konuşurlar ile cümle

konuşurlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ils se sont corrompus, et parlent malicieusement sur l'oppression, ils parlent avec hauteur.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.그들은 부패하고, 나쁘게 억압에 관한 이야기 , 그들은 loftily 말한다.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Mereka korup, dan berbicara jahat tentang penindasan, mereka berbicara angkuh.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ne ovat korruptoituneita, ja puhuvat pahoin koskevat sortoa; he puhuvat loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni jsou zkorumpované, a mluví zlomyslně o útlaku, mluví povýšeně.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni są zepsuci, i mówić przewrotnie dotyczące ucisku, że mówiąc górnolotnie.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni sú skorumpované, a hovorí zlomyseľne o útlaku, hovorí povýšene.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Se han corrompido, y hablan con maldad de hacer violencia; Hablan con altanería.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sie sind korrupt, und sprechen böse über Unterdrückung, sie sprechen von oben herab.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.So korupcije, in govorijo o zlo zatiranju; govorijo loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sono corrotti, e parla perfidamente riguardanti l'oppressione, parlano altezzosamente.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Tham nhũng, và nói chuyện ác liên quan đến sự áp bức, họ nói loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ze zijn corrupt, en spreken boosaardig over onderdrukking, zij spreken uit de hoogte.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Είναι διεφθαρμένοι, και μιλούν σχετικά με πονηρία καταπίεση? Μιλούν υψηλώς.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Вони корумповані, і говорять нечестиво, що стосуються гноблення, вони говорять піднесено.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Они коррумпированы, и говорят нечестиво, касающиеся угнетения, они говорят возвышенно.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Те са корумпирани, и говорят нечестиво относно потисничество, те говорят надменно.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.انهم فاسدون ، والتحدث بشأن القمع الشر ؛ يتكلمون بتعال.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.したがって、彼の人々のリターン、および完全なコップの水はそれに疲れきっている、とされています
Bunu yapamayız, Harry. Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa?Stel dat ze praten of 'n ongeluk krijgen.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.A közönség tagjai ezekben az operaházakban akkoriban, amikor megépültek, odakiabáltak egymásnak.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.As pessoas na plateia destas casas de ópera, quando foram construídas, costumavam gritar uns para os outros.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Cei din public, la vremea când erau construite clădirile, obişnuiau să ţipe unul la altul.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Cuando fueron construidos, el público de estos teatros solían gritarse entre sí.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Die Leute im Publikum in diesen Opernhäusern haben, als sie gebaut wurden, sich gegenseitig zugerufen.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Khán giả trong những nhà hát này, vào thời điểm chúng được xây dựng, họ thường hò hét với nhau.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.이 오페라가 지어졌을때, 오페라 하우스 안의 관객들은 서로에게 소리를 질르곤 했습니다.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Lidé byli v těchto operních domech zvyklí pokřikovat jeden na druhého.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Mensen in het publiek van deze operahuizen die toen werden gebouwd riepen naar elkaar.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Οι θεατές στο ακροατήριο σ' αυτές τις όπερες, όταν φτιάχτηκαν, συνήθιζαν να φωνάζουν ο ένας στον άλλο.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Люди, посещавшие подобные оперные театры во времена их постройки, любили кричать друг другу.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Публіка, слухачі, що приходили тоді в оперні театри, зазвичай кричали та перегукувалися.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.Хората в публиката в тези опери, когато са били построени, са си крещели едни на други.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.הקהל בבתי אופרה אלה, כאשר הם נבנו, נהגו לצעוק אחד לשני.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.كان الجمهور في دور الأوبرا تلك بعد بنائها، كانوا يصيحون في أوجه بعضهم البعض.
Bu operalar ilk yapıldıklarında, seyircilerin arasındaki insanlar birbirleriyle bağırarak konuşurlardı.歓声をあげるのが普通でした 飲食をしながらステージに向かって歓声を送りました
Çünkü barsaklarımız doğrudan limbik sistemimizle bağlantılıdır. Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Črevá sú totiž spojené s naším emocionálnym limbickým systémom, komunikujú spolu a spolu rozhodujú.
Diğerleri kişilik hakkında konuşurlar, fakat içsel olarak kişiliğin ne anlama geldiğini dahi bulamazsın,Toiset kertovat sinulle persoonallisuudesta, mutta sisäisesti et löydä edes persoonallisuuden merkitystä.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.De talar spanska eftersom de flesta är av spansk härkomst.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Falam espanhol, é claro.. A maioria é descendente de espanhóis.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Govorijo, seveda špansko, saj je večina izmed njih Španskega porekla.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Hablan español ya que la mayoría son de ascendencia española.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Mereka berbahasa Spanyol karena mayoritas adalah keturunan Spanyol
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Mówią oczywiście po hiszpańsku, bo większość z nich ma hiszpańskie pochodzenie
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Ovviamente parlano spagnolo dato che la maggior parte è di discendenza spagnola.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Pochopiteľne, hovoria španielsky, pretože väčšina obyvateľov je španielskeho pôvodu.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Sie sprechen spanisch, viele haben spanische Vorfahren.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Természetesen spanyolul beszélnek, mivel a nagy részük spanyol felmenőkkel rendelkezik.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Φυσικά μιλούν ισπανικά... δεδομένου ότι οι περισσότεροι απ'αυτούς είναι ισπανικής καταγωγής.
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Говорят испански, тъй като по-голямата част от тях са с испанско потекло."
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.Они, конечно, говорят по-испански, поскольку большинство их потомки испанцев
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.,הם מדברים ספרדית, כמובן .ורובם ככולם ממוצא ספרדי
Elbette İspanyolca konuşurlar, birçoğu İspanyol kökenlidir.実際にはグアテマラの人々の多くは スペイン系ではありません
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Gli uomini sono creature le cui azioni parlano più delle parole.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Los hombres se expresan con sus acciones más que con sus palabras.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Mænd er væsner, som taler gennem deres handlinger.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Män är varelser som talar genom sina handlingar.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Mężczyźni to dziwne stwory, których czyny mówią głośniej niż słowa.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Miehet puhuvat mieluummin teoilla kuin sanoilla.
Erkekler, sözlerinden çok yaptıklarıyla konuşurlar.Os homens são criaturas que deixam que as suas acções falem mais alto.

İlgili Sayfalar