Takip edilme korkusu, iyi gitmeyen evlilik ilişkisini de yıprattı.To zabójstwo przyspieszyło tylko rozkład nieudanego małżeństwa.
Adil Efendi'nin korkusu tüm köyü sarmıştır.Obawiają się oni, że pech przeniesie się na całą wioskę.
Paulo, Nikki'yi kaybetme korkusu nedeniyle onun her istediğini yapar ki bu da onların ölümlerine sebep olur.Paulo gör vad Nikki säger till honom av rädsla att förlora henne.
Toptoriks'in tek korkusu Yarın göğün başına yıkılacak olmasıdır.Majestix enda rädsla är att himlen ska falla ned över hans huvud.
Görünüşü en korkusuz kişileri bile korkutabilir.Den kan sätta skräck i den modigaste människan."
Glossofobi veya konuşma kaygısı halka açık konuşma ya da genel olarak konuşma korkusudur.Talängslan, glossofobi, är rädslan att tala inför andra.
Noah, bu korkusunu yenmesini sağlar.Eller kommer sanningen att skrämma iväg honom?
Euripides’in yenilikçi ve korkusuz bir yanı vardı.Ulrica har något mystiskt och mångtydigt över sig.
Bu genellikle cinsel saldırı korkusu ile ilişkilendirilir.Obscenitet förknippas vanligen med sexuellt innehåll.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.«Хіба задарма богобоязкий (праведний) Йов?
Hayalet korkusu vardır.Том боїться привидів.
Hayatı kaybetmek korkusu.Страх втратити здоров'я.
Ancak yapının yeri yükseklik korkusu sebebiyle Hitler'in hoşuna gitmedi.Оскільки Гітлер панічно боявся висоти, це місце йому не сподобалося.
Noah, bu korkusunu yenmesini sağlar.«Мамо, вибач, що заставляю тебе хвилюватися.
Bahadır, korkusuz, kahraman anlamlarına gelir.Я залежний, нехай і герой
Hippopotomonstrosesquippedaliophobia, uzun kelimeler korkusu anlamına gelir.Найдовшим словом є hippopotomonstrosesquippedaliophobie (36 літер) — назва боязні (фобія) довгих слів.
Bilge ve Tanrı korkusu olan biriydi, Yaratan'a tüm kalbiyle güveniyordu.А так він був глибокодуховною та мудрою людиною, вірив у Бога.
İlk yol arkadaşı korkusuz bir gazeteci olan Sarah Jane Smith (Elisabeth Sladen) olmuştur.Новим компаньйоном Доктора стала безстрашна журналістка Сара-Джейн Сміт.
Bu tür kişilerin kalabalık korkusu vardır.Таких людей треба побоюватися.
Kırmızı renk, oyuncuların ateşli hırsını, siyah renk ise rakiplerin korkusunu göstermek için seçilmiştir.Червоний колір символізує полум'яний запал його гравців, а чорний — страх суперників перед рішучістю міланців.
Onun korkusuzca geleneklere karşı çıkması büyük ölçüde filozof Paul Feyerabend tarafından takdir edildi.Jeho nebojácné obrazoborectví velmi obdivoval filozof Paul Feyerabend.
Daha spesifik durumlar Apifobi (arı korkusu) ve Myrmecopfobi (karınca korkusu)nu içerir.Více specifické fóbie jsou apifobie (strach z včel) a myrmecofobie (strach z mravenců).
Jean de Bourgogne, Korkusuz Jean (Fransızca: Jean sans peur), (d.Burgundského (Jean sans Peur, John the Fearless).
Bozgun haberi Roma'ya ulaştığında, barbarların geleceği korkusu büyük bir paniğe neden oldu.Když zpráva o porážce dorazila do Říma, nastalo ve městě veliké zděšení vyvolané vidinou příchodu barbarů.
Elif asi, korkusuz, gözü kara ve güzel bir kızdır.Oči jsou tmavé, malé, nevystupující, odvážného a inteligentního pohledu.
En Büyük Hayali Büyük Ve Korkusuz Bir Savaşçı Olmaktır.Avšak vetřelec je větším a silnějším protivníkem než se zdál.
Sezar'ın anlattıkları, Romalıların Germanik kabile korkusunu ve verdikleri gözdağını betimler.Nicméně Caesarův popis vyjádřil rovněž římské obavy z Germánů a z nebezpečí, jež ztělesňovali.
Bilge ve Tanrı korkusu olan biriydi, Yaratan'a tüm kalbiyle güveniyordu.Byl utěšitelem lidu a věřil v jeho moudrost.
