konuşur ile cümle
konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Buffy evde Eve'yi arar ve bodrumda Avcılarla konuşurken bulur onu.Một cảnh sát gọi cho Ben và hẹn gặp anh ở nhà xác.
Bu nedenle kişi konuşurken başka şeylere pek dikkat edememektedir.Đó là lý do tại sao một người không thể tập trung tốt vào những chuyện khác khi đang đối thoại.
Erkek gibi konuşur ama aslında bir kadındır.Thầy Mỡi: giống thầy đồng nhưng là Nữ.
Hush çok az konuşur ama konuştuğunda bilgece konuşur.Curtiss là người ít nói nhưng làm mọi việc rất chu đáo.
Kuzey Atabask dillerini konuşurlar.Đây là một ngôn ngữ Bắc Athabaska.
Newt bir metro tünelinde Credence ile konuşurken Graves'in saldırısına uğrar.Newt tìm thấy Credence trốn trong một đường hầm tàu điện ngầm, nhưng anh ta bị tấn công bởi Graves.
Büyükler konuşur biz dinlerdik.Ai có tai, hãy nghe!
Ancak bu grubun hemen hemen hepsi Türkçeyi ana dil olarak konuşur.Hầu như toàn bộ dân ở đây nói tiếng Thổ Nhĩ Kỳ, ngôn ngữ chính thức của quốc gia này.
Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve insanlar gibi davranır.Bình phản ứng: xịt lên đồ vật, chúng sẽ nói chuyện và có phản ứng như con người.
Günümüzde sadece İsrail halkı İbranice konuşur.Hầu hết người Do Thái Mỹ ngày nay là những người nói tiếng Anh bản xứ.
Bugün gençler Rusça’yı daha akıcı konuşurlar.Ngày nay hầu như tất cả người Veps nói trôi chảy tiếng Nga.
"Axl Rose Konuşur".Tập ^ “Eirenis rothii”.
Çoğu Hawaii doğumlu insanlar Hawaii Creole İngilizcesini konuşurlar.Một ngôn ngữ khác được nói tại Hawaii nói chung được gọi là "Hawaii Creole English".
Jack ve annesi David hakkında konuşurlar.Họ bàn chuyện về Oliver.
Geceleyin üç kardeş toplanır, gündüz olup bitenleri konuşurlar.また、頼朝の次女三幡とは同い年の異母兄妹(もしくは異母姉弟)である。
Sör Rodrik ve üçü, Bran'in suikastini konuşur.3人とサー・ロドリック・カッセルは、ブランの暗殺未遂事件について話し合う。
Silindir bir şapka takar ve genellikle İngilizce konuşur.サングラスを掛けていて常に英語を喋る。
Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir.(例)ゆうとる(言っている) たのしゅうない(楽しくない) 語幹末 u - そのまま長音化。
Konuşurken “onlar”dan söz eder.話す際語尾に「であります」を付ける。
Son kez konuşurlar.さる 最後に会話する。
Genelde az konuşurlar.普段はほとんどしゃべらない。
Birbirleri ile flört ederek konuşurlarken Catelyn Stark (Michelle Fairley) kampa ulaşır.二人が話している時、キャトリン(ミシェル・フェアリー)が陣に到着する。
Erkek gibi konuşur ama aslında bir kadındır.男子のように振舞うが、実は女性。
Dale daha sonra Shane ile konuşur.後にシーナと再会することになる。
Çoğunlukla sekreteri Jonathan ile telefonda konuşur.たびたび、ネイサンにテレパシーで話しかけてくる。
Güney Kurmancisi konuşurlar, Yâresânidirler.)南部方言(大理方言。
Her biri kendi dillerini konuşur.それぞれ独自の言語を持つ。
Dönünce bu konuyu konuşuruz.”」と返すことで本題に入る。
Zend (Kum'un güney batısı.Laki konuşurlar, Yâresânidirler.)大御堂(おおみどう)、南御堂(みなみのみどう)とも言う。
Aralarında Zazaca konuşanlar da olmakla birlikte çok büyük bir bölümü Kurmanci konuşur.弟分ながらもにゃんぱいあよりもしっかりしていて、かなりの毒舌家でもある。
Tom Grace'in saklanmasına yardım etmek için kasabalılarla konuşur.トムはグレースに町から逃げるよう提案する。
Kafiyeli konuşur.おならが喋る。
II. Hastalar tek perdeden konuşurlar.中二病がかったセリフを吐く。
Çolak Salih, Hoca’yı yakalamak üzere yola çıkar onu bulur, onunla konuşur.誰に対しても常に折り目正しく、瀑などの部下にも謹直な喋り方をする。
Arılar : Rep Şeklinde Konuşurlar.蜂(はち) ハチを模した形をしている。
Babası ile konuşurken tuhaf bir dil kullanır.父親同様の独特な言語を喋る。
Toplamda nüfusun %40'ı Fransızca, %60'ı Felemenkçe konuşur.およそ60%がドイツ語を話し、およそ40%がフランス語を話す。
Otururduk ve durumlarla ilgili konuşurduk.』に出演し、話題を集めた。
Arapların tamamına yakını Arapça konuşur ve çoğunluğu da İslam'a inanır.主要な民族は、アラブ人で、ほとんどがアラビア語を話す。
Bugün gençler Rusça’yı daha akıcı konuşurlar.今日では殆ど全員のヴェプス人は流暢にロシア語を話す。
Çok konuşurlar.かなり饒舌。
Bir süre konuşurlar.少し話が長い。
Partilerde bir sürü farklı insanla konuşurum.他にも 授業でいろいろな人々と出会う。
Aaron'un ikiz kardeşi olup 'homoseksüal dili' konuşur.イズナの双子の姉であり、関西弁のような方言で喋る。
Yaklaşık 100.000 kişi Zaiwa dili konuşur.しかし、約9万2千人がゲール語を理解できる。
Ülkenin güneyinde yaşayanlar Berberice konuşur.南部のバークレーと呼ぶ者もいる。
İskoç aksanıyla konuşur.強いスコットランドなまりで話す。
Köyün tamamı zazadır ve köyün tamamı Dımıli(Zazaki) konuşur.町は全て「まち」、村は全て「むら」と読む。
Bizim için de onların dilini konuşurken durum aynıdır.しかし貴方が我々に話しかける同じやり方でだ。
Annem yavaş konuşur.母はゆっくり話す。
Şakır şakır İngilizce konuşur.彼は英語がペラペラだ。
Herkes gittikten sonra biraz daha takılsak ya, konuşuruz?他の皆がいなくなってから、その辺をしばらくブラブラして話さないか?
Jack İngilizce konuşur.ジャックは英語を話す。
Şakır şakır Japonca konuşur.彼は日本語がペラペラです。
Arkadaşları geldiğinde onlarla konuşur.-他正和朋友說話。
Ertesi akşam Pyotr ve Pugachev birlikte yalnız konuşurlar.次日晚上,彼得与普加乔夫私下交谈。
Konuşurken “onlar”dan söz eder.她說話時都會以「っす」作為句尾。
Geceleyin üç kardeş toplanır, gündüz olup bitenleri konuşurlar.棗逸美(棗 いつみ(なつめ いつみ),聲:內山夕實) 高一生,生日是1月3日。
Bulgarlar, bugün Güney Slav dillerine dâhil olan Bulgarcayı konuşurlar.今天的保加利亚人已经斯拉夫化,他们的语言属于斯拉夫语族。
Bir süre konuşurlar.著周易賸言。