Liderler toplantıda bölgesel işbirliği konusunu görüşecekler.The leaders will discuss regional co-operation.
SETimes: BH'de zaman zaman sınır değişikliği konusunu gündeme geliyor.SETimes: Talk of changing the borders is heard from time to time in BiH.
Taraflar, elektrik tedariği ve ücretleri konusunu tartışıyor. [Reuters]The sides are wrangling over electricity supplies and fees. [Reuters]
Bilim adamları, güç elektroniği konusunu tartışmak için Makedonya'da toplandı. [AFP]Scientists gathered in Macedonia to discuss power electronics. [AFP]
Sınırın yeniden çizilmesi konusunun şu dönemde gündeme alınacağını hiç sanmıyorum."I don't think [border demarcation] will be on the agenda at all for this period of time."
Bulgaristan ile Türkiye Elektrik İhracatına Yeniden Başlama Konusunu GörüştüBulgaria, Turkey Discussing Power Supply Resumption
1950'lerde Rada Özgür Avrupa Radyosu'nda Beyaz Rusya konusunun gündeme alınmasını sağladı.In the 1950s the Rada BNR enabled the creation of the Belarusian edition of Radio Free Europe.
Bu komplekslerin oluşumu, moleküler tanıma konusunun merkezindedir.The formation of these complexes is central to the subject of molecular recognition.
Bu yeniden birleşme konusunu gündeme getirdi.This brought the reunification issue to the fore.
Bu oran tanımı, Öklid'in Elementler'inin V. kitabı'nın konusunu oluşturur.This definition of proportion forms the subject of Euclid's Book V.
Romanes sık sık evrim konusunu ele aldı.Romanes tackled the subject of evolution frequently.
Roosevelt ayrıca savaş sonrası dekolonizasyon konusunu da gündeme getirdi.Roosevelt also raised the issue of postwar decolonization.
Kapsamlı bir şekilde karayolu konusunu anlatan almanyadaki tek müzedir.Es ist das einzige Museum in Deutschland, das sich umfassend mit dem Thema Straße beschäftigt.
SCP Vakfı, internet tabanlı bir işbirlikçi yazma projesinin konusunu oluşturan kurgusal bir organizasyondur.Die SCP Foundation ist ein web-basiertes Projekt für Kollaboratives Schreiben.
Elektrik konusunun gelişmesi 18. yüzyılda statik (durgun) elektriğin incelenmesiyle başlamıştır.Anfang des 18. Jahrhunderts begann die systematische Erforschung der Elektrizität.
Ama dil konusunun büyük bir sıkıntı olduğu ortaya çıktı.Deutliches Anzeichen dafür sei der Verlust der Sprache.
ETKEN FAKTÖRLER: Fotoğraf konusunun arka/ön plandaki diğer nesnelere uzaklığı).Hintereinanderliegende Objekte (an der gleichen Bildstelle) scheinen auseinanderzurücken.
Konusunu Goethe'nin Genç Werther'in Acıları'ndan almaktadır.Goethe: Die Leiden des jungen Werthers.
Filmin konusunun bir hikâyesi yoktur.Er hat nichts mit diesem Film zu tun.
Öğrenci konusunu özetleyecek.L'étudiant va abréger son sujet.
Konusunun hala aşk olması konusunda ise: "Bu benim motivasyonum.Cependant, elle maintient que son thème principal reste celui de l'amour : « C'est ma motivation.
Konusunu Goethe'nin Genç Werther'in Acıları'ndan almaktadır.Il n'est donc pas interdit de prendre du plaisir devant les souffrances de ce jeune Werther.
Rigoletto, konusunu Victor Hugo'nun Kral Eğleniyor adlı eserinden almıştı.Verdi arrête finalement son choix sur Le roi s'amuse de Victor Hugo.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.La relation entre l'être humain et le cheval entraîne de nombreux questionnements philosophiques.
Bazıları bu eseri ve konusunu telin ettiler.Ces gens là ont des idées avec la matière et l'action.
Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur.Au-delà de la mort individuelle, c'est bien la mort des civilisations qui est suggérée dans le roman.
İdamın, terör eylemlerinde geri getirilmesi gerektiği konusunu savunmuştur.Le comte se gardant le droit de le reprendre en cas de conflit armé.
Müzik bu alay konusunu işlemek için tam uygundur.L'industrie de la musique doit donc faire preuve d'innovation pour utiliser cet état de fait.
Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler.Ces églises appartiennent intégralement au premier art roman.
Film konusunu H.P. Lovecraft'ın aynı adlı kısa öyküsünden almıştır.Le titre provient de la nouvelle du même nom écrite par H. P. Lovecraft.
Magic Hunter adlı Macaristan yapımlı film bu opara konusunu güncelleştirmektedir.Cette mosaïque intitulée Gloire à la hongrie orne la façade.
