konuştu ile cümle
konuştu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Gelince de konuştular...E comecei a falar ...
Konuştuğu sürece, ki bunu durmaksızın yapar, düşünmesine gerek kalmaz.Porque quando você está pensando, você não pode ver.
Tom çok fazla konuştu.Tom falou demais.
Biz dün konuştuk.Conversamos ontem.
Tom bana Fransızca konuştuğunu söyledi.O Tom me disse que falava francês.
Dün onunla konuştum.Eu falei com ela ontem.
Eski arkadaşlar gibi konuştuk.Nós conversamos como velhos amigos.
Tom'un konuştuğu konuda en ufak bir fikrim yok.Eu não faço a menor ideia sobre o que o Tom está falando.
Tom'un Fransızca konuştuğundan eminim.Tenho certeza de que Tom fala francês.
Sabinus ve Cotta nasıl bir cevap verecekleri hakkında tüm gece boyunca konuştular.Sabinus en Cotta vergaderden de hele nacht over wat ze zouden doen.
Tom ya da Jerry filmlerde fazla konuşturulmamıştır.Tom en Jerry spreken zo goed als nooit.
Çocuklarım için konuştum.Mijn leven verteld aan mijn kinderen.
Ne hakkında konuştuklarınızı şimdi anlıyorum.Dan bespreken ze wat ze nu gaan doen.
Yıldız battığında ise "Batıp gidenleri sevmem!" diye konuştu.Voor de overgave zei hij tot zijn mannen: "Ik heb niet lang meer te leven.
Ertesi sabah, şehirde herkesin onları konuştuğunu öğrenirler.De volgende ochtend wordt het verhaal in het hele dorp verteld.
Günümüzde 150-200 milyon kişinin bu dil grubuna ait dilleri konuştuğu tahmin edilir.Geschat wordt dat er 12 tot 15 miljoen mensen op de wereld dit dialect spreken.
Marge'ın konuştuğu Shep ve Jerry, olayla ilgileri olmadığını ileri sürer.Marge ondervraagt Jerry en Shep, die beiden ontkennen iets van de zaak af te weten.
Diyalog, Kriton’un Sokrates’e Lykeion’da kimle konuştuğunu sormasıyla başlar.Crito vraagt aan Socrates met wie hij gisteren heeft zitten praten.
Maggie'nin ağladığı ve konuştuğu bölümler, Nancy Cartwright tarafından seslendirmektedir.Todds stem wordt gedaan door Nancy Cartwright.
Biraz konuştuktan sonra dua etmeye başlarlar.Daarna begint men met het bidden van dit gebed.
İç politika ile ilgili konuşmalarının yanı sıra, dış politika ve ulusal sorunlar üzerine de konuştu.Daar voerde hij het woord over onder andere sociale zaken en buitenlandse zaken.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Ik heb echt liever niet dat je... rondbazuint tegen anderen dat ik met je praat.
Konuştuklari dil Arapça'nın mahallemice lehçesidir.De talen die zij spraken behoren tot de Arawaktaalfamilie.
Yunanlar ise Yunanca konuştuklarını ve Yunan olduklarını iddia etmektedirler.De Griekse bevolking daar zijn Grieks-orthodox en ze spreken Grieks.
Ve 2 gün birlikte oldu, tanıştık ve uzun uzun konuştuk.Ze kwamen kijken en er werd dagenlang gefeest.
Sümerler kendi ülkelerine Kengir, konuştukları dile Emegir ve kendilerine Sag-giga derlerdi.'Laat hen zwijgen' en ook: 'laten zij thuis hun mannen om opheldering vragen. (vgl.
Bizi fazla konuşturmadan hayır duamızı almanızı istiyoruz, göreyim sizi.Als jullie vinden dat ik de woorden lelijk uitspreek, luister dan niet.
Got, Gotik yazı tipi ile konuşturulmuşlardır.Hij is geschreven in een gotische textura.
