Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşu ile cümle

konuşu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben diğer çocuklarla konuşursam kıskanır.He gets jealous when I talk to other guys.
Ben sürekli olarak kendi kendime konuşurum.I constantly talk to myself.
Mary, güzelliği konusunda kendini beğenmiştir.Mary is arrogant about her beauty.
Ne olduğu hakkında konuşuyor olmamız gerekmiyor mu?Shouldn't we be talking about what happened?
Tom neden konuşuyor?Why is Tom talking?
Ben her zaman kendi kendime konuşurum.I talk to myself all the time.
Hangi dilleri konuşuyorsunuz?Which languages do you speak?
Hepiniz Çince konuşuyor musunuz?Do all of you speak Chinese?
İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşurum.I speak English, French and Spanish.
Ben İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşuyorum.I speak English, French, and Spanish.
Bu film tam olarak kitabın konusunu izliyor.This movie follows the book's plot exactly.
Tehlike şudur, İbranice pazarda ama İngilizce üniversitelerde konuşulacak.The danger is that Hebrew will be spoken in the bazaar, but English in the universities.
Boş boş konuşuyorsun.You're talking out of your ass.
Ne okumam gerektiği konusunda emin değilim: Harry Potter'mu yoksa Kutsal Kitap mı?I'm not sure what I should read: Harry Potter or the Bible?
Ben yabancı bir dil konuşuyorum.I'm speaking a foreign language.
Ben akıcı bir biçimde İngilizce konuşurum.I speak English fluently.
O, Uygurcayı iyi konuşur.He speaks Uyghur well.
Tom mükemmel olmasa bile Fransızcayı iyi konuşur.Tom speaks French well, though not perfectly.
Tom konusunda iyidir.Tom is good at his subject.
Şimdi benim inanç konusunda gerçekten kafam karıştı.I'm really confused about my faith right now.
Bütün arkadaşlarım Fransızca konuşurlar.All my friends speak French.
Tom çok konuşmaz fakat konuşursa herkes dinler.Tom doesn't speak much, but when he does, everybody listens.
O, İngilizceyi garip bir aksanla konuşuyor.She speaks English with an odd accent.
Çocuklarımın hepsi nasıl Fransızca konuşulacağını öğrenmek istiyor.All of my kids want to learn how to speak French.
Tom'u ne zaman görsem telefonunda konuşuyor.Every time I see Tom, he's talking on his phone.
Uygun bir şekilde nasıl Fransızca konuşulduğunu bilmiyorum.I don't know how to speak French properly.
Tom'dan yardım isteme konusunda biraz tereddütlü olduğumu kabul etmek zorundayım.I have to admit I'm a little hesitant about asking Tom for help.
Ne yapmam gerektiği konusunda biriyle konuşmak zorundayım.I have to talk to somebody about what I should do.
Ne olabileceği konusunda Tom'u uyarmalıyım.I have to warn Tom about what might happen.
Toplantıya katılamayacağım konusunda Tom'u bilgilendirdim.I informed Tom that I wouldn't be attending the meeting.
Onu yaparsan ne olacağı konusunda seni uyardım.I warned you what would happen if you did that.
Fransızca konuşup konuşamadığını merak ediyordum.I was wondering if you can speak French.
Tom'un Fransızca konuşup konuşamadığından emin değilim.I'm not sure whether Tom can speak French or not.
Bunun küçük bir tören olması konusunda anlaştık.We agreed it would be a small ceremony.
Tom da Fransızca konuşur.Tom also speaks French.
Tom her zaman her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Tom always talks as if he knows everything.
Tom ve ben ne yapmamız gerektiği konusunda birbirimizle tartıştık.Tom and I argued with each other about what we should do.
Tom ve Mary bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't agree on how it should be done.
Tom ve Mary ne yapacakları konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't agree on what to do.
Tom ve Mary hangisini satın alacakları konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't agree on which one to buy.
Tom ve Mary Boston'a mı yoksa Şikago'ya mı gidip gitmeyecekleri konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't decide whether to go to Boston or Chicago.
Tom olan konusunda çok suçlu hissetti.Tom felt very guilty about what happened.
Tom'un ne kadar şanslı olduğu konusunda hiç fikri yok.Tom has no idea how lucky he is.
Tom hayvan davranışları konusunda bir uzmandır.Tom is an expert on animal behavior.
Tom ne yapması gerektiği konusunda kararsız.Tom is uncertain what he should do.
Tom yalnız olduğunda sık sık kendi kendine konuşur.Tom often talks to himself when he's alone.
Tom nadiren Fransızca konuşur.Tom rarely speaks French.
Tom benim konuştuğumdan daha hızlı konuşur.Tom speaks faster than I do.
Tom şiddetli bir güney aksanıyla konuşur.Tom speaks with a deep southern accent.
Tom hafif bir aksanla konuşur.Tom speaks with a slight accent.
Tom hafif bir Fransız-Kanadalı aksanıyla konuşur.Tom speaks with a slight French-Canadian accent.
Tom bir güney aksanıyla konuşur.Tom speaks with a southern accent.
Tom değiştiği konusunda Mary'yi ikna etmeye çalıştı.Tom tried to convince Mary that he'd changed.
Tom öyle travma geçirmiş ki güçlükle konuşuyordu.Tom was so traumatized he could barely speak.
Tom konferans masasının etrafında toplanmış bir grup erkekle konuşuyordu.Tom was talking to a group of men gathered around the conference table.
Tom konuşurken Mary'nin ona daha çok dikkat etmesini istiyor.Tom wishes Mary would pay more attention to him when he talks.
Tom hız konusundaki tüm rekorları kırdı.Tom broke all records for speed.
İtfaiyeci yangın hakkında konuşuyor.The firefighter is talking about the fire.
Onun ebeveynleri Japon olduğu için Mary evde genellikle Japonca konuşur.Since her parents are Japanese, Mary usually speaks Japanese at home.
Onun ebeveynleri Fransız olduğu için, Tom genellikle evde Fransızca konuşur.Since his parents are French, Tom usually speaks French at home.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod