Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Los abogados dicen "Bueno, este miedo legal hace que los doctores practiquen una medicina mejor."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Procesadvocaten zeggen: "Deze juridische angst zorgt dat artsen hun vak beter uitoefenen."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Soudní právníci říkají: "Tento právní strach nutí doktory k lepší medicíně."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Strafverteidiger sagen, dass Ärzte wegen dieser Angst vor rechtlichen Dingen eine bessere Arbeit machen.
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Súdny právnici hovoria, "Veď, tento právny strach núti lekárov, aby liečili lepšie."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Адвокатите на процесите казват: "Е, този страх от закона кара лекарите да практикуват по-добра медицина."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."Адвокаты говорят: "Но зато страх перед законом заставляет врачей работать старательней".
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."הליטיגטורים אומרים, "ובכן, הפחד המשפטי הזה מאלץ רופאים לתפקד טוב יותר, רפואית."
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."المحامون يقولون " لا بأس هذا الهوس القضائي .. سوف يجعل الطب أفضل "
Durusma avukatlari diyor ki, " Dava edilme korkusuyla doktorlar daha dikkatli calisiyorlar."医者がよりよい医療を提供するのだと言いますが 米国医学研究所などの研究を通して
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.A jeśli powiemy coś niewłaściwego, będziemy ocenieni.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Als je niet met de juiste creatieve inval komt, wordt je beoordeeld.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Dacă nu spui lucrul creativ corect vei fi judecat.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Dass man verurteilt wird, wenn man nicht die richtige kreative Sache sagt.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Ha nem az elvárt kreatív dolgot mondjuk, elítélnek.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Jika Anda tidak mengatakan hal kreatif yang tepat, Anda akan dinilai buruk.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Když neřeknete tu správnou tvůrčí věc, budete souzeni.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.정말 대단한 해결책을 내놓지 않는 이상 남들이 뭐라고 그럴 것 같은 생각.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Máme strach, že keď nepovieme niečo dosť správne a kreatívne, budú nás súdiť.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Nếu không nói những thứ sáng tạo,bận sẽ bị đánh giá
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Om man inte klarar av att säga de rätta kreativa sakerna kommer någon att döma en.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Que vamos ser julgados, se não tivermos a ideia criativa certa,
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Se non si dicono le cose creative giuste, si viene giudicati.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Si no decimos la idea más creativa, nos van a juzgar.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Si vous ne dites pas la chose créative qu'il faut, vous allez être jugé.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Αν δεν πείτε τη σωστή δημιουργική άποψη, θα κριθείτε.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Боїмося, що не знайдемо досконалого креативного вирішення.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Если мы не будем говорить правильные творческие вещи, нас раскритикуют.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.Ще бъдете оценени, ако не кажете правилното творческо изречение,
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.אם לא תגידו את הדבר הקריאטיבי הנכון, יעבירו עליכם ביקורת.
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.ألا تقول الشيء المبدع المناسب خوفاً من أن يُحكم عليك
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.如果你講唔出"正確嘅創意" 你就會被判斷
"Eğer gerçekten yaratıcı olan şeyi söylemezseniz yargılanırsınız" korkusunu.心理学者のアルバート・ バンデューラに出会って
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.A antiga timidez era um medo de rejeição.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.A jó öreg félszegség a visszautasítástól való félelem volt.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Bývalá nesmělost byl strach z odmítnutí.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Cái nhút nhát đó đã biết thành nỗi sợ bị từ chối.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.De oude verlegenheid was angst voor afwijzing.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Die alte Schüchternheit war eine Angst vor Zurückweisung.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Gamla tiders blyghet var en rädsla för att få nej.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.과거 수줍음은 거절에 대한 두려움이었습니다.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La antigua timidez era miedo al rechazo.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La vecchia timidezza era la paura del rifiuto.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.La vieille timidité était une peur du rejet.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Rasa malu yang lama adalah takut ditolak.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Stará hanblivosť bola strachom z odmietnutia.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Stara nieśmiałość polegała na strachu przed odrzuceniem.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Vechea timiditate era o teamă de respingere.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Η παλιά συστολή ήταν ο φόβος της απόρριψης.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Колись сором'язливість була страхом неприйняття у колектив.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Ранее стеснительность была страхом отвержения.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.Старата срамежливост беше страх от отхвърляне.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.הביישנות הישנה היתה פחד מדחיה.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.الخجل السابق كان خوفا من الرفض.
Eski utangaçlık reddedilme korkusundan geliyordu.見知らぬ土地にいるようです
Eşler için bazen gerçekten terk edilme korkusu bulunmakta.Für die Ehefrauen ist die Angst, verlassen zu werden sehr real.
Eşler için bazen gerçekten terk edilme korkusu bulunmakta.Las mujeres tienen verdadero miedo al abandono.
Eşler için bazen gerçekten terk edilme korkusu bulunmakta.Pour les épouses, la crainte d'être abandonnées est très réelle.
Eşler için bazen gerçekten terk edilme korkusu bulunmakta.Για τις συζύγους, υπάρχει ο πολύ πραγματικός φόβος της εγκατάλειψης.
Evet, mightest iyi Sen Rab Allah korkusuÁno, aj mightest si Pána Boha báť