Genç ve korkusuz Galyalı Mecnuniks, Yunan prensesi Irina’ya aşık olur.Naivní a neotesaná Emma se do galantního Grevilla zamiluje.
Agorafobi yalnız kalma korkusudur.Predispozicí k aspergilóze je neutropenie.
Hayalet korkusu vardır.Ei îi e frica de fantome.
Bu komünist korkusundan dolayı olmuştur.Acest articol se referă la comuna Recea.
Ağır durumlarda astrafobi, agorafobi'ye -evden dışarı çıkma korkusu- dönüşebilir.În cazuri foarte extreme, astrafobia poate duce la agorafobie, teama de a părăsi casa.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.Acestea sunt pentru cel care se teme de desfrâu.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Teama de sufocare—ceva ce am, sau teama de faptul că niciodată nu mă pot bucura ...
Görünümü doğal ve basittir, davranışları öz güven doludur, ciddi ve korkusuzdur.Aspectul lor este natural și rustic, comportamentul lor sigur de sine, echilibrat și neînfricat.
Bunların tersine Ligeia, şiirdeki "kan kırmızısı bir yaratık" ifadesiyle, ölüm korkusunu kişileştirir.În schimb, Ligeia vorbește despre teamă personificată în „ceva roș-sânge”.
C. Kişi, korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir.Persoana recunoaște că teamă de animale este excesivă sau nejustificată.
En korkusuz hayvanlardan birisi olarak bilinirler.Este unul dintre cele mai respingătoare animale.
Fakat bu ilerleme yanında özerkliklerini kaybetme korkusu da yaşıyorlardı.Altfel trebuia să mă tem de pierderea efectivului ei.
"Korkusu olan cübbesini çıkarsın".Chintesența temerilor lor.”
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Soldații nu putea trage din interior fără a se expune focului inamic.
Birçok insanın da çeşitli sebeperle canlı canlı gömüldüğü vakaları anlatarak bu korkusunu vurgular.El își subliniază teama prin menționarea mai multor persoane care au fost îngropate de vii.
13 yaşında gözü pek, korkusuz, dünyanın en iyi aktörü olma yolunda ilerleyen bir çocuktur.Un răsfățat de 23 de ani, care se întâmplă să fie singurul fiu al celui mai bogat om din lume.
Hexakosioihexekontahexafobi, 666 korkusuna verilen isimdir.Hexakosioihexekontahexafóbia – a 666-os számtól való félelem.
Nomofobi, cep telefonu bağlantısını kaybetme korkusu.Nomofóbia – félelem hordozható telefonnal való elérhetőség hiányától.
Çok itaatkârdır ama hayalet ve doğaüstü şeylere karşı korkusu vardır.Őt gyakran elkeseríti Nyuszipoly, s retteg a szörnyektől és a természetfeletti jelenségektől.
Hristiyanların toplanma yerleri, gizli toplantılarının fesata yol açabileceği korkusuyla yıkılmıştır.A keresztény gyülekezetek házait lerombolták, mert a titkos gyűlésekben zendülés veszélyét látták.
Görünüşü en korkusuz kişileri bile korkutabilir.Szembe kell néznie legsötétebb félelmeivel.
İtfaiye korkusundan binaya giremedi.Nem lehet ráülni a tűzhelyre.
Hayalet korkusu vardır.Fél a szellemektől.
Korku, soğuk ve bilinmeyen toprak altı korkusu hissetme.Trópusi, illetve száraz és hideg égövi tájakon nem létezik.
Küçük Micheal babasının korkusunun ölüm değil, kendisinin babası gibi olması olduğunu fark eder.Catherine azonban felfedi, hogy az nem apja munkája, hanem az övé.
"Kusur korkusuyla suç işliyoruz".És mentséget arra, hogy elkövetünk mindenféle bűnt."
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.A hunokat elfogja a rémület.
Soykırım korkusuyla kabilesini Kanada'ya göç ettirdi ve 1881'e kadar orada yaşadı.Az amerikai kormány megtorlása elől Ülő Bika Kanadába vezette a törzsét, ahol 1881-ig éltek.
Hayatı kaybetmek korkusu.Élőhelye elvesztése fenyegeti.
Uyandıktan sonra kaos yaratıp, özellikle çocukların korkusuyla beslenir.A verés indulatból történik és a gyermekben félelmet gerjeszt.
Agorafobi yalnız kalma korkusudur.Autofóbia – Magánytól való félelem.
İlk yol arkadaşı korkusuz bir gazeteci olan Sarah Jane Smith (Elisabeth Sladen) olmuştur.Sarah Jane Smith (Elisabeth Sladen) Újságíró.