Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.다른 하나는 그저 단순히 사람들이 AIDS를 무서워 하는 것처럼 HIV를 무서워하지 않는다는 것에 있습니다. 충분한 이유와 함께요.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Drugi powód to fakt, że ludzie zwyczajnie nie boją się HIV tak jak bali się AIDS i mają rację.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.E l'altro aspetto è che alle persone l'HIV giustamente non fa più così paura come inizialmente faceva l'AIDS.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Och den andra är att människor helt enkelt inte är lika rädda för HIV som de var för AIDS och det med rätta.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Và nguyên nhân khác là mọi người đơn giản là không sợ HIV khi họ bị AIDS, và chắc chắn vậy.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Y la otra razón es que la gente simplemente no está asustada del VIH como lo estuvieron del SIDA, y con razón.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Και ο άλλος είναι ότι οι άνθρωποι απλώς δεν φοβούνται τόσο τον HIV όσο φοβούνταν το AIDS, και δικαίως.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.Вторая причина - что люди просто не так боятся ВИЧ, как боялись СПИДа, и они правы.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.И другата причина е, че хората просто не се страхуват от ХИВ така, както се страхуваха от СПИН, и с право.
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.והעומס הנגיפי שלו די נמוך אז אני יחסית מוגן." והסיבה השניה היא שאנשים פשוט לא מפחדים מ-HIV
Diğeri de şu ki, insanlar HIV'den eskiden AIDS'den korktukları kadar korkmuyorlar, ve haklılar da.エイズを怖がっていたほどHIVを 怖がっていないということです これは当然です エイズは醜くなって死ぬ病気でしたが
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Alle andere primaten rennen, wanneer ze bang zijn, een boom in, waar ze zich veilig voelen.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.다른 모든 영장류들은 두려움을 느끼면 나무 위로 올라갑니다. 안전하다고 느끼기 때문이죠.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.los otros primates, cuando tienen miedo suben corriendo a un árbol que es donde se sienten seguros.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Minden más főemlős, ha megijed, akkor felszalad a fára, ahol biztonságban érzik magukat.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Mọi loài linh trưởng khác, khi chúng sợ, chúng chạy lên cây, nơi chúng cảm thấy an toàn
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.On a passé la nuit dans les arbres, dans des hamacs.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Toate celelalte primate, când sunt speriate, se cațără într-un copac, unde se simt în siguranță.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Tutti gli altri primati, quando hanno paura, si arrampicano su un albero, dove si sentono al sicuro.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Wir haben auf den Bäumen übernachtet, in Hängematten.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Wszystkie inne naczelne, uciekają na drzewa dla bezpieczeństwa.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Все остальные приматы, когда они напуганы, лезут на дерево, где они чувствуют себя в безопасности.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.Всички други примати, когато са изплашени, се покатерват на някое дърво, където се чувстват в безопасност.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.כל שאר הפרימאטים, כאשר הם פוחדים, מטפסים על עץ, שם הם חשים בטוחים.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.حينما تشعر كل الرئيسيات الأخرى بالخوف، فهي تصعد إلى شجرة حيث تحس بالأمان.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.木を駆け上がります そこは安心できるのです ツリーボートを使って木の上で一晩過ごしました
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.A stalo sa, keď sa baby bály Boha, že im učinil domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ấy vậy , vì bà_mụ có lòng kính sợ Ðức_Chúa_Trời , nên Ngài làm cho nhà họ được thạnh vượng .
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ấy vậy, vì bà mụ có lòng kính sợ Ðức Chúa Trời, nên Ngài làm cho nhà họ được thạnh vượng.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Eftersom hjälpkvinnorna fruktade Gud, lät han deras hus förkovras.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.E poiché le levatrici avevano temuto Dio, egli diede loro una numerosa famiglia
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.És lõn, hogy mivel a bábák félék az Istent: megépíté az õ házukat.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.I stało się, przeto że się bały one baby Boga, pobudował im domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Ja koska kätilövaimot pelkäsivät Jumalaa, niin hän antoi heille runsaasti perhettä.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.산파는 하나님을 경외하였으므로 하나님이 그들의 집을 왕성케 하신지라
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Og fordi jordmødrene fryktet Gud, gav han dem avkom.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.og Gud gav Jordemødrene Afkom, fordi de frygtede ham.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Omdat de vroedvrouwen goed hadden gehandeld in de ogen van de HERE, gaf Hij hun zelf ook kinderen.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Parce que les sages-femmes avaient eu la crainte de Dieu, Dieu fit prospérer leurs maisons.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Pentrucă moaşele se temuseră de Dumnezeu, Dumnezeu le -a făcut case.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Stalo se pak proto, že se bály baby ty Boha, vzdělal jim domy.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Também aconteceu que, como as parteiras temeram a Deus, ele lhes estabeleceu as casas.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Und weil die Wehmütter Gott fürchteten, baute er ihnen Häuser.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Y sucedió que, porque las parteras tuvieron temor de Dios, él también les dio a ellas su propia familia
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.Και επειδη αι μαιαι εφοβουντο τον Θεον, εκαμεν εις αυτας οικους.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.И понеже бабите се бояха от Бога, Той им направи домове.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.И так как повивальные бабки боялись Бога, то Он устроял домы их.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.ויהי כי יראו המילדת את האלהים ויעש להם בתים׃
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.وكان اذ خافت القابلتان الله انه صنع لهما بيوتا.
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.收 生 婆 因 為 敬 畏 神 、 神 便 叫 他 們 成 立 家 室
Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.收生婆 因 為敬 畏神 、 神便 叫 他 們 成立 家室
İkisi de kaynanalarından korktuklarını söylemişti.Amândoi spuneau cã se temeau de soacre.
İkisi de kaynanalarından korktuklarını söylemişti.Beide hatten Angst vor der Schwiegermutter.
İkisi de kaynanalarından korktuklarını söylemişti.Elles avaient peur de leur belle-mère.
İkisi de kaynanalarından korktuklarını söylemişti.Obydwaj twierdzili, że to ze strachu przed ich teściową.
İkisi de kaynanalarından korktuklarını söylemişti.Και οι δύο λέγανε οτι φοβόντουσαν την πεθερά τους.
İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, Mordekaydan korktukları için Yahudileri desteklediler.각 도 모든 관원과 대신과 방백과 왕의 사무를 보는 자들이 모르드개를 두려워하므로 다 유다인을 도우니
İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, Mordekaydan korktukları için Yahudileri desteklediler.וכל שרי המדינות והאחשדרפנים והפחות ועשי המלאכה אשר למלך מנשאים את היהודים כי נפל פחד מרדכי עליהם׃
İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, Mordekaydan korktukları için Yahudileri desteklediler.وكل رؤساء البلدان والمرازبة والولاة وعمال الملك ساعدوا اليهود لان رعب مردخاي سقط عليهم.
İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, Mordekaydan korktukları için Yahudileri desteklediler.各 省 的 首 領 總 督 省 長 和 辦 理 王 事 的 人 、 因 懼 怕 末 底 改 、 就 都 幫 助 猶 大 人