konuşur ile cümle

konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yaklaşık 30 milyon kişi bu gruba ait dillerden birini konuşur.Etwa die Hälfte aller Somali spricht einen Dialekt aus dieser Gruppe.
Halkı Farsça'nın bir lehçesi olan Dilicani dilini konuşur.Es ist umstritten, zu welcher Sprachfamilie das Paez gehört.
Hemen o dolabın ait olduğu öğrenciyi bulur ve onunla konuşur.Sie ging daraufhin zu einem der Studioverantwortlichen und sprach mit ihm.
Bizim için de onların dilini konuşurken durum aynıdır.Dasselbe gilt für ihre Sprache.
Onunla konuşur.Sie spricht zu ihm.
Sanskritçe ve öbür Hint dillerini konuşurlar.Sanskrit und die Sprachen Alteuropas.
O sırada Natla gelir.Konuşurlar.Zur Welt kommen – zur Sprache kommen.
Ama günümüzde Ukraynaca konuşurlar.Sie sprechen heute Somali.
İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı.Er kann gut tanzen, hasst Jazz und spricht neun Sprachen.
Peres, İbranice’nin yanı sıra, İngilizce ve Fransızca konuşur .Tamir spricht neben hebräisch auch englisch und französisch.
Sahilde Jin, Charlotte ile konuşur.Tina soll bei Charlotte bleiben.
Sadece Ben Kurt konuşur.Wirklich helfen kann aber nur der Wolf Askan.
Sokak dili konuşur.Die Sprache der Strasse.
Dimili ve Kuzey Kurmancisi konuşurlar.Der Soldat und das Stubenmädchen Prater.
Yaklaşık iki bin yıllık yazılı bir geleneğe sahip olan Tamilce dilini konuşurlar.Die tamilische Sprache kann auf eine eigenständige Literaturgeschichte von über 2000 Jahren zurückblicken.
Hush çok az konuşur ama konuştuğunda bilgece konuşur.Brick redet wenig, ist stur.
Zerdalan (Belawend...Laki konuşurlar, Yâresânidirler.)Wahrhaftigkeit: Die Sprecher unterstellen sich gegenseitig Wahrhaftigkeit (Aufrichtigkeit).
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Dabei werden leise Gebete gesprochen.
Koç Bobby'nin annesiyle konuşur.Der Vater lästert über Bobby und seine Mutter.
Bir bölümü Rusçayı ikinci dil olarak konuşur.Fast alle Osseten sprechen Russisch als Zweitsprache.
Anadolu, Azerbaycan, İran, Balkan ve Türkmenistan Türkleri Oğuz Türkçesi konuşurlar.Ahwazi, Aserbaidschaner, Belutschen, Kurden und Turkmenen werden im Iran diskriminiert.
Poil: Şirin bir hayalet pek korkutmaz, çileden çıkartıcak kadar çok konuşur.Das kleine Gespenst tut eigentlich niemandem etwas zuleide, außer es wird geärgert.
Silindir bir şapka takar ve genellikle İngilizce konuşur.Er trägt eine Brille und redet meistens etwas hochsprachig.
Ancak bu grubun hemen hemen hepsi Türkçeyi ana dil olarak konuşur.Inzwischen spricht die Mehrheit dieser Gruppe verschiedene türkische Dialekte als Muttersprache.
Cüceler kendi özgü dillerini konuşurlar.Berge sprechen ihre eigene Sprache.
Söz konusu programlarda, yazılı bir metni okumak yerine irticalen konuşur.Die Engine nutzt statt einer eigenen die Skriptsprache Lua.
Para konuşur.L'argent est roi.
O, İngilizce konuşur mu?Parle-t-il anglais ?
Açıkca konuşur.Il parle franchement.
Seninle konuşurken ayağa kalk!Redresse-toi quand je te parle !
Bir beyefendi gibi giyinir ancak bir şaklaban gibi konuşur ve hareket eder.Il s'habille comme un gentleman mais il parle et agit comme un clown.
Sizinle konuşurken ayağa kalkın.Redressez-vous quand je vous parle.
O biraz Arapça konuşur.Elle parle un peu l'arabe.
Çince konuşur musun?Parles-tu chinois ?
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Elle parle comme si elle savait tout.
Tanrı'yla İspanyolca, kadınlarla İtalyanca, erkeklerle Fransızca, atımla da Almanca konuşurum.Je parle espagnol à Dieu, italien aux femmes, français aux hommes et allemand à mon cheval.
İngilizce konuşurken hata yapmaktan korkma.N'aie pas peur de commettre des fautes lorsque tu parles anglais.
O Portekizce konuşur.Elle parle portugais.
Ben konuşurken sözümü kesmemenizi dileyebilir miyim?Puis-je demander de ne pas m'interrompre pendant que je parle ?
Rica ediyorum onunla konuşurken sözümü kesmeyin.Je vous prie de ne pas interrompre ma conversation avec lui.
Ben onunla konuşurken beni kesmeyin.Veuillez ne pas intervenir lorsque je lui parle.
Ben konuşurken bana bak!Regardez-moi quand je vous parle !
Tom hızlı konuşur.Tom parle vite.
Biz evde Fransızca konuşuruz.Nous parlons le français à la maison.
Her zaman tasviri asla olmayan yeni bir tarzda konuşurdu.Il parlait toujours d'une nouvelle méthode, sans jamais l'avoir décrite.
Başka bir dilde konuşurken gerginimdir.Je suis nerveux lorsque je parle une autre langue.
Tom iyi Fransızca konuşur, ama mükemmel değil.Tom parle bien le français, mais pas parfaitement.
Biri benimle Fransızca konuşursa anlayabilirim.Si quelqu'un me parle en français, je peux comprendre.
Fransızca konuşursan benim için daha iyi olur.Si tu parles français, ça sera mieux pour moi.
O, tek kelime İtalyanca konuşmaz ama çocukları akıcı bir şekilde konuşurlar.Elle ne parle pas un mot d'italien, mais ses enfants le parlent couramment.
Açıkça konuşur.Il parle franchement.
Sör Rodrik ve üçü, Bran'in suikastini konuşur.Les trois et Ser Rodrick discutent de la tentative d'assassinat de Bran.
Çok fazla konuşur.Il parle beaucoup.
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Continue de prier beaucoup, beaucoup.
Sadece Ben Kurt konuşur.Wolf voulant simplement dire loup.
Konuşurken “onlar”dan söz eder.Pour en parler elle dit simplement « ils ».
Çok konuşurlar.Très bavard.
Onlar konuşurken paket içindeki telefon çalmaya başlar.Comme ils parlent, le paquet commence à sonner.
O gece Kristi uykusundan uyanır ve kameraların görüş alanında olmayan biriyle konuşur.Durant la première nuit, Kristi se réveille et parle à quelqu'un se trouvant hors champ de la caméra.
Clancy, o bölümden beridir konuşurken görülmedi.Clancy n'est plus intervenu dans la série depuis.

İlgili Sayfalar