Konuştukları dile Ös adını verirler.Ze spreken het gelijknamige Akan.
Bundan sonra işimiz daha da zor olacak" diye konuştu.Anders vrees ik dat het te laat zal zijn.”
Onunla telefonda onun hakkında konuştum.Ik heb hem daarover gesproken met de telefoon.
O, yumuşak bir sesle konuştu.Ze sprak met zachte stem.
Müzik hakkında konuştum.Ik heb over muziek gesproken.
Tom bana Fransızca konuştuğunu söyledi.Tom zei me dat hij Frans sprak.
Onunla kim konuştu?Wie heeft met ze gepraat?
Parayla ilgili konuştum mu?Heb ik het over geld gehad?
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We hebben manieren om vrouwen te laten praten, maar we hebben niets om ze te laten zwijgen.
Olaydan üç gün sonra The View programına katılan Swift bu konu hakkında konuştu.Dwa dni po wydarzeniu Swift gościła w programie The View, w którym opowiedziała o sytuacji.
Mahkumlar birbirleriyle ve gardiyanlarla kesinlikle görüştürülmez ve konuşturulmazdı.Strażnicy ani więźniowie nie mogli ze sobą rozmawiać.
Ne yaptığını ve kiminle konuştuğunu anımsayamaz. ^ "IMDb Top 250" .Nie zgadniecie z kim pojechała!, RMF FM (pol.).
2005 yılında Negroponte, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda konuştu.Od 2005 roku aktywnie uczestniczy w obradach Światowego Forum Ekonomicznego w Davos.
X, Esmé'nin düğününe karısıyla konuştuktan sonra gitmemeye karar verdiklerini açıklar.Dochodzi do tego, gdy Alicja ucieka tuż przed swoimi zaręczynami.
Biraz konuştuktan sonra dua etmeye başlarlar.Kiedy się zmęczyła zaczęła się modlić.
Çok üzücü bir haber." diye konuştu.Mamy złą wiadomość...”
Tujia dili; Tujiaların konuştuğu dil.Inny język, ta sama prawda, jak mówi.
Pope Michael'la bir şeyler konuştu.Krótko umawiał się z Michelle.
Ben hem konuştum, hem iş yaptım.Widocznie się myliłem – zaczynam myśleć.
Heath'i özleyeceğiz ve onu hiç unutmayacağız" diye konuştu.Przed śmiercią wypowiada słowa do Prickles: "Nigdy nam tego nie wybaczysz".
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.Rozmawiała ze mną po angielsku żeby się popisać.
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.Rozmawiał ze mną po angielsku żeby się popisać.
Tom seninle Mary hakkında konuştu mu?Czy Tom rozmawiał z tobą o Mary?
Telefonda konuştuğunu duydum.Słyszałam jak rozmawiałeś przez telefon.
Bunun ardından kundaktaki İsa konuştu ve şu cümleleri söyledi: "Şüphesiz, ben Allah'ın bir kuluyum.Maria svarade och sade: "Det som är fördolt för er skall jag förkunna för er."
Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır.Flertalet vittnen berättar att de hört en misstänkt, men ingen är överens om vilket språk som talats.
Tom ya da Jerry filmlerde fazla konuşturulmamıştır.Tom och Jerry småpratar också lite i den här filmen.
Biraz konuştuktan sonra dua etmeye başlarlar.Innan arbetet startar ber man en bön.
Ayrıca akıcı bir şekilde Fransızca konuştu.Hon talar även flytande franska.
Daha çok ben konuştum o dinledi.Själv satt jag och lyssnade.
İşin ilginç yanı kendisi de konuştuğu kişinin kim olduğunu bilmemektedir.Han är också den enda personen utanför staten som vet vilka de egentligen är.
Mamafih, Başbakanlıktan istifa ettikten sonra zaman zaman Avam Kamarası'nda konuştu.Hon talade dock emellanåt i underhuset efter att hon var premiärminister.