Bu konuda resmi bir açıklama yapılmamıştır.Brakuje oficjalnych wyjaśnień tej sytuacji.
Kaynak yetersizliği dolayısıyla bu konuda fazla bir şey söylenememektedir.På grund av tidsbrist kommer jag inte behandla ämnet mer ingående.
Yeşil renkleri de bu konuda iyi bir kamuflaj sağlar.Den gröna färgen utgör även ett bra kamouflage.
Bu konuda bir ofis bulunmaktadır.Allra överst finns kontor.
Bu konuda çalışmalar başlamıştır.Dessa studier har just börjat ge resultat.
Bu konuda tarihçiler farklı düşüncelere sahiptirler.En del historiker är dock av annan mening.
Bu konuda bana geri dön.Jag kommer att träffa dig igen.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Bara tre länder röstade mot förslaget.
Tom'un birçok konuda rakibidir.Detta är en egenskap hos många ämnen.
Bu konuda bir başka kaynak da şu bilgileri veriyor: "Jandarma Genel Komutanı Org."Jag har lite nyheter om dina pojkar," sa sjöofficeren.
Onun bu konuda çeşitli teoremleri vardır.Det finns dock olika teorier om detta.
Bu konuda bir araştırma yapılmamıştır.Det gjordes ingen utredning av händelsen.
Bu konuda dikkatli olunmalıdır.Men man fick vara försiktig.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Shahs tidigare böcker handlade om vad han kallade "minoritetstro".
Ayrıca bu konuda birkaç kitap yayınladı.Han publicerade också flera böcker inom detta ämne.
Karısı orada oturuyordu ve dedi ki, 'Hiçbir fikrim yoktu bu konuda!'"Hon ringde mig och bara, 'Det är omöjligt!
Aslında ben bu konuda pek düşünmedim...”Men jag vet egentligen inte så mycket om det."
Son zamanlarda bu konuda yapılan çalışmalar mevcuttur.Dessa uppgifter har ifrågasatts på senare tid.
Bu konuda karar vermek de devletindir.Varje delstat är själv suverän att besluta om detta.
Bu konuda nasıl karar alındığı yönünde bir bilgi yoktur.Det blir då osäkert hur det skall uttalas.
Cameron konuyla ilgili olarak "O konuda atacağım adım biraz daha detaylı olmak zorundaydı.Selena förklarade, "Vi ville göra någonting lite roligare.
İki konudan oluşan kısa bir kitaptır.Det är en kort dikt fördelat på två stycken.
Öğretmene bu konuda yardım edilmelidir.Skolorna är mycket hjälpsamma med detta.
Degas ise bu konuda "Hiçbir sanat benimkinden daha anlık olamaz." demişti.Degas har sagt, att "med undantag av Ingres har ingen tecknat bättre än Meissonier".
Bu konuda en çarpıcı isimlerden birisi ünlü filozof David Hume olmuştur.Han efterföljdes av den mer namnkunnige upplysningsfilosofen David Hume.
Aile Paketi: Tek Kullanımlık lisans için bu konuda özdeş.Vi frågar igen: frågesport för familjen.
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.En person med stor erfarenhet inom ett visst område kallas ofta expert eller specialist.
Bugün kortizonun büyük çapta üretimi Butenandt'ın bu konudaki çalışmalarından kaynaklanmaktadır.Det är mycket tack vare Butenandt arbete som massproduktion av kortison numera finns.
Bu konuda makaleler yayınladı.Källa: Publicerade artiklar på sådan.
Kardeşlerinin Yusuf'u kıskanması babası İsrail'in de aklına takılmıştı ancak bu konuda bir şey yapmadı.Mose övertalade Herren att inte förgöra Israels folk.
Bizden daha iyi görecekler." diyerek bu konudaki fikrini açıkladı.Du förstår detta bättre än jag. - Du förstår detta bättre än vad jag gör.
Bu konuda resmi bir açıklama yapılmamıştır.Någon officiell förklaring till detta finns inte.
Bu konuda iki tane alıntı vardır.Nedan följer två exempel på detta.
Bu konuda yardım etmemi istedi.Hon antyder att hon vill hjälpa till med den saken.
Ona her konuda destek vereceğim.Han skänker bort allt.
Ancak bu konuda bazı hadisler mevcuttur.Trots detta förekommer rapporter om sådana.
Ancak bazı kovuşturmalar dışında bu konuda özel bir mevzuat bulunmamaktadır.Dock utan att kunna ta några poäng.
O herhangi bir konuda nadiren tavır alır.Han talar sällan om sina känslor.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Till slut röstade även parlamentet ner förslaget.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.När du har tillräckligt med Jobpoints kan du välja en kraft.
Yeni albümüm bu konuda.Den här artikeln handlar om albumet.
28 Ocak 1953’te bu konuda bir toplantı düzenledi.Den 1 januari 1952 tillkom Ny församling.
Bu konuda da araştırmalar devam etmektedir.Denna slutsats har även gjorts inom forskning.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Ранні книги Шаха вивчали те, що він називав «малими вірами».
Bertrand Russell bu konuda göksel çaydanlık örneğini gösterir.Бертран Рассел використовував як приклад небесний чайник.
Bu konuda bir ofis bulunmaktadır.В цьому ж приміщенні знаходилася контора.
Graça Machel iki farklı ülkenin tek first lady'si olarak dünyada bu konuda bir ilk olarak bilinir.Таким чином, Граса Машел — єдина жінка у світі, яка була першою леді двох країн.
Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olmalısınız.Тому в цій справі необхідно виявляти обережність.
Cedric birçok konuda hep Toyota Crown'ın ana rakibi olarak kabul edildi.Протягом багатьох поколінь основним конкурентом Седріка вважається Toyota Crown.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Але тут існує ряд протиріч.
Fakat bu konuda mevcut arkeolojik kanıtlarla uyumlu farklı açıklamalar vardır.Про це свідчать різні археологічні знахідки.
Açıklamasında, "Türk ve İranlı meslektaşlarımız gibi biz de bu konuda ABD'den açıklama bekliyoruz."Ми, як Українці в цій країні повинні пропонувати Американцям і світу наші історії.
Biz bu konuda kimseye yalvaracak değiliz.Ніхто не відповідає на це прохання.
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.З боку Ради заперечень не було.
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.Що ви особисто думаєте з цього приводу?».
Bu konuda 2 rivayet vardır.На річці є 2 ставки.
Fakat bu konuda da tartışmalar vardır.Однак про це ще сперечаються.
2008 yılında bu konudaki pişmanlığını dile getiren Frota bir daha porno film çevirmeyeceğini açıklamıştır.У 2008 році вона повідомила, що більше не буде з'являтися в порно в будь-якому його вигляді .
Bizim bu konuda acelemiz yok." demiştir. ^ SayfasıАдже я ніби живий ще». — «Так ми ж не поспішаємо.
Bu konuda karar, ertelendi.Прийняття рішення було відкладено.