:
Öylesi var ki, Allah korkusundan aşağılara düşer. Allah, yapıp durduklarınızdan gafil değildir.And God is not negligent of all that you do.
Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler.The thunder sings His praises, and the angels too, for awe of Him.
Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him – will be the first to intercede.)
Onlar, Allah korkusundan titrerler!Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him – will be the first to intercede.)
Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him – will be the first to intercede.)
Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah'ın korkusundan fazladır.Surely ye are more awful in their breasts than Allah.
Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi?Have you not considered those who fled their homes, by the thousands, fearful of death?
Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Onlar o günün korkusundan güvendedirler.Whoso bringeth a good deed will have better than its worth; and such are safe from fear that Day.
Öylesi de var ki Allah korkusundan yerlere yuvarlanır.And indeed there are rocks which fall down for the fear of Allah.
(Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.They intercede for none except for him whom He is well pleased, and they tremble in awe of Him.
Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.They intercede for none except for him whom He is well pleased, and they tremble in awe of Him.
Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!They intercede for none except for him whom He is well pleased, and they tremble in awe of Him.
Onlar o günün korkusundan güvendedirler.He will be secure from the terror of the Day of Judgment.
Kara ve deniz sınırları virüs korkusundan kapatılıyor.Land and sea borders are being closed over the fears of the virus.
Ancak Kisiakbika yanma korkusundan dolayı tekrar kaçmaya teşebbüs etti.But Kisiakbika did not stop before the fear of being burnt.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Das Empfangsgebäude war nicht vom Brand betroffen.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.La façade ne fut pas atteinte par cet incendie.
Bu komünist korkusundan dolayı olmuştur.Tutto ciò nasceva da un'antica paura per il Comunismo.
Dolayısıyla tanrı ve ölüm korkusundan kurtulmalıdır.Allontanamento dalla paura della morte.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Пожарные не смогли прорваться к зданию.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.O fogo não penetrou na fuselagem.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.De brandweer stond machteloos tegen het vuur.
Dolayısıyla tanrı ve ölüm korkusundan kurtulmalıdır.Verder hoort hier het loskomen van de angst voor de dood bij.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Strażacy nie byli w stanie dosięgnąć ogniska pożaru.
Bu komünist korkusundan dolayı olmuştur.Acest articol se referă la comuna Recea.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Soldații nu putea trage din interior fără a se expune focului inamic.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Nem lehet ráülni a tűzhelyre.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Tulipalot eivät saaneet rakennuksen osia hehkumaan.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Boligen forblev upåvirket af branden.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Seteritakbenevnelsen ble ikke brukt i branntakstene.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.大火中並沒有中途倉受到波及。
Bu komünist korkusundan dolayı olmuştur.이것은 공포 정치에 대한 공공연한 유도였다.
Çünkü, kendi fikirlerimiz başrolü oynayabilsin diye gerek despotların gerekse dogmaların korkusundan uzaktık.두려움으로부터 해방되서 우리의 마음이 실제로, 독재든 독단이건 간에,
Çünkü, kendi fikirlerimiz başrolü oynayabilsin diye gerek despotların gerekse dogmaların korkusundan uzaktık.Para que as nossas mentes, quer fossem despóticas ou dogmáticas, pudessem ser as protagonistas.
Çünkü, kendi fikirlerimiz başrolü oynayabilsin diye gerek despotların gerekse dogmaların korkusundan uzaktık.כיוון שהיינו משוחררים מפחד כך שמוחנו למעשה, בין אם היה תחת עריצים או דוגמות,
Çünkü, kendi fikirlerimiz başrolü oynayabilsin diye gerek despotların gerekse dogmaların korkusundan uzaktık.و لأننا تحررنا من الخوف صار بإمكان عقولنا سواء كانت ذات طبيعة مستبدة أو ذات طبيعة عقائدية
Çünkü, kendi fikirlerimiz başrolü oynayabilsin diye gerek despotların gerekse dogmaların korkusundan uzaktık.人の心が それが独裁者のものであれ 押し付けの教義であれ 主役になれるようになったからです
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.A antiga timidez era um medo de rejeição.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.A jó öreg félszegség a visszautasítástól való félelem volt.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Bývalá nesmělost byl strach z odmítnutí.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Cái nhút nhát đó đã biết thành nỗi sợ bị từ chối.