Ana içeriğe geç
Sözlük

konu ile cümle

konu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun konuşmasından bıktım.I am sick of his long speech.
Onun uzun konuşmasından sıkıldım.I got bored with his long talk.
Onun uzun konuşması herkesi sıktı.His long speech bored everyone.
Onun önerisi söz konusu değildi.His proposal was out of the question.
Onun teklifi hakkında konuşmaya değmez.His proposal is not worth talking about.
Onun konuşması duygularıyla uyum sağlamadı.His speech did not accord with his feelings.
Onun sekreteri üç dili iyi biçimde konuşabiliyor.His secretary can speak three languages well.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.His talk led me to believe that he knows a great deal.
Onun konuşması müthiş sıkıcıydı.His speech got awfully boring.
O konuşurken, resimler aklıma geldi.As he spoke, pictures came into my mind.
Onun konuşması canımızı sıktı.His speech turned us off.
Onun konuşma şeklinden açıkça belli olduğu için, o bir öğretmendir.He is a teacher, as is clear from his way of talking.
Onun konuşma şeklinden hoşlanmıyorum.I don't care for the way he talks.
Onun konuşma şeklinde tonlama bulunmamaktadır.Intonation is absent in his way of speaking.
Onun konuşması çok rafine.His speech is very refined.
Onun konuşma şekli ünlü bir yazarın dikkatini çekti.The way he spoke attracted the attention of a famous writer.
Ne kadar hızlı İngilizce konuşuyor!How fast he speaks English!
Onun konuşması onu üzüntüsünden uzaklaştırdı.His talk distracted her from grief.
Onun konuşması sırasında öğrenciler istekli olarak dinlediler.The pupils listened eagerly during his speech.
Konuşmasında vurguladığı her ifadeyi not aldım.I wrote down every phrase in his speech that he stressed.
Konuşmasının içeriği, konu ile ilgili değildir.The content of his speech is not relevant to the subject.
Onun konuşmasını dinlemek her zaman hoş.His talk is always pleasant to listen to.
O konuşurken çoğunlukla bir konudan diğerine atlar.He frequently jumps from one topic to another while he is talking.
Onun konuşması duruma çok uygun değildi.His speech was not very becoming to the occasion.
Onun konuşması ortam için uygundu.His speech was suitable for the occasion.
Onun konuşması bütün erkeklere ilham kaynağı oldu.His speech inspired all the boys.
Onun konuşması tam yerindeydi.His speech was to the point.
Onun konuşma şekli beni rencide etti.His way of speaking offended me.
O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.He is very nice. He never speaks ill of others.
İngilizcenin yanı sıra Tay dili de konuşabiliyor.He can speak Thai as well as English.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
Konuşmayı bitirmeden telefonu kapattı.He hung up before I finished.
O, geçen gün konuştuğumuz çocuktur.He is the boy of whom we spoke the other day.
O Japoncayı iyi konuşur.He speaks Japanese well.
O, Mandarin dilini konuşmada büyük ilerleme kaydetti.He has made great progress in speaking Mandarin.
Konuşulmadıkça asla konuşmaz.He never speaks unless spoken to.
Keşke o konuştuğunda daha dikkatli olsaydım.I wish he had been more careful when he spoke.
O, konuşma sanatında yeteneklidir.He has a good art of talking.
O, on dil konuşabilir.He is able to speak ten languages.
Onun on dili konuşma yeteneği var.He has the ability to speak ten languages.
Konuşmalarının uzun olacağını umuyordu.He expected that their talk was going to be long.
O beş dil konuşabilir.He is able to speak five languages.
O, beş dil konuşabilir.He is able to speak five languages.
Beş dil konuşabiliyor.He is able to speak five languages.
Altı dil konuşabilmekle böbürlenir.He boasts that he can speak six languages.
O, sekiz dilde konuşabilir.He can speak eight languages.
Sanki o zenginmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were rich.
O, konuşamayacak kadar çok öfkeliydi.He was too angry to speak.
O çok hızlı konuşur.He talks too fast.
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
İngiltere 'de doğmuş olmasına rağmen, o çok kötü İngilizce konuşuyor.Although he was born in England, he speaks English very badly.
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.He always worries about minor points.
O her zaman rastgele konuşur.He always tells at random.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
Her zaman konuşmamızı kesiyor.He's always breaking into our conversation.
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
Çok fazla konuşmasının dışında, iyi bir adam.He is a nice man, except that he talks too much.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod