Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Kajti Bog nam ni dal duha boječnosti, ampak moči in ljubezni in samostrahovanja.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.하나님이 우리에게 주신 것은 두려워하는 마음이 아니요 오직 능력과 사랑과 근신하는 마음이니
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Lebo nám nedal Bôh ducha bojazlivosti, ale moci a lásky a zdravého rozumu.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Mert nem félelemnek lelkét adott nékünk az Isten; hanem erõnek és szeretetnek és józanságnak lelkét.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Nebo nedal nám Bůh ducha bázně, ale moci, a milování, a mysli způsobné.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Porque Deus não nos deu o espírito de covardia, mas de poder, de amor e de moderação.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Porque no nos ha dado Dios un espíritu de cobardía, sino de poder, de amor y de dominio propio
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Sillä Jumala ei ole antanut meille pelkuruuden henkeä, vaan voiman ja rakkauden ja raittiuden hengen.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Thi Gud har ikke givet os Fejgheds Ånd, men Krafts og Kærligheds og Sindigheds Ånd.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Ty Gud har icke givit oss en försagdbetens ande, utan en kraftens och kärlekens och tuktighetens ande.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Want God geeft ons niet een lafhartige geest, maar een sterke geest vol liefde en bedachtzaamheid.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.διοτι δεν εδωκεν εις ημας ο Θεος πνευμα δειλιας, αλλα δυναμεως και αγαπης και σωφρονισμου.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.Бо дав нам Бог не духа страху, а (духа) сили і любови і здорового розуму.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.ибо дал нам Бог духа не боязни, но силы и любви и целомудрия.
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.כי האלהים לא נתן לנו רוח אימה כי אם רוח גבורה ואהבה ומוסר׃
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.لان الله لم يعطنا روح الفشل بل روح القوة والمحبة والنصح
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.因 為 神 賜 給 我 們 、 不 是 膽 怯 的 心 、 乃 是 剛 強 、 仁 愛 、 謹 守 的 心
Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.因 為神賜給 我 們 、 不 是 膽怯 的 心 、 乃是 剛強 、 仁愛 、 謹守 的 心
Dünya Savaşı'nda savaşa katılmaya karşıydılar, hepsi de korkaktı.100年に3度ほど現れるのです
Dünya Savaşı'nda savaşa katılmaya karşıydılar, hepsi de korkaktı.다 양심적 병역거부자들, 겁쟁들이었기 때문이죠.
Dünya Savaşı'nda savaşa katılmaya karşıydılar, hepsi de korkaktı.היו סרבני מצפון, לא הרגו זבוב,
Dünya Savaşı'nda savaşa katılmaya karşıydılar, hepsi de korkaktı.عانوا جميعاً من عذاب الضمير، وكانوا قطط رقيقة.
En azýndan korkak gibi gebermiyorum. 33 yýldýr bu iţi yapýyorum.Ao menos não morro como um mariquinhas.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Hvis du overvældes af frygt for den enorme kraft foran dig, - - så burde du gå derfra, bangebuks.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Jeśli ogarnia cię lęk przed potęgą, którą masz przed sobą, to powinieneś odejść, tchórzu.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Jos pelko on vallannut sinut- -edessäsi olevan mahdin takia- -sinun kannattaa lähteä, pelkuri.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Om du överkoms av rädsla för den oerhörda kraften framför dig. Då borde du gå därifrån, fegis.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Se la paura si è impadronita di te, per la forza colossale davanti ai tuoi occhi, allora vattene, codardo.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Si te consume el miedo por culpa del poder colosal al que te enfrentas, entonces debes huir, cobarde.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Αν σε αγκαλιάζει ο φόβος της κολοσσιαίας δύναμης που αντικρίζεις, τότε φύγε, δειλέ.
Gözünün önünde duran... ...devasa gücün korkusu sardıysa seni... ...o zaman gitmelisin, korkak.Если тебя смущает страх... ...мощная сила, которую ты видишь перед собой... ...то ты должен уйти, трус.
Hala çok bencilsin... ...ve korkaksın.Ismét hallatlanul önző és gyáva vagy.
Hala çok bencilsin... ...ve korkaksın.Tu es franche et sèche.
Hala çok bencilsin... ...ve korkaksın.Τότε είσαι αδυσώπητα εγωίστρια... και άνανδρη.
Hala çok bencilsin... ...ve korkaksın....ومرة اخرى انت دائما انانية وجبانة
Ha? O bir korkak. Bunu göremiyor musunuz?응? 그는 겁장이입니다. 당신은 그렇게 생각하지 않는다? 그렇게 내 아들에 대해 얘기하지 마세요, 아니면 내가 할게
Ha? O bir korkak. Bunu göremiyor musunuz?Ε; Αυτός είναι ένας δειλός.
Ha? O bir korkak. Bunu göremiyor musunuz?הא? הוא פחדן. אתה לא רואה את זה? אל תדבר על הבן שלי כזה, או שאני
Ha? O bir korkak. Bunu göremiyor musunuz?あなたを殺す! 私がここにいる理由です。私が何であったかを取るために
Ha? O bir korkak.Je to zbabělec.
Haydi, bizim kasabaya gecikmeden ulaşmamız gerekiyor. Ona değil, korkak, intihar!Wir müssen die Stadt unverzüglich erreichen, gehen wir.
İşte bu "şahıs" tamamen zamana takılı kalmıştır ve korkaktır.'Я' знаходиться в повній часовій залежності і воно налякане.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.A căror vânzare este moartea prezent în Mantua, Aici trăieşte o ticălos nemernic ar fi sa-l vindeti-l.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Bán hiện diện cái chết trong Mantua, sống một người khổ sở đáng khinh sẽ bán nó cho ông.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Cuja venda é a morte presente em Mantua, Aqui vive um miserável Caitiff iria vendê-lo dele.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Cuya venta está la muerte presente en Mantua, Aquí vive un miserable Caitiff lo vendería él.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Deren Verkauf vorhanden ist Tod in Mantua, lebt hier ein caitiff Wicht verkaufen würde es ihm.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Dont la vente est mort présente à Mantoue, voici la vie d'un misérable lâche vendrait c'est lui.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Hvis salg er til stede død i Mantua, her bor en caitiff usling ville sælge ham det.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Jejichž prodej je přítomen smrti v Mantově, tady žije ničemný chudák by ho prodat.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Joiden myynti on läsnä kuolema Mantua, Täällä asuu caitiff raukka myisi sen hänelle.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Katerih prodaja je prisotna smrt v Mantovi, Tu živi caitiff bednik bi mu jo prodal.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Kinek eladó van jelen a halál Mantua, itt él egy aljas gazember lenne eladni őt.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.누구의 판매 만투아에있는 죽음, 다음은 비겁한 놈의 그것에게 그를 판매하는 것입니다 살고있다.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Ktorých predaj je prítomný smrti v Mantove, tu žije ničomný chudák by ho predať.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.La cui vendita è la morte presente a Mantova, qui vive un miserabile vigliacco avrebbe venderlo.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Oは、この同じ考えはしましたが、私の必要性を追い抜く;そして、この同じ貧しい人はそれを私に販売する必要があります。
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Vars försäljning är närvarande döden i Mantua, bor här en RÄDDHÅGAD stackare skulle sälja den honom.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Waarvan de verkoop is aanwezig de dood in Mantua, Hier leeft een armzalig ellendeling zou verkopen hem.
Kimin satışı Mantua mevcut ölüm, korkak bir herif onu satacağını yaşıyor.Yang dijual adalah kematian hadir di Mantua, Berikut hidup brengsek hina akan menjualnya kepadanya.