konuştular ile cümle

konuştular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Öğle yemeğinde Lincoln'ün davası hakkında konuştular.It was a pivotal trial in Lincoln's career.
Ayrıca, ayrı bir kısa menzilli iletişim telsizi taktık ve robotlar birbirleriyle konuştular.We also attach a discrete short-range communication radio, and the robots talk to each other.
Bilgilendirme ve izin bölümü sırasında olabilecek riskler hakkında konuştular.There were a lot of risks involved that they talked about during the informed consent portion.
Fakat, onlar binadan çıkıp 60 kişiyle... ...Yankee Stadyumuna gidip 60 kişiyle konuştular.But they got out of the building and spoke to 60 people - 60 people by going to
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.But they also talked about which candidate they were going to support.
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:They came near to the steward of Joseph's house, and they spoke to him at the door of the house,
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Yes, they spoke against God. They said, "Can God prepare a table in the wilderness?
(Fir'avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular.So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
Şöyle konuştular: "Çağır Rabbine bizim için, açıklasın bize neymiş o!""Call on your Lord for us," they said, "that He might inform us what kind she should be."
Firavun toplumunun kodamanları şöyle konuştular: "Bu adam gerçekten çok bilgili bir büyücü."The nobles of Pharaoh said: "He surely is a clever magician.
"Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular.They say: "Then this returning will be a dead loss."
Şöyle konuştular: "O bizim üzerimizde nasıl saltanat kurabilir?Hearing this, they replied, "How has he been entitled to become king over us?
Bakanlar Kosova konusunda da konuştular.The ministers also talked about Kosovo.
Bakanlar Lizbon Anlaşması'nın onaylanması hakkında da konuştular.They also discussed ratifying the Lisbon Treaty.
Yetkililer umutsuz fakat önlerindeki güçlüklere karşı azimli konuştular.Officials sounded gloomy but resigned to hardships ahead.
Böylece Hasan'a gittiler ve konuştular ve barışı kabul etmeleri için ona başvurdular.So, they went to Al-Hasan and talked and appealed to him to accept peace.
Ukraynalı bilim insanları bu dönemde ilk kez ulusal üniversitelerin izleyicileriyle konuştular.For the first time Ukrainian scientists spoke to the audience of national universities.
Doğa tarihi hakkında konuştular ve Meigen, Kont Lacépède'e, Diptera çizimlerini gösterdi.They talked about natural history and Meigen showed Count Lacépède his drawings of Diptera.
Romalılar, Latince konuştular.Die Römer sprachen Latein.
Karşılıklı olarak konuştu­lar, konuştular!Und sie sprechen miteinander, trösten sich.
Gelince de konuştular...Im Gespräch mit ...
Benim anlayamayacağım kadar çok hızlı konuştular.Hablaban demasiado rápido para que yo les entendiera.
Onlar Fransızca konuştular.Hablaban francés.
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.A los supervivientes se les ordenó no hablar sobre lo ocurrido.
Herzog'a göre iki gün boyunca hiç durmadan konuştular ve birbirleri ile hikâyelerini paylaştılar.Fueron a cenar y hablaron mutuamente de su pasado.
Film sırasında konuştular.Во время фильма они разговаривали.
Onlar sessizce konuştular.Они тихо говорили.
İki araçtaki kozmonotlar telsiz vasıtasıyla birbirleriyle konuştular.В кабине управления 2 пилота, переговариваются друг с другом с помощью радионаушников.
Gelince de konuştular...وهم بدءوا بالسؤال....
Gelince de konuştular...E comecei a falar ...
Sabinus ve Cotta nasıl bir cevap verecekleri hakkında tüm gece boyunca konuştular.Sabinus en Cotta vergaderden de hele nacht over wat ze zouden doen.
Karşılıklı olarak konuştu­lar, konuştular!Там вони зустрілися і розговорилися.
Ayrıca oradaki müşteriler ve müdür ile konuştular.До них приєдналися клієнти та партнери банку.
Sabinus ve Cotta nasıl bir cevap verecekleri hakkında tüm gece boyunca konuştular.Sabinus a Cotta zaujali rozdílná stanoviska.
Burada üçü, Aleksios'un taht haklarının yeniden alınmasının olasılıklarını konuştular.V tento čas tito tři diskutovali o možnosti použít křižáckou armádu pro obnovení Alexiova práva na trůn.
İki araçtaki kozmonotlar telsiz vasıtasıyla birbirleriyle konuştular.Oba týmy spolu navzájem komunikovaly pomocí rádia.
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.Vyprávějí, jak se s nečekanou skutečností vypořádali.
İki araçtaki kozmonotlar telsiz vasıtasıyla birbirleriyle konuştular.De to kosmonauter talte også sammen over radio.
Gelince de konuştular...De talte bl.a.
Sabinus ve Cotta nasıl bir cevap verecekleri hakkında tüm gece boyunca konuştular.Sabinus og Cotta diskuterte hele natten om hva de skulle gjøre.
Şahitler, yapmamaları söylendiği halinde halde olayla ilgili konuştular.生存者は何が起こったかについて語らないよう命じられた。
Ayrıca oradaki müşteriler ve müdür ile konuştular.他に顧問と主任が置かれている。
Gelince de konuştular...그들이 내게 왔을 때 . . .
Gelince de konuştular...מיד פתח ואמר...
İki araçtaki kozmonotlar telsiz vasıtasıyla birbirleriyle konuştular.Kozmonauti na palubách oboch lodí tiež po prvýkrát v histórii navzájom medzi sebou komunikovali cez rádio.
Burada üçü, Aleksios'un taht haklarının yeniden alınmasının olasılıklarını konuştular.Visi autoriai sutinka, kad šios kautynėse Peukestas pasižymėjo išgelbėdamas Aleksandro gyvybę.
60'tan fazla müşteriyle konuştular.1つの顧客セグメントだと思っていたのが
60'tan fazla müşteriyle konuştular.60여명을 만나봤죠
60'tan fazla müşteriyle konuştular.مع مجموعة من العملاء فاق عددهم الستين.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›농부들이 그를 보고 서로 의논하여 가로되 이는 상속자니 죽이고 그 유업을 우리의 것으로 만들자 하고
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›וכראות אתו הכרמים נועצו יחדו לאמר זה הוא היורש לכו ונהרגהו ותהי לנו הירשה׃
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›فلما رآه الكرامون تآمروا فيما بينهم قائلين هذا هو الوارث. هلموا نقتله لكي يصير لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不 料 、 園 戶 看 見 他 、 就 彼 此 商 量 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 我 們 殺 他 罷 、 使 產 業 歸 於 我 們
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不料 、 園戶 看 見他 、 就 彼此 商量 說 、 這是 承受 產業 的 . 我 們殺 他 罷 、 使產業歸於 我們
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.2月3日の時点では
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.Aber sie haben auch besprochen, welchen Präsidentschaftskandidaten sie unterstützen werden.
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.Ale řešily také, koho podpořit v primárkách.
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.Au vorbit, de asemenea, și despre candidatul pe care aveau să-l sprijine.
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.또한 어떤 후보자를 지지할 것인가에 대해서도 이야기 하지요.
Ama hangi adayı destekleyeceklerini de konuştular.Maar zij praatten ook over welke kandidaat ze zouden gaan steunen.
İlgili Sayfalar