konuşuyor ile cümle

konuşuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Tôi nói với anh_em cũng_như nói với kẻ thông_minh ; chính anh_em hãy suy_xét điều tôi nói .
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.U bent verstandige mensen; beoordeel zelf of ik gelijk heb.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Vă vorbesc ca unor oameni cu judecată: judecaţi voi singuri ce spun.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Λεγω ως προς φρονιμους κρινατε σεις τουτο το οποιον λεγω
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Всичко е позволено, но не всичко е полезно; всичко е позволено, но не всичко е назидателно.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Я говорю вам как рассудительным; сами рассудите о том, чтоговорю.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.Яко мудрим глаголю; судіть, що я глаголю:
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.כמו אל נבונים מדבר אנכי ושפטו אתם את אשר אמר׃
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.اقول كما للحكماء. احكموا انتم في ما اقول.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.我 好 像 對 明 白 人 說 的 、 你 們 要 審 察 我 的 話
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.我 好像 對 明白人 說 的 、 你 們 要 審察 我的話
Alan hakkında konuşuyoruz, AFG'nin alanı.삼각형 AFG의 넓이는
Alan hakkında konuşuyoruz, AFG'nin alanı.Vi snakker om arealet af trekant AFG.
Alan hakkında konuşuyoruz, AFG'nin alanı.Говорим за лицето, лицето на триъгълник AFG.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Am vrut doar să vă anunț că asta spun oamenii cînd nu sînteți de față.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.여러분이 아셨으면 하는 것은, 여전히 어떤 사람들은 이 문제로 미국인에 대한 험담을 하고 있다는 겁니다.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Rad bi le, da veste, da to ljudje govorijo o vas za vašim hrbtom.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.אני רק רוצה שתדעו שזה מה שאנשים אומרים עליכם מאחורי גבכם.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.لكن أريد فقط أن تعرفوا أن هذا هو ما يقوله الناس عنكم وراء ظهوركم.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.ただ皆さんのことを 陰でそう言う人が いるのを知っておいてください ヨーロッパでは 皆さんが いなくなると 言ってるんです
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Azonban, ha mandarin kínai nyelven beszélnénk, nem hinném, hogy részesülnék ebben a luxusban.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Dacă am vorbi dialectul mandarin, însă, nu aş dispune de acest lux.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.En revanche, si nous communiquions en Mandarin, je n'aurais pas ce luxe.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Gdybyśmy rozmawiali po mandaryńsku, nie miałbym tak łatwo.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Hvis vi talte mandarin kinesisk med hinanden, dog, ville jeg ikke have den luksus.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.In het Mandarijn Chinees zou dat niet volstaan.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Kdybychom spolu ale mluvili mandarínskou čínštinou, neměl bych ten luxus.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.그런데 만약 우리가 북경어를 사용했다면 그렇게 간단하지 않았을 것입니다.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Mas se estivéssemos a falar em mandarim não teria esse privilégio.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Namun jika Anda bicara dalam Bahasa Mandarin, tidak akan ada keistimewaan seperti itu.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Nhưng nếu chúng ta nói tiếng Trung Quốc phổ thông với nhau, thì không được như thế.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Sin embargo, si estuviéramos hablando en chino mandarín, no tendría esa suerte.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Tuttavia, se stessimo parlando in cinese mandarino, non potrei permettermi questo lusso.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Wenn wir aber Mandarinchinesisch gesprochen hätten, hätte ich diesen Luxus nicht gehabt.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Εάν όμως μιλούσαμε Κινέζικα μεταξύ μας, δεν θα είχα αυτή την πολυτέλεια.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Ако говорихме Мандарин Китайски един с друг, обаче, аз нямаше да имам това удобство.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Но если бы мы говорили друг с другом на китайском, я бы этим не отделался.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Якщо ж би ми говорили між собою на мандаринській китайській, я б не мав такої чудової можливості.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.לו היינו מדברים סינית מנדרינית זה עם זה, אבל לא היה לי העונג.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.لكن إن كنّا نتحدّث معا باللّغة الصينية، لن يكون ذلك أمرا ممكنا.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.そう簡単には済みません 情報が足りないのです
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Ale zůstává jedna velká otázka: mají svůj jazyk, a pokud ano, o čem si povídají?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Mais il reste une question majeure: ont-ils un langage, et si oui, que se racontent-ils?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Mas há uma grande questão que permanece: será que têm uma linguagem própria e, se sim, de que falam eles?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Men der er et stort spørgsmål tilbage: har de sprog, og hvis de har, hvad taler de så om?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Pozostaje jednak jedno istotne pytanie: czy posiadają własny język, a jeśli tak, to o czym rozmawiają?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Але залишається одне велике запитання: чи мають дельфіни якусь мову, і якщо так, про що вони розмовляють?
Ama gördüğünüz gibi, konuştuğum zaman Amerikan aksanı ile konuşuyorum, siz de그런데 알 수 있듯이 제가 말할 때 저는 미국인의 억양으로 말합니다.
Ama gördüğünüz gibi, konuştuğum zaman Amerikan aksanı ile konuşuyorum, siz deKuten näette, puhun amerikkalaisella aksentilla.
Ama gördüğünüz gibi, konuştuğum zaman Amerikan aksanı ile konuşuyorum, siz deMaar zoals je hoort, spreek ik met een Amerikaanse tongval.
Ama gördüğünüz gibi, konuştuğum zaman Amerikan aksanı ile konuşuyorum, siz deWie sie sehen, wenn ich rede habe ich einen amerikanischen Akzent.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Aber das tolle daran ist, wir sprechen mit ihr.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Ale skvělá věc je, že s ním mluvíme.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Dar cel mai tare e că avem o comunicare cu el.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.De a legjobb az egészben, hogy beszélgetünk vele.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.멋진 것은, 우리가 대화중 이었단 것이죠.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Maar het fantastische is dat we ermee praten.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Mais ce qui est sympa c'est que nous lui parlons.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Ma la cosa spettacolare è che gli parliamo.
Ama harika olan, onunla konuşuyoruz.Mas o mais giro é que estamos a falar com ele.

İlgili Sayfalar