konuşurlar ile cümle

konuşurlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
"Baba, aaah, aaah" diyerek konuşurlardı.אתם יודעים, הם היו אומרים, "אבא, אאאה, אאאה" אתם יודעים, ככה.
"Baba, aaah, aaah" diyerek konuşurlardı.يقولون: " أبي آآآه، آآآآآه " تعلمون
"Baba, aaah, aaah" diyerek konuşurlardı.電気屋に行っても 同じようにやって 聞くんです
Bazen insanlar ısının değişimi hakkında konuşurlar.Czasem ludzie mówią o zmianie ciepła.
Bazen insanlar ısının değişimi hakkında konuşurlar.H、大文字と小文字 h. を使用します
Bazen insanlar ısının değişimi hakkında konuşurlar.Manchmal sprechen die Menschen über Änderung in der Hitze.
Bazen insanlar ısının değişimi hakkında konuşurlar.Někdy také lidé mluví jako o změně tepla.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Beszélnek egymással, és döntéseket hoznak.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Comunică între ele şi iau decizii.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.De talar med varandra och fattar beslut.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Die reden miteinander und treffen Entscheidungen.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Eles falam mesmo um com o outro e tomam decisões.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Entre ellos hablan y toman decisiones.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Ils se parlent et prennent des décisions.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.서로 서로 말할 수 있고 결정을 합니다.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Mają ze sobą kontakt i podejmują decyzje.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Si parlano tra loro e prendono decisioni.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Ze spreken met elkaar en nemen beslissingen.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Вони спілкуються між собою і приймають рішення.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Они общаются между собой и принимают решения.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.Те говорят помежду си и вземат решения.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.מפני שהקרביים שלנו קשורים למערכת לימבית-רגשית שלנו.
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.وهما يتواصلان مع بعضهما البعض ويقرران معاً بعض القرارات
Birbirleriyle konuşurlar ve kararlar alırlar.物事を判断します そして腸に
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa?E se eles falam, ou se magoam?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa?Họ nói lung tung rồi sao?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa? - Ya yaralanırlarsa?Co když něco prozradí nebo se jim něco stane?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa? - Ya yaralanırlarsa?E se parleranno o si faranno male?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa? - Ya yaralanırlarsa?Hvis de sladrer eller kommer til skade?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa? - Ya yaralanırlarsa?Tänk om de snackar eller skadar sig?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa? - Ya yaralanırlarsa?...או שיוכל לרדת דרומה
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa?Ако пострадат?
Bu, büyük bir risk olur. Ya konuşurlarsa?هناك مخاطرة كبيرة فى ذلك ماذا لو تكلموا؟
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Diese Frauen trafen sich und unterhielten sich einfach.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Estas mujeres se reunían simplemente para hablar.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Estas mulheres encontravam-se e conversavam.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Et ces femmes se réunissaient et parlaient.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.King. Deze vrouwen kwamen samen en praatten alleen maar.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Kinget. És ezek a nők összejöttek és csak beszéltek.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.King. Och de här kvinnorna brukade träffas och bara prata.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.King. Şi aceste femei se întâlneau şi vorbeau.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.이들이 모여서 이야기를 할때 가끔 카 여사가
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Queste donne si riunivano per parlare.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Spotykały się i rozmawiały.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Tyto ženy se scházely, aby si popovídaly.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Αυτές οι γυναίκες συναντιόντουσαν και συζητούσαν.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Кинг. И тези жени се събираха и просто разговаряха.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.Эти женщины встречались и просто говорили.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.והנשים האלו היו נפגשות ופשוט מדברות.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.وهؤلاء النسوة كنّ يجتمعن ويتناقشون.
Bu kadınlar bir araya gelip sadece konuşurlardı.この女性 カー氏が電話をくださり
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.가끔 친구들에게 이런 말을 할 때는 일부러 약간 화난 모습을 보이며 말합니다.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.Manchmal sagen sie es zu Freunden, in gutgemeint verzweifeltem Ton.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.Parfois ils le disent à leurs amis...
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.فأحياناً يقولونه لإصدقائهم كنوع من السخط المكتوم.
Bu kendi arkadaşlarıyla konuşurlarken hafif bezmiş bir ifadeyle söyledikleri bir şey.少し愚痴っぽく 自慢げに言うのです 最終的に 自分がどれだけ男らしいか 必要とされ 愛されているかを証明する為に
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De är korrupta, och tala ont om förtryck, de talar högdraget.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De er korrupte, og taler ondt om undertrykkelse, de taler loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ei sunt corupţi, şi vorbesc cu răutate de asuprire, ele vorbesc de sus.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ezek korrupt, és beszélni gonoszul kapcsolatos elnyomást; beszélnek magasan.

İlgili Sayfalar