Ana içeriğe geç
Sözlük

konu ile cümle

konu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tony ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk with Tony.
Tom ile konuşuyorum.I am talking with Tom.
Naomi kadar akıcı bir şekilde İngilizce konuşamam.I can't speak English as fluently as Naomi.
Fransızcayı severim fakat iyi konuşamam.I like French, but I cannot speak it well.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızcayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum.I can't read French, let alone speak it.
Fransızca konuşamam.I can't speak French.
Ne Fransızca ne de Almanca konuşabilirim.I can speak neither French nor German.
Ben Fransızcayı hiç konuşamam.I can't speak French at all.
Fransızca konuşabilirim.I can speak French.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
İngilizceyi seviyorum ama iyi konuşamıyorum.I like English, but I cannot speak well.
İngilizce konuşabilirim.I can speak English.
Ben İngilizce konuşabilirim.I can speak English.
İngilizce bir konuşma yapmam rica edildi.I was called upon to make a speech in English.
İngilizceyi okuyabilirim fakat konuşamam.I can read English, but I can't speak it.
İngilizce konuşmada iyiyim.I am good at speaking English.
İngilizce konuşabilmeyi istiyorum.I want to be able to speak English.
Benim konuşmamın bir taslağını yaptım.I made a draft of my speech.
Bir dolaba konulmaktan korkuyordum.I was afraid of being put into a closet.
Ben müzik hakkında konuştum.I talked about music.
Arkadaşlarımla konuyla ilgili saatlerce tartıştık.I debated for hours with my friends on the subject.
Cevabımı vermeden önce konu üzerinde düşünmeliyim.I must think over the matter before giving my answer.
Herkes tarafından duyulabilecek kadar yüksek sesle konuştum.I spoke so loudly as to be heard by everyone.
Acilen bir konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech at short notice.
Konuşamayacak kadar çok açtım.I was too hungry to speak.
Dün gece uykunda konuştuğunu duydum.I heard you talking in your sleep last night.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.
Herkesin önünde konuşma yapmaya alışkın değilim.I am not accustomed to making speeches in public.
Konuşma İngilizcesi ile daha çok ilgiliyim.I'm more interested in spoken English.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
Ben şimdi size yardım edecek konumda değilim.I am not now in a position to help you.
Şu anda hassas bir konumdayım.I am now in a delicate position.
Bu gece konuşmam bekleniyor.I am due to speak tonight.
En büyük görünen delikanlıyla konuştum.I spoke to the boy who seemed to be the oldest.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Dün düğünde bir konuşma yaptım.I gave a speech at the wedding yesterday.
Hemen bir karar veremem. Önce patronumla konuşmam gerekecek.I can't make a decision on the spot. I'll have to talk to my boss first.
Ben bir çocuk değilim ama bazen benimle bir çocukmuşum gibi konuşuyorsun.I'm not a child, but sometimes you talk to me as if I were a child.
Bazen çit boyunca komşumla konuşurum.I sometimes talk to my neighbor across the fence.
Benimle konuştuğu zaman utandım.I was embarrassed when he talked to me.
Ne hakkında konuştuğumu bildiğimi düşünmek istiyorum.I like to think I know what I'm talking about.
Ben sadece kendim adıma konuşabilirim.I can only speak for myself.
Konuşmamın en önemli kısmını unuttuğumu çok geç anladım.I discovered too late that I left out the most important part of my speech.
İngilizceyi biraz konuşabilirim.I can speak English a little.
Ben biraz Japonca konuşuyorum.I speak a little Japanese.
Ben çocukla konuştum, ki o kızdan daha yaşlı görünüyordu.I spoke to the boy, who seemed to be older than the girl.
Patronumla konuyu tartışacağız.I'll discuss the matter with my boss.
İngilizceyi iyi konuşan bir kız tanıyorum.I know a girl who speaks English well.
Sanırım Shintaro İngilizceyi iyi konuşur.I think that Shintaro speaks English well.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.I'm not used to making speeches in public.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.I am not accustomed to speaking in public.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to speaking in public.
Tüm konuların içinde en çok İngilizceyi severim.I like English the best of all the subjects.
Doğaçlama konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking off the cuff.
Bakanın kendisiyle konuştum.I spoke to the minister himself.
Çince konuşabiliyorum ama okuyamıyorum.I can speak Chinese, but I can't read it.
Özenle hazırladığım konuşmamı yaptım.I gave my carefully prepared speech.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod