Sanki o zenginmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were rich.
O çok hızlı konuşur.He talks too fast.
İngiltere 'de doğmuş olmasına rağmen, o çok kötü İngilizce konuşuyor.Although he was born in England, he speaks English very badly.
O her zaman rastgele konuşur.He always tells at random.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.He speaks English fairly well.
O, o insanlar tarafından iyi konuşulur.He is well spoken of by those people.
O bana koleje girme konusunda biraz iyi tavsiyeler verdi.He gave me some good advice about entering that college.
O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.He grudged spending money on such a thing.
O, İngilizceyi çok iyi konuşur.He speaks English very well.
Alman aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a German accent.
İngilizceyi Alman aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a German accent.
O para konusunda çok cimridir.He is very stingy with his money.
O çok neşeyle konuşur.He talks very cheerfully.
Ne kadar da akıcı İngilizce konuşuyor!How fluently he speaks English!
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
O Fransızca konuşur.He speaks French.
O, Fransızcayı hem konuşur hemde yazar.He both speaks and writes French.
Sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks as if he were an American.
İngilizceyi sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks English as if he were an American.
Dünyadaki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He talks as if he knew everything under the sun.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He speaks as if he knew everything.
Sanki sırrı biliyormuş gibi konuşur.He talks as if he knew the secret.
O her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He speaks as though he knew everything.
Bir öğretmenmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were a teacher.
O, sanki bir uzmanmış gibi konuşuyor.He speaks as if he were an expert.
Sanki yaşlı bir adammış gibi konuşur.He talks as if he were an old man.
O, iyi konuşur.He talks well.
O, Rusçayı mükemmel şekilde konuşur.He speaks Russian perfectly.
Bana içki konusunda konferans verdi.He gave me a lecture on drinking.
O, iyi bir İngilizce konuşucusudur.He is such a good English speaker.
O, İngilizce konuşur mu?Does he speak English?
O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.He speaks French as well as English.
O, sadece İngilizce ve Almanca konuşur, onlardan hiçbirini anlamam.He speaks only English and German, neither of which I understand.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
O, İngilizce ve Fransızca konuşur.He speaks English and French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O, İngilizce konuşmamak için Fransızca konuşur.He speaks French, not to speak of English.
Hem İngilizce hem de Fransızca konuşur.He speaks both English and French.
O, iyi İngilizce konuşur.He speaks English well.
O, İngilizceyi bir Amerikalı kadar akıcı bir şekilde konuşur.He speaks English as fluently as if he were an American.
O, biraz İngilizce konuşur.He speaks English a little.
O, bir yerli gibi İngilizce konuşur.He speaks English like a native.
O, İngilizce konuşuyor.He is speaking English.
O İngilizce konuşur.He speaks English.
İngilizceyi çok iyi konuşur.He is a very good speaker of English.
İngiltere'de doğdu, İngiltere İngilizcesi konuşuyor.Born in England, he speaks British English.
O konuşuyordu.He was speaking.
Her şeyi biliyormuş gibi konuşur.He talks as though he knew everything.
Sanki her şeyi biliyor gibi konuşuyor.He talks as if he knows everything.
O fiyat değişikliği konusunda bir uyarı koydu.He put up a notice about the change in price.
O, para konusunda bir şey söylemedi.He said nothing as to money.
O, ona biraz borç para verme konusunda amcasına yaklaştı.He approached his uncle about lending him some money.
Peşin mi ya da çekle mi ödeyeceği konusunda o hiçbir şey söylemedi.He didn't say anything as to whether he was going to pay in cash or by check.
Konuşulan İngilizceye büyük önem verdi.He put great emphasis on spoken English.