korkaklık ile cümle

korkaklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
56
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O, korkaklıkla suçlandı.He was accused of cowardice.
Günaha karşı birkaç iyi koruma vardır ama en emini korkaklıktır.There are several good protections against temptation, but the surest is cowardice.
Bazen taktiksel bir geri çekilme, korkaklık olarak yorumlanır.A tactical retreat is sometimes interpreted as cowardice.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Branas took this as a sign of weakness and cowardice.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Both display tendencies toward loafing and cowardice.
Yahudilere en sık yakıştırılan özellik korkaklıktı.Cowardice was the quality most frequently attributed to Jews.
Korkaklık ihtiyat bozukluğu olarak değerlendirilebilir.His cowardice is regarded as a forfeit.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.For God didn't give us a spirit of fear, but of power, love, and self-control.
(Korkaklıklarından ötürü düşman) Orduların(ın Medine'den) gitmediklerini sanıyorlardı.They assumed that the confederates had not withdrawn.
Sinizm, dar çıkarlar ve korkaklık yaşamlarımızı tutsak etmemeli." dedi.Cynicism, narrow interest and cowardice should not take hold of our lives," the king said.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Beispielsweise liegt die Tapferkeit in der Mitte zwischen Furcht und Tollkühnheit.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Die Gallier sahen dies als Zeichen von Schwäche an.
Yahudilere en sık yakıştırılan özellik korkaklıktı.La cobardía era la calidad el más con frecuencia atribuida a judíos.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Ambos se acusaron de cobardía y perfidia.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Lisa toma esto como una señal de buena suerte.
Savaşın ilk yıllarında vatana ihanet ve korkaklıkla suçlandı.Nel corso della prima guerra mondiale fu arrestato con l'accusa di tradimento e di cospirazione patriottica.
İnsanlık tarihi denen şey, erkeklerin korkaklık ve zavallılıklarıyla doludur.Так называемая история человечества переполнена мужской трусостью и убогостью.
Savaşın ilk yıllarında vatana ihanet ve korkaklıkla suçlandı.Durante a primeira parte da guerra, ele foi extremamente impopular e foi acusado de traição e covardia.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Np. odwaga mieści się między zuchwalstwem i tchórzostwem.
Korkaklık ihtiyat bozukluğu olarak değerlendirilebilir.Розбіжність може розцінюватися як хабарництво.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Я закликаю обидві сторони виявити стриманість.
İtalyan askerler müttefikleri tarafından değersiz bulunuyor, sıklıkla korkaklıkla itham ediliyordu.Soldații italieni erau deseori acuzați de lașitate.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Carrère on tuotannossaan keskittynyt kuvaamaan minuuden haurautta ja häilyvyyttä.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Ο Βράνας ερμήνευσε την κίνηση αυτή ως δείγμα αδυναμίας και δειλίας.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Για παράδειγμα, συσχετίζει τη δειλία και τη βιασύνη με το θάρρος.
İtalyan askerler müttefikleri tarafından değersiz bulunuyor, sıklıkla korkaklıkla itham ediliyordu.Italienske soldater havde et særlig dårligt ry blandt deres allierede og blev ofte beskyldt for fejhed.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Begge køn har rustrød hale og overgump.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Misalnya keberanian sebagai jalan tengah dari pengecut dan gegabah.
İtalyan askerler müttefikleri tarafından değersiz bulunuyor, sıklıkla korkaklıkla itham ediliyordu.Binh sĩ Ý bị chính các đồng minh của họ xem thường nhất và hay bị buộc tội nhát gan.
'İnanıyorum ki,' dedi, 'korkaklık ile şiddet arasında bir seçim yapmak gerekirse şiddeti öğütlerdim.'"わたしの信念によると、もし、臆病と暴力のうちどちらかを選ばなければならないとすれば、わたしはむしろ暴力をすすめるだろう。
Korkaklık ihtiyat bozukluğu olarak değerlendirilebilir.이는 가치 평가 위반으로 고려 될 수 있다.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Abu nueina į smuklę ir baliavoja.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Albowiem nie dał nam Bóg Ducha bojaźni, ale mocy i miłości, i zdrowego zmysłu.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Căci Dumnezeu nu ne -a dat un duh de frică, ci de putere, de dragoste şi de chibzuinţă.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Car ce n`est pas un esprit de timidité que Dieu nous a donné, mais un esprit de force, d`amour et de sagesse.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Denn Gott hat uns nicht gegeben den Geist der Furcht, sondern der Kraft und der Liebe und der Zucht.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Dio infatti non ci ha dato uno Spirito di timidezza, ma di forza, di amore e di saggezza
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.For Gud gav oss ikke motløshets ånd, men krafts og kjærlighets og sindighets ånd.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Kajti Bog nam ni dal duha boječnosti, ampak moči in ljubezni in samostrahovanja.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.하나님이 우리에게 주신 것은 두려워하는 마음이 아니요 오직 능력과 사랑과 근신하는 마음이니
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Lebo nám nedal Bôh ducha bojazlivosti, ale moci a lásky a zdravého rozumu.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Mert nem félelemnek lelkét adott nékünk az Isten; hanem erõnek és szeretetnek és józanságnak lelkét.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Nebo nedal nám Bůh ducha bázně, ale moci, a milování, a mysli způsobné.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Porque Deus não nos deu o espírito de covardia, mas de poder, de amor e de moderação.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Porque no nos ha dado Dios un espíritu de cobardía, sino de poder, de amor y de dominio propio
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Sillä Jumala ei ole antanut meille pelkuruuden henkeä, vaan voiman ja rakkauden ja raittiuden hengen.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Thi Gud har ikke givet os Fejgheds Ånd, men Krafts og Kærligheds og Sindigheds Ånd.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Ty Gud har icke givit oss en försagdbetens ande, utan en kraftens och kärlekens och tuktighetens ande.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Want God geeft ons niet een lafhartige geest, maar een sterke geest vol liefde en bedachtzaamheid.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.διοτι δεν εδωκεν εις ημας ο Θεος πνευμα δειλιας, αλλα δυναμεως και αγαπης και σωφρονισμου.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Бо дав нам Бог не духа страху, а (духа) сили і любови і здорового розуму.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.ибо дал нам Бог духа не боязни, но силы и любви и целомудрия.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.כי האלהים לא נתן לנו רוח אימה כי אם רוח גבורה ואהבה ומוסר׃
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.لان الله لم يعطنا روح الفشل بل روح القوة والمحبة والنصح
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.因 為 神 賜 給 我 們 、 不 是 膽 怯 的 心 、 乃 是 剛 強 、 仁 愛 、 謹 守 的 心
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.因 為神賜給 我 們 、 不 是 膽怯 的 心 、 乃是 剛強 、 仁愛 、 謹守 的 心

İlgili Sayfalar