Tom, Mary'nin onu vuracağından korkuyordu.Tom was afraid that Mary would shoot him.
Kendimi korkunç bir çıkmazda buldum.I found myself in a terrible fix.
Gerçekten korkmuş görünüyordun.You looked really scared.
Tom babasından çok korkuyor.Tom is very afraid of his father.
Biraz korkmadım.I wasn't scared one bit.
Gerçekten korkmuş görünüyorsun.You look really scared.
Çok korkmuş görünüyorsun.You seem very scared.
Sami'nin korkunç bir sırrı vardı.Sami had a horrifying secret.
O dil korkunç geliyor.That language sounds terrible.
Sami'nin ailesinin evi bir korku evine dönüştü.Sami's family home became a house of horror.
Denizanasından korkuyorum.I'm terrified of jellyfish.
Bu şirketlerin bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let these corporations push us around.
Onların bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let them push us around.
Sen bana korkak dedin.You called me a coward.
Tom'u her düşündüğümde korkuyla eğilirim.I cringe every time I think about Tom.
Tom artık karanlıktan korkmuyor.Tom is no longer afraid of the dark.
Köpeğimden korkuyor gibi görünüyorsun.You seem to be afraid of my dog.
O korkunç bir başkandı.He was a terrible president.
Köpeklerden korkuyor gibi görünüyorsun.You seem to be afraid of dogs.
Sen Tom'dan korkuyor görünüyorsun.You seem to be afraid of Tom.
Tom, Mary'nin köpeğinden korkuyor.Tom is scared of Mary's dog.
Hiçbir şey artık beni korkutmuyor.Nothing scares me anymore.
Neredeyse hiç korkmam.I almost never get scared.
Tom Mary'yi korkutmak istedi.Tom wanted to scare Mary.
Tom onu yapmaktan korkuyor.Tom is afraid to do that.
Köpeklerden çok korkarım.I'm very afraid of dogs.
Tom'un korkunç bir nezlesi var.Tom has a terrible cold.
Bu korkunç bir şemsiye.This is a terrible umbrella.
Kimse neden bu kadar korktuğumu anlamıyor.Nobody understands why I'm so scared.
Korkarım onu unuttuğumu düşünüyor.I fear she thinks I've forgotten her.
Kanser korkunç bir hastalıktır.Cancer is a terrible disease.
Ölüm beni korkutmaz.Death doesn't scare me.
Tom'un senin gözünü korkutmasına izin verecek misin?Are you going to let Tom push you around?
Tom hiçbir şeyden korkmadığını söylüyor.Tom says he isn't afraid of anything.
Sizi korkuttuysam özür dilerim, bayanlar.Sorry if I startled you, ladies.
Korkarım ki ben hemen karar veremem.I'm afraid I can't decide immediately.
Korkarım ki ben derhal karar veremem.I'm afraid I can't decide straight away.
Örümceklerden son derece korkuyorum.I am extremely scared of spiders.
Örümceklerden korkuyorum.I am scared of spiders.
Ben örümceklerden korkarım.I'm scared of spiders.
Sami en kötüsünden korktu.Sami feared the worst.
Bu korkunç. Ve hepsi benim hatam.This is terrible. And it's all my fault.
Tom'un korkmadığı bir şey yok.There isn't anything Tom isn't afraid of.
Tom'un korktuğu bir şey yok.There isn't anything Tom is afraid of.
Üzgünüm. Seni korkutmak istemedim.I'm sorry. I didn't mean to scare you.
Bisikletle seyahat etmeyi severim ama bir ayı tarafından parçalanmaktan korkuyorum.I'd love to travel by bike, but I'm afraid of getting mauled by a bear.
Büyük kötü kurttan kim korkuyor?Who's afraid of the big bad wolf?
Korkarım sana yardımcı olamam.I'm afraid I cannot help you.
Korkarım sana yardım edemem.I am afraid I cannot help you.
Tom tek başına eve yürümekten çok korktu.Tom was too scared to walk home by himself.
Tom yatmaktan korktu.Tom was scared to go to bed.
Tom, Mary'ye gerçeği söyleyemeyecek kadar çok korkmuştu.Tom was too scared to tell Mary the truth.
Tom ve Mary korkunç bir kavga yaptı.Tom and Mary got into a terrible fight.
Tom kesinlikle korkuyor.Tom is certainly afraid.
Bu korkunç sınav döneminden geçer geçmez parti vereceğiz.Once I get through this horrible exam period, we’ll party hard.
Sami kendi hayatı için korku duyduğunu iddia etti.Sami claimed he feared for his life.
Bir kişi genellikle bilinmeyen her şeyden korkar.Often a person fears everything unknown.
Tom tarafından korkutulmuş gibi görünüyorsun.You seem to be intimidated by Tom.
Köpekler beni korkutur.The dogs scare me.
Fareler porsuklardan korkuyorlar.Mice are afraid of badgers.