Ana içeriğe geç
Sözlük

konuk ile cümle

konuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Atunci ei i-au zis: ,,Unde este nevastă-ta Sara?`` ,,Uite -o în cort,`` a răspuns el.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp - ra-ham rằng : Sa-ra , vợ ngươi , ở đâu ? Ðáp rằng : Kìa , nàng ở trong trại kia .
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp-ra-ham rằng: Sa-ra, vợ ngươi, ở đâu? Ðáp rằng: Kìa, nàng ở trong trại kia.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sa de til ham: Hvor er Sara, din hustru? Han svarte: Hun er der inne i teltet.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sagde de til ham: "Hvor er din Hustru Sara?" Han svarede: "Inde i Teltet!"
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sprachen sie zu ihm: Wo ist dein Weib Sara? Er antwortete: Drinnen in der Hütte.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ellos le preguntaron: --¿Dónde está Sara tu mujer? Él respondió: --Adentro, en la tienda
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.És mondának néki: Hol van Sára a te feleséged? Õ pedig felele: Ímhol van a sátorban.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.I rzekli do niego: Gdzie jest Sara, żona twoja? a on odpowiedział: Oto jest w namiocie.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ja he kysyivät häneltä: "Missä vaimosi Saara on?" Hän vastasi: "Tuolla majassa".
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Kemudian mereka bertanya, "Di mana Sara, istrimu?" "Di sana, di dalam kemah," jawab Abraham
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.그들이 아브라함에게 이르되 네 아내 사라가 어디 있느냐 대답하되 장막에 있나이다
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ko so mu pa rekli: Kje je Sara, žena tvoja? reče: Glej, v šatoru.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Och de sade till honom: »Var är din hustru Sara?» Han svarade: »Därinne i tältet.»
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Perguntaram-lhe eles: Onde está Sara, tua mulher? Ele respondeu: Está ali na tenda.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Poi gli dissero: «Dov'è Sara, tua moglie?». Rispose: «E' là nella tenda»
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Řekli pak jemu: Kde jest Sára manželka tvá? Kterýžto odpověděl: Teď v stanu.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı."Waar is uw vrouw Sara?" vroegen de mannen hem. "In de tent", antwoordde Abraham.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ειπον δε προς αυτον, Που ειναι Σαρρα η γυνη σου; Ο δε ειπεν, Ιδου, εν τη σκηνη.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.И сказали ему: где Сарра, жена твоя? Он отвечал: здесь, в шатре.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Тогава му рекоха: Где е жена ти Сара? А той рече: Ето, в шатрата е.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.ויאמרו אליו איה שרה אשתך ויאמר הנה באהל׃
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.وقالوا له اين سارة امرأتك. فقال ها هي في الخيمة.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們 問 亞 伯 拉 罕 說 、 你 妻 子 撒 拉 在 那 裡 、 他 說 、 在 帳 棚 裡
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們問 亞伯拉罕說 、 你 妻子 撒拉 在 那 裡 、 他說 、 在 帳棚裡
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.A zsellér és a béres ne egyék abból.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Buitenlanders en gehuurde werkkrachten mogen er ook niet van eten.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ein Beisaß und Mietling sollen nicht davon essen.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.El que es extranjero y mercenario no la comerá
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.En inhysesman och en legodräng må icke äta därav.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ingen indvandret eller Daglejer må spise deraf.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ingen innerst eller dagarbeider skal ete av det.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Khách ngoại bang và kẻ làm thuê cũng chẳng được phép ăn lễ đâu.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Khách ngoại_bang và kẻ làm_thuê cũng chẳng được phép ăn lễ đâu .
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.거류인과 타국 품군은 먹지 못하리라
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.L'avventizio e il mercenario non ne mangeranno
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.L`habitant et le mercenaire n`en mangeront point.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Loinen ja päiväpalkkalainen älkööt siitä syökö.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.O forasteiro e o assalariado não comerão dela.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Orang pendatang atau buruh upahan tidak boleh ikut memakannya
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Příchozí a nájemník nebude jísti z něho.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Priseljenec in najemnik ne jej od njega.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Prišlec, ktorý sa usadil medzi vami, a najatý za mzdu nebude jesť z neho.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Przychodzień i najemnik nie będzie jadł z niego.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Veneticul şi simbriaşul să nu mănînce.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.ο ξενος δε και ο μισθωτος δεν θελουσι φαγει απ' αυτου.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Никой пришелец или наемник да не яде от нея.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.поселенец и наемник не должен есть ее.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.תושב ושכיר לא יאכל בו׃
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.النزيل والاجير لا ياكلان منه.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.寄 居 的 、 和 雇 工 人 、 都 不 可 喫
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.寄居 的 、 和 雇工人 、 都 不可喫
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.A vendégszeretetrõl el ne felejtkezzetek, mert ez által némelyek, tudtokon kívül, angyalokat vendégeltek meg.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Chớ quên sự tiếp khách ; có_khi kẻ làm điều đó , đã tiếp_đãi thiên_sứ mà không biết .
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Chớ quên sự tiếp khách; có khi kẻ làm điều đó, đã tiếp đãi thiên sứ mà không biết.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Gastfrei zu sein vergesset nicht; denn dadurch haben etliche ohne ihr Wissen Engel beherbergt.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Glem ikke gjestfrihet! for ved den har nogen uten å vite det hatt engler til gjester.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Glemmer ikke Gæstfriheden; thi ved den have nogle, uden at vide det, haft Engle til Gæster.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.Gostoljubnosti ne pozabite: ž njo so namreč nevedoma nekateri vzeli pod streho angele.
Konuksever olmaktan geri kalmayın. Çünkü bu sayede bazıları bilmeden melekleri konuk ettiler.손님 대접하기를 잊지 말라 이로써 부지중에 천사들을 대접한 이들이 있었느니라
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod