konuşur ile cümle

konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sadie Londraya has şiveyle konuşur.Sadie is a cockney.
İyi, Hikayen haklında disiplinde komiteye konuşursun. bu sabah ilk iş olarak.Well, you can tell your story to the disciplinary committee first thing in the morning.
Sonra o konuşur, ve sırayla bayrağı elden ele veririz.And then they talk, and then we pass the baton back and forth between each other.
Doğru. İmparatorla konuşurken bile sarhoş olmalı.Yes, maybe they're roaring drunk in front of God now.
O felemenkçe konuşur.She speaks Belgian.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizAnd if you talk about what you believe, you will attract those who believe what you believe.
Ve biz konuşurken bu halen inşa edilmekte.And this is in the process of being built as we speak.
Fareler üzerinde çalışken oldukça yavaş konuşurdum.Fareler üzerinde çalışken oldukça yavaş konuşurdum.
Telefon konuşmalarını dinlerdim ki telefonda çok konuşurdu.I was listening to her talk on the phone, which she did a lot.
Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.The whole earth was of one language and of one speech.
Yakup onlarla konuşurken Rahel babasının davarlarını getirdi. Rahel çobanlık yapıyordu.While he was yet speaking with them, Rachel came with her father's sheep, for she kept them.
Bat-Şeva daha kralla konuşurken Peygamber Natan geldi.Behold, while she yet talked with the king, Nathan the prophet came in.
O zaman konuşur, O'ndan korkmazdım, Ama bu durumda bir şey yapamam.then I would speak, and not fear him, for I am not so in myself.
Çünkü insan anlamasa da, Tanrı şu ya da bu yolla konuşur.For God speaks once, yes twice, though man pays no attention.
Kulaklarına konuşur, Uyarısıyla onları korkutur;Then he opens the ears of men, and seals their instruction,
Yalvarıp yakarır mı sana, Tatlı tatlı konuşur mu?Will he make many petitions to you, or will he speak soft words to you?
Oturup kardeşine karşı konuşur, Annenin oğluna kara çalarsın.You sit and speak against your brother. You slander your own mother's son.
İnsanlarla eğlenir, kötü niyetle konuşur, Tepeden bakar, baskıyla tehdit ederler.They scoff and speak with malice. In arrogance, they threaten oppression.
Krallığının yüceliğini anlatır, Kudretini konuşur;They will speak of the glory of your kingdom, and talk about your power;
Bilgili kişi az konuşur, Akıllı kişi sakin ruhludur.He who spares his words has knowledge. He who is even tempered is a man of understanding.
Onlar bana yakarmadan yanıt verecek, Daha konuşurlarken işiteceğim onları.It shall happen that, before they call, I will answer; and while they are yet speaking, I will hear.
Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.I speak as to wise men. Judge what I say.
Siz konuşurken ben bekledim, Siz ne diyeceğinizi araştırırken Düşüncelerinizi dinledim.Behold, I waited for your words; I gave ear to your reasons, whilst ye searched out what to say.
Arkadaşiyle konuşurken ona; "Ben malca senden zenginim, adamca da senden güçlüyüm." dedi.Arguing one day with his friend he said: "I have more wealth than you and more powerful kinsmen."
Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?""How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
Hayır dedi, (büyük putu göstererek) işte şu büyükleri yapmış; onlara sorun, eğer konuşurlarsa (!)"No," he said. "It was done by that chief of theirs. Ask him in case they can speak."
"Siz dünyada sadece on gün eğleştiniz" diye, aralarında saklı saklı konuşurlar.Whispering to one another: "You have tarried but ten days."
Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.Then why are you taken in by magic seeingly?"
"Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur.This, Our record, will speak about you truthfully.
Nasıl olur da dediler, beşikteki çocuk konuşur?"How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.They will ask each other questions,
Cennetlerdedir onlar, soralar, konuşurlar.Sitting in the gardens, asking
Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok.Then the former will say to the latter: "You have no privilege over us.
Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar.And when you do not bring a (Qur'anic) verse to them, they say: "Why don't you make one up?"
Ne zaman bir sure indirilse içlerinden biri, "Bu hanginizin imanını artırdı?" diye konuşur.When a Surah is revealed some of them remark: "Whose faith among you has it increased?"
Dediler: "Beşikteki bir sabiyle nasıl konuşuruz?""How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
Aralarında fısıldaşır gibi konuşurlar: "Ancak on gün filan kaldınız."Whispering to one another: "You have tarried but ten days."
Böbürlenen takım şöyle konuşur: "Gerçek şu ki, hepimiz ateşin içindeyiz.The arrogant will answer: "All of us are in it.
"Biz, dediler, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz?""How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin.Pleasing seem their persons when you look at them; and when they talk, you listen to their speech.
Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler."How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
"Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.Whispering to one another: "You have tarried but ten days."
Kendi aralarında sessizce konuşurken:“Dünyada, olsa olsa on gün kadar bir şey kaldınız.” derler.Whispering to one another: "You have tarried but ten days."
Eğer konuşurlarsa sorun bakalım onlara!”Ask him in case they can speak."
Yürürken ölçülü, mûtedil yürü!Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma!Be moderate in your bearing, and keep your voice low.
"Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz," dediler."How can we talk to one," they said, "who is only an infant in the cradle?"
Aralarında gizli gizli konuşurlar, "Siz (dünyada) sadece on kaldınız."Whispering to one another: "You have tarried but ten days."
Onlara sorun, eğer konuşurlarsa!," dedi.Ask him in case they can speak."
"Şöyle konuşurdu, 'Sen de doğruluyor musun?"Who used to say: 'Are you one of those who can testify to the truth?
Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin.Pleasing seem their persons when you look at them; and when they talk, you listen to their speech.
“Belki de,” dedi, “şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşurlarsa sorun bakalım onlara!”Said he, “Rather, their chief may have done it; so question them, if they can speak.”
"Hayır, o işi işte şu büyükleri yaptı. Onlara sorun, eğer konuşurlarsa!," dedi.Said he, “Rather, their chief may have done it; so question them, if they can speak.”
Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur.So too the ignorant say the like of them.
Kardeşim Harun, o, dil bakımından benden daha güzel konuşur.And My brother Harun!
"Ayrıca, kardeşim Harun benden daha iyi konuşur.And My brother Harun!
Konuşurlarsa sözlerini dinlersin.They are as blocks of wood propped up.
Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur.And those who have no knowledge of the Scripture also make similar claims.
Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır.Allah will not speak to them on the Day of Resurrection, nor will He make them grow.
"Kardeşim Hârun var ya, o benden lisanca daha etkilidir/benden daha güzel konuşur.Aaron, my brother—he is more eloquent than me in speech.
Şu anda etkin olan cümleleri konuşurSpeaks the currently active sentence(s)

İlgili Sayfalar