Tercüman sadece tercüme eder, dolayısıyla diğer konularda tercüman size yardımcı olamaz.L'interprète ne s'occupe pas d'autre chose que des missions d'interprétation.
Tercüman sadece tercüme eder, dolayısıyla diğer konularda tercüman size yardımcı olamaz.Tolken sköter inga andra uppgifter utöver tolkningen. Han eller hon kan således inte hjälpa dig med annat.
Tercüman sadece tercüme eder, dolayısıyla diğer konularda tercüman size yardımcı olamaz.Tulkki ei hoida muita kuin tulkkaustehtäviä. Hän ei siten voi avustaa sinua muissa asioissa.
Tercüman sadece tercüme eder, dolayısıyla diğer konularda tercüman size yardımcı olamaz.وبذلك فهو لا يستطيع أن يساعدك في الأمور الأخرى.
Tercüman sadece tercüme eder, dolayısıyla diğer konularda tercüman size yardımcı olamaz.口译员只负责翻译您与政府机构之间的所有交谈内容,且与其他任何事务无关,不可为您提供任何帮助。口译中,口译员的身份中立,不会站在任何一方的立场上翻译。
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Een van de belangrijke dingen als je terrorisme bestrijdt, is hoe je het ziet.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Eine der wichtigen Fragen bei der Bekämpfung von Terrorismus ist: Als was fasst man ihn auf?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Jedną z najistotniejszych rzeczy w przeciwdziałaniu terroryzmowi jest to, jak go postrzegamy.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.테러리즘에 대처하는 중요한 것은 바로 그것을 어떻게 이해하느냐 입니다.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.L'une des choses les plus importantes à propos du contre-terrorisme, c'est : comment le percevez-vous?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Para enfrentarnos al terrorismo, primero, ¿cómo lo percibimos?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Satu hal yang penting saat melawan terorisme adalah, bagaimana Anda mengartikannya?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Uma das grandes questões no combate ao terrorismo é: como é percebido?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Una delle questioni principali riguardo all'antiterrorismo è: come lo percepiamo?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Unul dintre aspectele principale în combaterea terorismului este cum îl percepem.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.Один из самых важных вопросов при борьбе с терроризмом: как мы его воспринимаем.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.אחד הדברים העיקריים בתגובה נגד טרור היא, איך תופשים אותו?
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.أحد أهم الأمور في مواجهة الإرهاب هو تصوركم عنه.
Terörle mücadele hakkındaki en büyük konulardan biri, onu nasıl algıladığınızla ilgilidir.テロをどのように感じるのか ということです なぜなら感じ方によって 私達の反応は変わるからです
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Amíg a turnét készítettem elő, emlékeztettem a srácokat, hogy legyenek kulturálisan érzékenyek.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Et pendant que nous préparions la tournée, j'ai dû rappeler aux gars de faire attention à la culture.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.이제, 여행을 준비하는 동안 나는 문화적으로 민감하게 반응했던 사람들을 떠올렸습니다
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Mentre ci preparavamo per il tour, ricordai ai ragazzi di essere culturalmente sensibili.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Mientras nos preparábamos para la gira tuve que recordarle a los muchachos que fueran culturalmente correctos.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.När vi förberedde turnén- -sa jag åt killarna att ta kulturell hänsyn-
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Przygotowując się do trasy uczuliłem chłopaków na bycie wyrozumiałych kulturowo.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Ενώ, λοιπόν, προετοιμαζόμασταν για την περιοδεία, έπρεπε να υπενθυμίσω στα παιδιά να σέβονται την κουλτούρα.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.И пока мы готовились к турне, мне следовало напомнить ребятам, что нужно быть чуткими к культуре.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.Сега, докато се подготвяхме за турнето, трябваше да напомня на момчетата да бъдат културно чувствителни.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.עכשיו, כשהתכוננו לסיבוב ההופעות, הייתי צריך להזכיר לחברה להיות רגישים מבחינה תרבותית.
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.أثناء التحضير للجولة، قمت بتذكير الفريق بأن يراعوا الحساسية الثقافية لمنطقتنا
Turneye hazırlanırken çocuklara kültürel konularda hassas olmalarını hatırlatmam gerekti.文化に配慮するよう彼らに注意しました タブーである3つのBを教えました
Üniversitenin kalkýnmasýna yönelik konularda ? Kuratoorium'dan tavsiyeler alýr.Es wird vom Kuratoorium in Fragen der Universitätsentwicklung beraten.
Üniversitenin kalkýnmasýna yönelik konularda ? Kuratoorium'dan tavsiyeler alýr.Recibe asesoramiento del Kuratoorium para toda cuestión relativa al desarrollo de la universidad.
Üye ülkeler için kilit konulardan biri, veri raporlamasının daha da basit/eştirilip etkinleştirilmesidir.Jednou z klíčových otázek pro členské státy je potřeba zefektivnit předávání údajů.
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:En la práctica, las motivaciones pueden ser las siguientes:
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:En pratique, cela peut être l'un des arguments suivants :
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:I praktiken kan orsaken vara någon av följande:
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:Käytännössä syynä voi olla jokin seuraavista asioista:
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:На практике причиной может быть что-то из перечисленного ниже:
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:عملياً من الممكن أن يكون أحد الأمور التالية كسبب لذلك:
Uygulamada aşağıdaki konulardan biri de neden sayılabilir:如果生育会给您的生活带来巨大的压力,此时,您也可以接受人工流产 (abortti)。在实践中,以下任一情况均可视为人工流产的充分理由:
Ve baska tur konularda calismak istedim.Chciałem się zająć innymi tematami.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Et je voulais traiter d'autres sujets.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Eu queria lidar com outros temas.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Ich wollte mich mit anderen Themen beschäftigen.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Ik wilde andere onderwerpen.
Ve baska tur konularda calismak istedim.그래서 전 다른 제재를 다루고 싶었습니다.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Más témákkal is akartam foglalkozni.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Şi am vrut să mă ocup şi de alte subiecte.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Tôi cũng muốn thử sức với các đề tài khác.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Y yo deseaba abarcar otros temas.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Исках да се занимавам с други субекти.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Мені хотілось попрацювати з іншими предметами.
Ve baska tur konularda calismak istedim.Мне также хотелось поработать с другими предметами.
Ve baska tur konularda calismak istedim.אבל אני רציתי לעסוק בעצמים אחרים.
Ve baska tur konularda calismak istedim.وكنت أرغب في التعامل مع مواضيع أخرى.
Ve baska tur konularda calismak istedim.風景の領域に入りました
Ve bunun sonuçları çocukların hastalanmasıdır. Dikkatinizi çekmek istediğim konulardan biri de antibiyotikler.Jelenleg az egyik vesszőparipám az antibiotikumok.
Ve orada, Afrika'ya dair konularda ve dönüş noktasında bulunan그곳에서 저희들은 훌륭한 CEO들과 함께