Papa misyonerleri gönderme konusunda onay vermiştir fakat ticaret konusunu İspanya Kralı'na bırakmıştır.El papa accedió al envío de misioneros, pero dejó la decisión para el intercambio comercial al rey de España.
1961: Petrol Mühendisleri Derneği dergisi ilk konusunu yayınladı.1961: Es publicado el primer numero del diario de la Sociedad de Ingenieros del Petroleo.
Konusunu Goethe'nin Genç Werther'in Acıları'ndan almaktadır.Los sufrimentos del joven Werther.
Seri, bölüm çeşitliliği başarısı konusunun üstesinden gelmiştir.La serie tuvo tanto éxito que se negoció una segunda serie de la misma temática.
Lenin'in tutuklanması ve verdiği kurtuluş mücadelesi filmin ana konusunu oluşturmaktadır.Su seguimiento y eventual rescate por Selina es la trama de la película.
Anusim konusunun rabinik edebiyatta özel bir yeri vardır.Los Anusim tienen un lugar muy especial en la literatura rabínica.
Resimlerinde ise denizkestanesi konusunu seçti.En sus poemas amorosos introduce la temática marinera.
Konusunu deniz ve balıkçılardan aldığı suluboya çalışmaları önemlidir. .«Lo que usted necesita saber sobre el mercurio en el pescado y los mariscos».
Bazıları bu eseri ve konusunu telin ettiler.Otros han desafiado este punto de vista.
Bu cerrahi aynı zamanda kalp nakli konusunu da içerir.También incluye el trasplante cardíaco.
Yazar Daniel Defoe bu kitabında … konusunu anlatmaktadır.Defoe:Daniel Defoe, sobre el proyecto.
Ancak 5. sezon henüz yayınlanmadığından dizinin bu sezonki konusunun nasıl ilerleyeceği bilinmemektedir.Nella quinta stagione invece sembra che nessuno si ricordi più di lei.
Riverdale konusunun Archie Comics'in karakterleri üzerine olan bir Amerikan genç drama televizyon dizisi.Riverdale è una serie televisiva statunitense di genere teen drama basata sui personaggi degli Archie Comics.
Film konusunu H.P. Lovecraft'ın aynı adlı kısa öyküsünden almıştır.Il disco prende il titolo dall'omonimo racconto di H.P. Lovecraft.
Filmin konusunu tamamlayıcı içerikte bulunmaktadır.Nel film sembra esserne perfettamente a conoscenza.
El yazması kitabın birinci kısmı yaratılış konusunu içerir.La prima sezione dell'articolo è dedicato alla filosofia.
Rigoletto, konusunu Victor Hugo'nun Kral Eğleniyor adlı eserinden almıştı.A sua volta la frase fu ripresa da Victor Hugo nel dramma Le Roi s'amuse, da cui è tratto Rigoletto.
İngiliz Yahudileri Temsilci Komisyonu, 21 Nisan'da bir araya gelip kan iftirası konusunu tartıştılar.Совет депутатов британских евреев собрали для обсуждения случаев кровавого навета лишь 21 апреля.
"Sovyet tarihyazımı" konusunun kendisi de modern çalışmaların başlı başına bir konusudur.При этом советская историография сама по себе является предметом современных исследований.
Resimlerinde ise denizkestanesi konusunu seçti.В своих произведениях разрабатывал морскую тему.
Lenin'in tutuklanması ve verdiği kurtuluş mücadelesi filmin ana konusunu oluşturmaktadır.Борьба за освобождение Ленина из-под ареста является одной из сюжетных линий этого фильма.
Cumhuriyetçi Devlet yönetiminin restorasyonu konusunu organize etmiştir.Встал вопрос о реконструкции Республиканского стадиона.
Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur.Фильм имеет мало общего с романами.
Ama dil konusunun büyük bir sıkıntı olduğu ortaya çıktı.Однако их продвижение затруднено из-за языка.
Filmin konusunu tamamlayıcı içerikte bulunmaktadır.Является сюжетной завязкой всего Фильма.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.يثير النقاش حول وجود الله قضايا فلسفية عديدة.
Riga, Letonya'da gerçekleştirilen 2006 Riga zirvesi enerji güvenliği konusunu öne çıkardı.عقد مؤتمر قمة ريغا 2006 في ريغا، لاتفيا، وفيه سُلط الضوء على مسالة أمن الطاقة.
1870'lerden itibaren Türkçenin standart bir sözlüğünü oluşturma çalışmaları da imlâ konusunu gündeme getirdi.إلا أن الجهود التي بذلت في القاموس الأساسي للغة التركية اعتباراً من 1870 م، عملت على تنظيم الموضوع الإملائي.
Papa misyonerleri gönderme konusunda onay vermiştir fakat ticaret konusunu İspanya Kralı'na bırakmıştır.وافق البابا على إرسال البعثة التبشيرية ولكنه ترك البت في قضية المعاهدة لملك إسبانيا.